Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen etkinliklerle, toplumun bilinçlendirilmesi amaçlanıyor. Yıllardır bu alanda faaliyet gösteren Meme Sağlığı Derneği, bu sene ikinci kez Pembe Festival’i düzenledi. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nde gerçekleşen etkinlikte, hasta ile yakınları, ünlü oyuncu ve gazetecilerle, konunun uzmanları buluştu.

Aralarında benim de bulunduğum sağlık habercileriyse, ‘Medyada Meme Sağlığı’nın ele alındığı oturumda, konuşmacı olarak yer aldı. Bu vesileyle bir araya geldiğimiz MEMEDER Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen’le hastalık üzerine yaptığımız sohbette, öne çıkan bazı başlıkları sizlerle paylaşmak istedim:

Görülme sıklığı artıyor

Türkiye’de kadınlarda ortaya çıkan her dört kanserden biri, memede görülüyor. Vaka sayısı sıklığı, son 20 yılda iki katından daha fazla arttı. Öngörüler, bu artışın devam edeceği yönünde...

Meme kanserinde erken tanı için 20 yaşından itibaren ayda bir kez kendi kendini muayene, 20-40 yaş arası üç yılda bir ve 40 yaş sonrası da yılda bir kez mamografi çekilmesi öneriliyor.

Farkındalığımız az

Türkiye’de meme kanseri sıklığı hızla artarken, bu konuda yeterli farkındalık oluşturul-maması, hastalığın geç teşhis edilmesine yol açıyor. Kadınların kendi kendini kontrol etmesi, basit bir çözüm gibi görünse de, hayat kurtaracak derecede önemli. Çok küçük ve zaman almayan basit hareketler, meme kanserine karşı erken teşhis imkanı sunuyor.

Meme kanserlerinin yüzde 80-85’i mamografide görülebiliyor. Hastalık konusunda yeterli ve doğru bilgiye sahip olmak da tedavide başarı şansını artırıyor.

Ciddi gelişmeler var

Meme kanserinin tarama, erken tanı ve tedavisinde çok ciddi gelişmeler söz konusu. Bugün her kadın ve meme kanserli hasta için kişiye özel programlar uygulanıyor. Yüksek riskli kadınlara daha sık tarama, tanı alan hastalara da tümörün moleküler yapısına göre kemoterapi veya endokrin tedavisi yapılıyor. Yine hastanın özelliklerine göre, bazı kadınlara yedi hafta yerine, üç hafta süreyle radyoterapi veriliyor.

Aile öyküsü önemli Meme kanserinde, hastaların yüzde 10’unda aileden gelen kanser genleri rol oynuyor. Özellikle 40 yaşından önce meme kanseri olan ve birden fazla yakın akrabasında öykü bulunanlar, daha çok risk taşıyor.

Memede ele gelen kitle düzensiz sınırlı, kolay hareket etmeyen ve ağrısızsa, kanser ihtimali artıyor. Her türlü kitle için bir meme cerrahisi uzmanına muayene olunması gerekiyor.

Erken teşhis her şeydir!

Kadınların meme kanserine karşı en büyük silahı, bilinçli olmak ve erken teşhis... Kontrollerin aksatılmaması, kendi kendine meme muayenesinin rutin olarak yapılması ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle, hastalık erken teşhis edilebiliyor. Bu sayede yüzde 100’e varan sağlıklı yaşam şansı doğuyor ve hastaların yüzde 75’inde memenin korunması mümkün hale geliyor.

‘Pembe Kurdele’ hareketi

Prof. Dr. Vahit Özmen, 10 yıldır yürüttükleri ‘Pembe Kurdele’ hareketi hakkındaysa şunları anlattı: “Kuruculuğunu ve onursal başkanlığını yaptığım Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER), 2007 yılından beri bu alandaki bilinçlendirme çalışmalarında etkin rol alıyor. Bugüne kadar yüzlerce kadına ‘erken teşhis meme kanseri tanısı’ koyarak, sağ kalım şansının artırılmasında önemli katkılar sağladık diyebiliriz.

Bu çalışmalardan en önemlisi, ücretsiz meme muayenesi, mamografi ve ultrasonografi gibi doğrudan kadınlarımızı davet ederek yapılan toplum tabanlı tarama. Derneğin ana destekçilerinden Nesfit de, kadınların dikkatini bu konuya çekmek amacıyla yaptığı kampanyalarla üç yıldır bize büyük destek veriyor. ‘Pembe Kurdele’ hareketiyle geçtiğimiz yıl 10 bin kadına tarama ve erken tanı imkanı sunduk.

Nesfit, bu yıl da kadınların kendilerini kontrol etmelerinin önemini vurguladığı #KontrolSende hareketiyle çalışmalarına devam ediyor. Markanın satışa sunduğu pembe kurdeleye destek paketlerinden elde edilen gelir, derneğin meme sağlığını bilinçlendirme çalışmalarında kullanılıyor.”

FARKINDALIK HAYAT KURTARABİLİR