Bel Ağrısında Bütüncül Yaklaşım

Psikonöroimmünoloji

Bel ağrısı için doktorunuza başvurduğunuzda, sizden dinlenmenizi ve ibuprofen vb. almanızı önerebilir. Sorun çözülmezse, görüntüleme yöntemleri kullanılabilir (X-ışını veya MRI) ve fizik tedavi alabilirsiniz. Ağrı çok şiddetli ise ya da yapılan tedavilere rağmen iyileşme olmadı ise cerrah ameliyat önerebilir. Bu önlemler bazı durumlarda gerekli olsa da geçici bir rahatlama sağlayabilir. Psikonöroimmünoloji ve bütüncül yaklaşım, bel ağrısının daha derin bir biyokimyasal veya yapısal işlev bozukluğu belirtisi gösterebileceği için, altta yatan fonksiyonel bozukluğu araştırır.

1: Kalsiyum Regülasyonu ve Kemik Sağlığı

Yapılan Çalışmalar, düşük D Vitamini'nin kronik bel ağrısı, K Vitamini eksikliğinin artritle ilişkili olduğununu ve D-K Vitamini takviyesinin kemik mineral yoğunluğunu arttırdığını göstermektedir. D vitamini takviyesi, kronik bel ağrısı yaratan durularda (Bel fıtığı vb) mutlaka kullanılmalıdır.

2: Postür ve Egzersiz

Bel ağrısı yıllarca süren yapısal dengesizlik sonucu gelişir. Ayak bileği, diz ve kalça stabilite, hareketlilik, denge ve esneklik kaybı, omurganın düzensiz dağılmış kuvvete maruz kalmasına neden olur. Bu zamanla bel ağrısı yaratan etmenlerin gelişimi ile sonuçlanır. Düzgün postür ve egzersiz ile bunun önüne geçilebilir.

3: İnflamasyon

İnflamasyon, vücudumuzun enfeksiyon ve hastalıklı doku ile başa çıkması için gerekli olan bir mekanizmadır. Hastalıklı doku vücut tarafından tanımlandığında, yerinde sağlıklı dokuyu yeniden oluşturmak için hastalıklı dokuyu temizleyen bir akut inflamatuar yanıt oluşur. Bununla birlikte, vücutta kronik bir enfeksiyon veya iltihaplanma kaynağı varsa, iltihabın kendisi problemli hale gelir. Sistemik iltihap varsa, vücudun en zayıf noktaları bundan etkilenir. Bu çoğu için bel ağrısıdır. Sistemik inflamasyonun ana kontrolörlerinden biri, Esansiyel Yağ Asitlerinin varlığıdır. Çoğunlukla, Omega-3 yağ asitleri, anti-enflamatuar olan moleküller yaratır ve Omega-6 yağ asitleri, pro-enflamatuar olan moleküller yaratır, bu nedenle genel denge, ikisinin oranı ile belirlenir. Ortaya çıkan araştırmalar, esansiyel yağ asitlerinin, mevcut enflamatuar döngüsünün çözülmesinden ve hemeostaza geri dönülmesinden doğrudan sorumlu olan Uzmanlaşmış Pro-çözme Aracıları (SPM'ler) adı verilen bir molekül sınıfı oluşturduğunu göstermektedir. Bu, pro-enflamatuar kaskadın başlangıcını durduran NSAID'ler ile SPM'leri şu anda orada bulunan iltihabı çözmesi için teşvik eden Esansiyel Yağ Asitleri arasındaki büyük farklardan biridir. Araştırmalar, bu SPM'lerin doğrudan desteklenmesinin nesnel ve öznel inflamasyon belirteçlerini azaltabileceğini göstermektedir.

4: Gastrointestinal

Sistemik inflamasyonun kaynağına bakarken cevap genellikle gastrointestinal sistemde bulunur. Gastrointestinal hiperpermeabilite (Sızdıran bağırsak sendromu- Geçirgen bağırsak) aslında sistemik inflamasyona neden olabilir. Gastrointestinal hiperpermeabilite, subklinik otoimmün ve sistemik enflamatuar reaksiyona neden olan dolaşımda sızan sindirilmemiş gıda peptidlerine yol açar. Beslenme değişikliği (Eliminasyon diyeti) ve bazı takviyelerin kullanımı ile bu durum kontrol altına alınabilir. Bağırsak fonksiyonu, bel ağrılı durumlarda mutlaka sorgulanmalıdır.

5: Depresyon ve Anksiyete

Depresyon ve anksiyete, beynin ağrıyı nasıl algıladığını doğrudan etkiler. Araştırmalar, depresyon ve anksiyete tedavisinin genellikle ağrıyı azalttığını ve yaşam kalitesini iyileştirdiğini göstermektedir. Araştırmalar, iyimser insanların, zihnin ağrı üzerindeki doğrudan etkisini gösteren karamsar insanlardan daha iyi ağrı toleransı gösterdiklerini de göstermektedir.

6: Hormonlar ve Nörotransmiterler

Cinsiyet hormonları ayrıca üreme sistemindeki fizyolojik rolleri dışındaki iltihabı da etkiler. Örneğin, östrojen baskın olan kadınlar (yani yüksek östrojen-progesteron oranına sahip olanlar) daha fazla ağrıya sahip olma eğilimindedir, çünkü östrojen pro-enflamatuardır ve progesteron dengeleyici anti-enflamatuar kadın cinsiyet hormonudur. Replasman tedavisi alan testosteron düzeyi düşük olan erkekler inflamatuar belirteçlerinde azalma gösterir.

Adrenal yorgunluk bel ağrısına da katkıda bulunabilir. Kortizol, güçlü bir antienflamatuar moleküldür. Bu nedenle, kronik stres nedeniyle kortizol rezervlerimizi tükettiğimizde, bunun kas-iskelet sistemi ağrısına neden olabilecek enflamatuar bir etkisi vardır.

Vücuttaki en enflamatuar hormonlardan biri insülindir. Yüksek insülin düzeyleri ve kronik yüksek kan şekeri, kas-iskelet sistemi ağrısına neden olabilecek yüksek oksidatif strese neden olur. Ek olarak, insülin direnci ve şişmanlığın kendisi bel üzerinde stres yaratacak, yaralanma ve kronik ağrıya neden olacaktır.

7: Diş Sağlığı

Propionibacterium acnes: Anaerobik bir bakteridir ve ciltte bulunur. Cilt aerobik olduğu için ciltten içeri giremez. Açık bir açık bariyerden (Ör. Oral bariyer), içeri girer. Normalde diş eti dişe yapışıktır. Ancak peridontal (Diş ve diş eti) hastalıklarda (İltihap vb) bu mesafe açılır. Diş taşı gibi durumlarda bu alan hipoksik hale gelir. Makrofajlar bu alana gelir ve proteaz üreterek diş etini parçalar ve mukozayı açar. Ağız içinde kanlanma artar ve eritrositler buraya gelir. Eritrositler anaerobiktir ve bu bakteriyi taşıyarak yine anaerob olan diske yerleştirir ve diskte inflamasyon yapar. İnflame olan disk çok zayıf olduğu için en ufak bir harekette herniasyon (fıtık) gelişir. Bu inflamatuar disk hastalığıdır, dejeneratif diskten ayırt etmek gerekir. Dejeneratif disk hastalığında yatak istirahati, egzersiz, fizyoterapi etkilidir. İnflamatuar tipte istirahatte bile ağrı vardır. Ağız ve diş bakımına özen gösterin. Ağız ve diş sağlığı için diş hekiminiz ile görüşün

8: Manuel Terapi

Bel ve boyun rahatsızlıkları başta olmak üzere, Omurganın diğer problemlerinde de kullanılan manuel terapi, spesifik egzersizler ile birleştirildiğinde hızlı ve etkili sonuçlar almanızı sağlar. Manuel terapi, kas ve yumuşak doku ağrılarını, eklem sertliğini, duruşu ve etkili harekete yardımcı olmak için kullanılan pratik bir yaklaşımdır. Manuel terapi, kas-iskelet sistemi ağrılarını ve fonksiyon bozukluğunu tedavi etmek için kullanılan spesifik teknikleri içerir. Manuel terapi teknikleri, genel harekete odaklanarak etkilenen eklem veya yumuşak dokuya hareketini geri kazandırmaya yardımcı olur

9: Vitamin ve Takviye

Bazı vitamin ve takviyelerin kullanımı bel ağrısında önemlidir. C vitamini, çinko, D ve B vitaminleri, magnezyum, glukozamin, 5HTP vb. vitamin ve takviyelerin kullanımı kas iskelet sistemi ağrılarını önemli ölçüde azaltır.

Sonuç olarak, yukarıdaki bahsettiğimiz konular bel ağrısının bütüncül yaklaşımını oluşturur. Problemin ana kaynağını görmemizi sağlar. Yapılan müdahaleler bel ağrısının tekrarlama olasılığını önemli ölçüde düşürür.