‘Artık uluslararası piyano yarışmalarında Türklerin adını gören diğer çocuklar endişe duymaya başladılar’ cümlesini sarf eden Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Anasanat Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Burcu Aktaş Urgun’un öğrencisi 13 yaşındaki Tarık Kaan Alkan başarıdan başarıya koşuyor. Annesi piyano ve keman öğretmeni olan Kaan’ın birçok uluslararası yarışmada derecesi var. Hocasının beni konserine davet etmesi sonucu haberdar olup, keyifle dinlediğim genç yetenek Tarık Kaan Alkan’ın ileride çok daha büyük başarılara imza atacağına inancım sonsuz.

Piyanoya çok küçük yaşlarda başladığını biliyorum. Piyanoya olan aşkını keşfettiğin anı merak ediyorum. Öyle bir an hatırlıyor musun?

Hatırladığım kadarıyla ilk olarak yedi yaşındayken bu duyguyu hissettim. Yedi yaşımdan önce hissettiklerimi tam olarak anımsamıyorum. Çok yetenekli bir müzisyen çocuğun hikayesini anlatan bir film izlemiştim. Film bir biyografi olmasa da gerçekten etkilenmiştim. O filmden sonra piyanoya ve müziğe olan içimdeki tutkuyu keşfettim.

Yaşıtların dışarıda oynarken saatlerce piyano başında olmak büyük bir disiplin ve aşk gerektiriyor. Hiç ‘off’ dediğin bir an oluyor mu?

Küçükken sıkılıyordum fakat şuan çok keyif alıyorum yalnızca bazen zorlandığım bir pasaj üzerinde çalışıyorsam sıkılabiliyorum.

Konservatuvarda olduğun saatler dışında günde kaç saatini piyano başında geçiriyorsun?

Hafta içi günde 2 saat haftasonu ise 4 saatimi piyano başında geçiriyorum.

Piyano dışında arta kalan vakitlerinde -ki biliyorum çok az vaktin var- ne gibi konulara ilgi duyuyorsun?

Yüzmek, kitap okumak ve komedi filmleri izlemek hoşuma gidiyor.

Tuşlarla her türlü hissiyatını dışa vurabilecek kadar güçlü bir yoruma sahipsin. Piyano başındaki duygularını merak ediyorum. Çalarken neler hissediyorsun?

Çalarken parçanın yapısına göre düşünüyorum. Aslında somut bir cevap vermek pek de mümkün değil ama müziği düşünüyorum diyebilirim.

En çok sevdiğin besteci/besteciler kimler? Besteciler senin farklı bir ruh haline bürünmene vesile oluyorlar mı?

En sevdiğim besteci Johann Sebastian Bach. Sevmemin nedeni; bestelerindeki çok melodi içindeki saf tınlayış. Besteciye göre karakter değişiyor eğer sadece kendi ruh halimi düşünerek çalarsam parça özünü kaybediyor.

Klasik müzikte kariyer yapmaya çalışan yeni bir yetenek olarak Türkiye’de eğitim görmenin avantaj ve dezavantajları sence nelerdir?

Türkiye’de klasik müzik eğitimi almanın aslında pek bir avantajı yok. Dezavantajı ise sanatçıların maddi ve manevi olarak yeterince desteklenmemesi.

Yerli ya da yabancı günümüz piyanistlerinden en beğendiklerin kimler?

Günümüz piyanistlerinden özellikle dinleyip çok beğendiğim bir piyanist yok fakat geçmişteki yorumculardan Bach konusunda Richter’i beğendiğimi söyleyebilirim. Ayrıca Rachmaninoff, Chopin ve Liszt yorumlamada özellikle Horowitz’i beğeniyorum.

En son soru olarak piyano ile ilgilenen çocuklara, üstün başarıları olan bir genç piyanist olarak ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersin?

Ben klasik olan çok çalışsınlar önerisinde bulunmayacağım bence iyi çalmalarına yetecek kadar çalışsınlar ayrıca müziği zorla yapıyorlarsa bırakmalarını tavsiye ederim çünkü müzik her sanat gibi duygu gerektiriyor özellikle meslek seçilecekse en başta içten hissedilmeli

E-mail:
Twitter: @drsevdasarikaya
Facebook: Anılar Silinirken Sosyal Medya Platformu
Instagram: @dr_sevda_sarıkaya