Tüp Bebekte PRP Uygulaması

Çözüm için yeni bir umut mu?

Tüp bebek tedavilerinde sıklıkla çiftin ve doktorun elini kolunu bağlayan ve bazen de artık tedaviden umut kesilmesine neden olan durum kadının yumurtalık rezervinin çok azalması ve sağlıklı yumurta ve embriyolar elde edilmesinde sıkıntılar yaşanmasıdır.

Bu soruna kısmen de olsa çözüm olabileceği ve elde edilen yumurtaların sayısında artış sağlanabileceği ileri sürülen PRP denilen yöntem, açık adı ile trombosit ( kanda pıhtılaşma hücreleri ) ve büyüme faktörleri yönünden zengin plazmanın (Platelet-Rich Plasma) tedavi edilecek, üzerinde işlem yapılacak organ veya dokuya uygulanması yöntemidir. Bu yöntem, yaklaşık olarak 30 yıldan uzun bir süredir ortopedi, spor hekimliği ve plastik cerrahi gibi branşlarda doku tamirine yardımcı olmak amaçlı kullanılmaktadır.

PRP yöntemini uygulamak için öncelikle hastanın kendisinden alınan kan belirli işlemlerden geçirilerek ayrıştırılır ve kanın trombositten zengin plazma kısmı elde edilir. Elde edilen bu plazma, hedef dokuya verilerek işlem gerçekleştirilir ve dokudaki öncü hücreleri uyarması beklenir.

Tüp Bebekte PRP Yöntemi Nedir?

Tüp bebek alanında yapılan çalışmalar PRP uygulamasının başarıyı arttırmak amacıyla iki farklı şekilde kullanılabileceğini göstermektedir. Halk arasında yumurta gençleştirme olarak da ifade edilen PRP uygulaması en sıklıkla yumurtalık dokusunun bu enjeksiyonlarla potansiyelinin zorlanarak bir tedavi sürecinde daha fazla sayıda yumurta elde edilmeye çalışılmasıdır. Diğeri ise rahim iç zarı ( endometriyum) kalınlaşması ile ilgili problemlerde bu amaçla rahim içerisine verilerek zarda yeterli kalınlık ve olgunlaşmanın sağlanmasıdır.

PRP rahim içerisine uygulanacaksa hastaya herhangi bir anestezi verilmez ve kesinlikle acısız bir işlemdir. Yumurtalık içerisine enjeksiyon yapılacaksa tıpkı yumurta toplama işleminde olduğu gibi anestezi altında gerçekleştirilir ve bu şekilde hasta herhangi bir acı duymaz.

Yapılan çalışmalar özellikle işlem yapılan dönemden sonraki 2-4 aylık bir süreçteki başarıdan bahsetmektedir.

PRP Yöntemi ile gebe kalan var mı? Başarı gerçekten artıyor mu?

PRP ile kadının yumurtalıklarının uyarılması ve gebelik elde edilmeye çalışılması konusunda insanda ilk çalışma 2016 yılında ESHRE (Avrupa Üreme Tıbbı ve Embriyolojisi Derneği ) Kongresi’nde bildirilmiştir. Bu araştırmada menopoz sürecinde olduğu bildirilen 8 kadında sınırlı da olsa folikül gelişimi ve olgun yumurta eldesi sağlandığı (ortalama 1.5 olgun yumurta hücresi) ve elde edilen embriyoların dondurulduğu bildirilmiştir.

Daha sonrasında, birkaç çalışmada PRP uygulamasının yumurta eldesi konusunda sayısal artış sağladığı ve başarılı olduğunu iddia eden fakat içerik açısından tartışmalı bazı çalışmalar da yayınlanmıştır.

Çalışmalarda her ne kadar gebelik sağlandığı bildirilmiş olsa da PRP yönteminin bu vakalarda istatistiksel olarak anlamlı bir başarı sağladığı konusunda henüz yeterli veri bulunmamaktadır. Benzer şekilde PRP’nin rahim zarı problemi olan hastalarda rahim içerisine verildiği uygulamalarda da münferit olarak bazı iyileşmeler gözlense de istatistiksel olarak başarılı olduğu yönündeki sonuçlar tartışmalıdır.

PRP gibi uygulamaların klinik açıdan güvenli olduğunun ve başarıyı artırdığının tespit edilebilmesi için benzer sorunları olan çok sayıda kadının içinde olduğu, PRP uygulanan ve uygulanmayan kadınların istatistiksel olarak karşılaştırılabildiği yeni tıbbi çalışmalara ihtiyaç vardır.

PRP Uygulamasının Riski Var mı?

Gelinen aşamada PRP yönteminin tüp bebek tedavilerinde başarıyı arttırması amaçlı kullanımının önünde ciddi olarak göz önüne alınması gereken önemli noktalar vardır.

Teknik ne kadar güvenli?

PRP yönteminin üreme tıbbı alanında henüz kanıtlanmış bir başarısının olmadığı gibi, uygulandığı doku ve organlardaki olası olumsuz etkileri ve güvenli kullanımı konusunda da elimizde yeterli veri bulunmamaktadır. “Yumurtalık gençleştirme” amacıyla uygulanması düşünüldüğünde, PRP solüsyonu yumurtalık içerisine aynı yumurta toplama işleminde (OPU) olduğu gibi vajinadan geçen bir iğne yardımı ile yumurtalıkların içerisine verilmektedir. Tüp Bebek merkezlerinde sık yapılan bir işlem olan yumurtalıklara iğne ile ulaşılması tekniğindeki risklere benzer bir risk söz konusudur. Dolayısıyla her girişimsel işlem gibi bu işlemin minimal de olsa kendine ait riskleri vardır ve uygulama sırasında ve sonrasında hasta sağlığı açısından önemli bir sorun yaratıp yaratmadığı izlenmelidir.

Şimdiye kadar uygulanan PRP tedavilerinin ardından geçen 3 -4 ay içinde bu olumlu etki gözlenebilmiştir. Etkinin objektif olarak değerlendirilmesi amacıyla Uygulamadan sonra yumurtalıklarda yeni yumurta oluşup oluşmadığını izlemek için adet gören kadınlarda adet sırasında, adet görmeyen kadınlarda ise her ay düzenli aralıklarla AMH ve FSH düzeyleri ölçülür. Bu şekilde spontan ( kendiliğinden ) gebelikler de bildirilmiştir. Ancak Tüp Bebekte PRP uygulaması henüz çok yeni sayılabilecek bir işlem olduğu için tedavinin uzun vadedeki etkisini tam olarak tahmin edebilmek zordur. Bu bağlamda PRP tedavisinin etkisi sadece birkaç aylık yumurta artışını sağlayan bir etki mi yoksa sonrasında da devam eden bir etki mi bununla ilgili kesin yargılarda bulunmak için erkendir.

Önümüzdeki süreçte bu uygulamanın gerçek başarısının ne olduğu çalışmalar sayesinde öğrenilecektir.

Prof. Dr. Selman Laçin