Festivaller eğlenceli olmasına eğlenceli ama yiyecek/içecek sıraları tüm keyfi kaçırabiliyor. Sırf konseri ya da etkinliği kaçırmamak için aç kalan çok. Yıllardır bu soruna çözüm bulmaya çalışan yetkililer teknolojik çözüm arayışlarını hızlandırdı. Festivallere özel uygulamalar alanlarda tüm zamanın eğlenceye kalmasını sağlıyor. Bazen yiyeceğiniz ve içeceğiniz olduğunuz yere bile geliyor. Bu kolaylık satışları % 30 arttırırken, kişi başı ortalama harcama da 190 TL - 250 TL'ye kadar çıkıyor.

Ne mutlu ki gün geçtikçe festival sayımız artıyor. Günlerce sürenlerin yanında tek günlük tematik festivaller de hayli gönül çelmeye başladı. Bunlardan biri de 2.'si geçtiğimiz günlerde yapılan 'İstanbul Moda ve Müzik Festivali'ydi. Festival ilk bakışta 'Moda ve müzik mi?' diye anlık bir sorgulatma yaşatsa da aslında ne kadar birbirini besleyen alanlar olduğu tarihteki örneklerinden de anlaşılabiliyor. Tek bir şarkıdan etkilenerek koleksiyon hazırlayan modacılar ya da sesi kadar giydikleriyle de dönemine damga vuran sanatçılar desek... Hepimizin gözünde saniyesinde birkaç isim canlanıyor.

Bu yıl da festivalde sahne önünde olup kendini müziğin ritmine kaptırmayanlar alandaki çeşitli stantları gezip, atölyelere ve söyleşilere katıldılar. Modacılar, söyleşilerde uzun uzun müziğin tasarım aşamasında kendilerine kattıklarından bahsettiler. İşin ilginci İstanbul'un en merkezi alanlarından Küçükçiftlik Park'ta yapılan festival henüz 2. yılında olmasına rağmen bunu hiç hissettirmeyenlerden. Nedeni biraz teknolojik...

Hepimizin kalabalık alanlara girerken yaşadığı en büyük korkulardan biridir cüzdanını, çantasını çaldırma. Bu kalabalık alan bir eğlence yeri ise ve içilecekse korkular biraz daha çoğalıyor haliyle. Sabahına nereye ne kadar harcadığını bilememek var. Bunlar bir tarafa, o kalabalık içinde canın bir şeyler içmek ya da yemek istediğinde saatlerce sıra beklemek de var.

Festival kampanyası

Ne yalan söyleyeyim, ben alana girdiğim andan itibaren 'Sanırım fazla katılım olmamış' diye düşündüm. Ne bir içecek sırası vardı ne de yiyecek. 'Aman festivali kaçırmayalım' diyerek sanki kimse bir şeyler almaya yeltenmemiş gibiydi. Festivalde kapalı devre ödeme ve yönetim sistemi olan bir mobil uygulama kullanıldığını öğrendim. Caner Istı ve Eren Dedeoğlu ile ekibi tarafından geliştirilen sistemde etkinliğin line up'ından lokasyon ve ulaşımına, yemek ve içecek satış noktalarındaki harcamalardan erken ve hızlı giriş fırsatına, vale otopark hizmetinden atölyelere, bilet alımından odaya servise kadar festivale dair ne varsa anlık olarak bulabiliyorsunuz. Hesabınıza para yükledikten sonra siz saniyeler içinde karekodunuzu okutarak aldığınız kahvenizi yudumlarken hangi sahnede kimin çıktığı, hangi söyleşinin nerede başladığını da böylece öğrenebiliyorsunuz. Cüzdan düşürme, para çaldırma riski de düşüyor. Festival sonunda kalan bakiye iade ediliyor. Kim ne harcadığını, ne aldığını biliyorken satıcılar da kişiye özel indirimler/kampanyalar uygulayabiliyorlar.

Alışverişte Van farkı

Böylece bir içecek içmek isterken tüm festivaliniz mahvolmuyor. Türkiye'de festival alanında yaşanan zorluklardan dolayı alışverişten vazgeçme oranı % 50'lere kadar çıkıyormuş. Ancak sistem ile ödeme işlemi kredi kartından bile 4 kat daha hızlı bir şekilde gerçekleştiği için satışlar % 30 artmış. Geçtiğimiz yıl uygulamanın olduğu festivallere katılan 70 bin katılımcı 250 binden fazla işlem gerçekleştirmiş. Özellikle Van'da beklenenin çok üzerinde bir ciro elde edilmiş. Ortalama segmentte kişi başı 190 TL, bir üst segmentte de 250 TL harcanıyormuş.