Hastalıkta ve Sağlıkta Probiyotikler

Beslenme ve sağlık arasındaki ilişki binlerce yıldır bilinmektedir. Aynı şekilde bağırsak florasının sağlık üzerindeki etkileri modern tıbbın ilk zamanlarından beri bilinip , araştırılmakta ve hakkında çok şey söylenmektedir. Ben bu yazımda; bağırsak florasının doğal üyesi olan probiyotik bakteriler ve onların destekçileri prebiyotik gıdaların diyetimizde bolca bulunması gerektiğini tekrar vurgulamayı , aşağıdaki bilgiler ile biraz olsun kafa karışıklığınızı gidermeyi amaçladım…

Probiyotik Nedir?

Ağız yolu ile vücuda girerek kalın bağırsağa ulaşan ve orada çoğalarak insan vücudu için faydalı etkiler oluşturan mikroorganizmalara verilen isimdir. Probiyotik bakteriler sindirim enzimlerimden etkilenmeden bağırsağa kadar ulaşırlar ve burada bağırsak duvarına tutunarak mikrofloranın bir parçası haline gelirler. Probiyotiklerin en önemli görevleri hastalık yapıcı (patojen) mikroorganizmaların çoğalmasını engellemek ve bağışıklık sistemini düzenlemektir.

Probiyotik Bakteriler Nelerdir?

Bifidobakteriler, laktobasiller , enterokoklar, streptococcus termophilus ve saccharomyces boulardii etkileri en iyi bilinen probiyotik mikroorganizmalardır.

Probiyotik İçeren Gıdalar:

Probiyotik gıdalar fonksiyonel gıda kategorisindedir. Bir gıdanın probiyotik olabilmesi için 1 gramında 1 milyardan fazla probiyotik bakteri içermesi gereklidir. Bilinen en iyi probiyotik kaynakları ; anne sütü, kefir, yoğurt, peynir (özellikle chedar peyniri, eski kaşar), turşu, lahana turşusu, boza, bira, kırmızı şarap gibi fermente gıda ürünlerdir.

Ayrıca probiyotik etki oluşturmak ve güçlendirmek için çeşitli gıdalara probiyotik bakteriler eklenebilir. Piyasada tedavi ya da gıda takviyesi olarak kullanılan kapsül ya da tablet formunda probiyotikler de bulunmaktadır.

İnsanlarda kullanılacak probiyotik bakterilerin insan kökenli olması zorunludur.

Probiyotik için önerilen günlük doz 1 milyar ile 20 milyar “colony forming unit” (cfu) dur.

Probiyotiklerin Faydaları:

Zararlı bakterilerin çoğalmasını ve barsağa yerleşmesini engeller. Ayrıca bu bakterilerden oluşan toksinleri bağlayarak mekanik bir bariyer oluştururlar ve bu maddelerin bağırsaktan kana geçmelerine engel olurlar.

Hastalıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendiriler. Bağırsaktaki probiyotik bakterilerin sayısı arttıkça immünoglobulinlerinde (antikorlarların) miktarının arttığı gösterilmiştir.

Anti-kanserojen etkileri vardır. Probiyotiklerin tümör oluşumunu ve büyümesini engellediğini gösteren çalışmalar vardır . Probiyotikler başta kolon kanseri olmak üzere meme ve mesane kanseri için koruyucudur.

İdrar yolu enfeksiyonları, vaginal enfeksiyonlar için koruyucu ve tedavi edicidir.

Antibiyotiğe ve kemoterapiye bağlı ishalleri ve viral gastroenteritleri önler, tedavisinde kullanılır.

H.pilori bakterisine bağlı gastritlerin tedavisinde kullanılır.

Laktoz intoleransının ve diğer gıda intoleranslarını önlerler.

İltihabi barsak hastalıklarının oluşumunu önler, atakların sayısını ve şiddetini azaltır.

Allerjik deri lezyonları için koruyucu ve tedavi edicidir.

Kan kolesterol düzeyini düşürürler.

Probiyotikler salgıladıkları nörokimyasallar ile nöro-psikiyatrik hastalıkları önlerler ve bu özellikleri nedeniyle başta depresyon ve anksiyete olmak üzere birçok psikiyatrik hastalık tedavisinde takviye olarak kullanılırlar.

Prebiyotik Nedir?

Ağız yolu ile alınıp sindirilmeden kalın bağırsağa kadar gelen ve burada fermente olarak bağırsak mikroflorasını düzenleyen gıda maddelerine prebiyotik denir. Prebiyotiklerin asıl etkisi probiyotik bakterilerin sayısını arttırmaktır. Ortamda prebiyotiklerin bulunmasının probiyotiklerin sayısını yüzde 50’den fazla arttırırdığı gösterilmiştir.

Prebiyotik Maddeler:

İnülin, oligosakkarit, laktosukroz, laktulozdur.

Prebiyotik Kaynakları

Prebiyotik içeren gıdalar da fonksiyonel gıda kategorisinde kabul edilir. En fazla prebiyotik madde içeren gıdalar ; soğan, sarımsak, yer elması, hindiba, enginar, buğday, arpa, çavdar, mercimek, soğan, sarımsak, muz, kuşkonmaz, pırasadır.

İnülin en temel prebiyotiklerden biri olup asıl kaynağı hindiba bu bitkisinin kökleridir. Bu madde besin endüstrisinde prebiyotik amaçlı kullanılır. İnülin ve oligosakkaritler tatllandırıcı ve yağ benzeri etkileri nedeniyle de çeşitli besin maddelerinin içeriğine eklenmektedir.

Anne sütü ve kolostrum (ilk gelen anne sütü) çok yüksek oranda prebiyotik (oligofruktoz) içerir. Anne sütü alamayan bebekler için geliştirilen formül mamalara da prebiyotik etkisi için oligofrüktoz eklenmektedir.

Günlük alınması gereken prebiyotik miktarı 2- 20 gr kadardır. İleri yaşlarda ve hastalık dönemlerinde diyetteki prebiyotik gıdaların miktarı arttırılmalıdır.

Prebiyotiklerin Faydaları:

Mikroflorada yer alan yararlı baktarilerin (probiyotik) miktarını ve aktivitesini arttırır, zararlı bakterilerin çoğalmasını engellerler.

Bağışıklık sistemini güçlendirirler. Özellikle inülin bir probiyotik olan bifidobakterilerin sayısını arttırarak immünoglobülinlerin sayısını arttırır.

Mide ve bağırsak hareketlerini düzenlerler.

Kalsiyum ve magnezyumun emilimini ve biyoyararlanımını arttırır, kemik erimesinden korurlar.

Allerjik durumları, gıda intoleransını azaltıcı etkileri vardır.

Kan kolesterol ve trigliserit düzeyini düşürürler.

Kolon kanseri gelişim riskini azaltırlar.

Obeziteyi engeller. En önemli prebiyotik olan inülin iştahı azaltır ve tokluk hissi verir. İnülin en fazla hindiba ve yer elmasında bulunur.

Sinbiyotik Etki :

Prebiyotiklerin ve probiyotiklerin beraber kullanılması ile elde edilen yararlı etkiye sinbiyotik etki denilir. Sinbiyotik etki için genellikle probiyotik olarak laktobasiller ve bifidobakteriler, prebiyotik olarak inülin ve oligofrüktoz birleştirilir.

İyi bir sinbiyotik kombinasyonun olumlu etkilerinin 1 gün – 1 hafta arasında başlaması gerekir. Yine en iyi sinbiyotik etki için;

Kişinin sağlık durumuna, bulunduğu popülasyona göre probiyotik bakteri seçimi yapılmalıdır.

Son kullanma tarihine kadar probiyotik bakterilerin canlı kalacağı koşullar açıkça belirtilmelidir ve sağlanmalıdır.

Hazırlanan preparatların doğru zamanda , doğru miktarda ve en az 4-8 hafta düzenli kullanılması gereklidir.

En iyi sinbiyotik etki için en doğru yol bir uzman yardımı ile size en uygun probiyotik ve prebiyotikleri belirleyerek kendi mayalarınızı oluşturmanızdır.

Sağlıkla kalın..