Tanıştırayım, o bir IRONMAN

Tanıştırayım, o bir IRONMAN

İnsanın haftanın 6 günü, saat 05:00’da kalkıp koşması için bence çok iyi bir nedeni olması lazım. Peki bir insanın hem koşup hem bisiklete binmesi, üstüne de yüzmesi ve bunların hepsini aynı anda ve çılgın mesafelerde yapması için ne olması lazım? Ironman, yani Demir Adam olması lazım!

Ömer R. Gencal, Türkiye’deki sayılı Ironman’den biri. Buluşacağımız günü iple çekiyorum, çünkü kafamda deli sorular var. Bir insan durup dururken neden Ironman olmak ister? Haydi istedi diyelim, nasıl olur?

Gencal, baba, eş, aynı zamanda bir bankanın Genel Müdür Yardımcısı, çok da meşgul bir insan. Bunca hayhuy içinde bu nasıl bir enerji, nasıl bir motivasyondur?

Ironman’ler ne yer, ne içer, deli midir nedirler, sağlam kafa nasıl sağlam vücutta bulunur, hepsini konuştuk.

Keşke tüm patronlar Ironman olsa!

Tanıştırayım, o bir IRONMAN

Ömer Bey, "Ironman" nedir, kime denir?

Ironman, triatlon sınıflandırmasında uzun mesafe olarak adlandırılan spor branşına verilen isim. Bu klasmandaki mesafeler 3.8 km yüzme, 180 km bisiklet ve 42.2 km koşu. Bunların hepsini bir arada yapan ve klasmanı 16 saatlik süre içinde tamamlayan kişiye de “Ironman” deniyor.

Türkiye'de kaç tane Ironman var?

Sayısı kesin olmamakla birlikte, Türkiye’de 150 tane Ironman olduğu tahmin ediliyor. Triatlona olan ilginin her geçen gün artışı bu sayının artışına neden olan en önemli unsur.

Diğer Ironman'lerle görüşüyor musunuz? Ironman olduktan sonra sosyal çevreniz değişti mi?

İstanbul’da antrenman alanı oldukça kısıtlı. Türkiye gibi 78 milyon nüfusa sahip bir ülkede de 150 kişi son derece az. Böyle olunca ister istemez aynı hedef için koşan insanlar birbirlerini belirli ortamlarda buluyor. Sosyal medya da bu buluşma platformunu oluşturması bakımından son derece ideal bir yer. Bu koşullar altında diğer Ironman’lerle görüşüyoruz, fikir alışverişinde bulunuyor, birbirimize yardımcı oluyoruz. Dolayısıyla evet, sosyal çevrem değişti, diyebilirim.

İnsan bir anda Ironman olmuyordur herhalde, nasıl başladınız?

Hayatımda spor ilkokuldan beri var aslında. Önceleri yüzme, sonrasında sutopu ile devam ettim. Profesyonel kariyerimin ilk üç yılına kadar da lisanslı bir sutopu oyuncusu olarak devam ettim.

Fakat, profesyonel hayatın yoğunluğu dolayısı ile daha sonra amatör bir sporcu olarak devam kararı aldım. Bu da beni ilk önce bir fitness salonuna, daha sonrasında dağ bisikletine ve ormana, sonrasında da ormanda koşulara yönlendirdi.

Bir gün bir arkadaşımın “Madem bunların üçünü de yapıyorsun neden Ironman olmuyorsun?” diye sorması üzerine bu konuya eğildim. Önce kendime Ironman’lik yapabileceğim bir şehir, daha sonra bir tarih belirledim. Sonrasında Ironman olmak için hangi antrenmanları nasıl yapmam gerekeceği konusunda çeşitli kaynaklara başvurdum.

Hangi antrenmanı ne zaman ne sıklıkta yapmam gerektiği ile ilgili bilgi edinerek kendime bir plan çıkarttım. Beslenme alışkanlığım uzun yıllardır bir sporcu gibi olduğundan bu konuda farklı bir beslenme uygulamama da gerek kalmadı diyebilirim.

Tanıştırayım, o bir IRONMAN

Haftada kaç saat antrenman yapıyorsunuz?

Haftanın 6 günü günde ortalama en az 1 saat 30 dakika antrenman yapıyorum. Bu süre, yarışmanın zamanlamasına göre artarak devam ediyor ve yarışa 2-3 hafta kaldığında yavaş yavaş azalıyor.

Nelerden fedakarlık ediyorsunuz?

Fedakarlık ettiğim en bariz şey uyku. Fakat uzun yıllardır, okul çağlarımdan beri bu tempoyu bırakmadığım için uyku benim için hep geri planda kalan bir şey. Ne kadar sağlıklı olduğu konusu tabi ki şüpheli. Ailemle geçireceğim zamandan da biraz çalıyorum ister istemez ama eşim bu konuda en büyük destekçim. Kızım İrem beni her konudaki olgunluğuyla şaşırttığı gibi bu konuda da bana büyük tolerans gösteren en büyük destekçim. Kısaca evdeki hanımefendilere çok büyük teşekkür borçluyum.

Çok zor iş! Bunca motivasyonu kendinizde nasıl buluyorsunuz?

Bu aslında bir hayat felsefesi. Edinilmesi için sanırım çocukluktan itibaren kişiliğin şekillenmeye başladığı dönemlere gitmek gerekiyor. Psikolog veya konunun uzmanı değilim ama samimi olarak bu soruyu kendime daha önceleri sorduğumda verebildiğim tek cevap “geçmişten gelen disiplin” oluyor. Herkesin kendisine rol model olarak belirlediği ve etkilendiği kişiler vardır. Benim rol modelim babam. Hayatın tüm zorluklarıyla mücadele etmiş ve başarılı olmuş, bunu yaparken kendi imkanları ile hobiler edinmiş, sporu yine kendi imkanları ile bir hayat tarzı olarak benimsemiş bir kişi. Bana hem baba, hem yol gösterici bir lider, hem de arkadaş olmuş bir insan. Bunları yaşarken ve bu süreçten geçerken de ister istemez kendinize bir hayat felsefesi çiziyor ve buna göre hareket ediyorsunuz. Bu yol haritası da sizi mutlu kılmaya yetiyor ve motivasyon kendiliğinden geliyor.

Bu kadar sıkı disiplin gerektiren bir sporla uğraşmak insanın bedenini de ruhunu da dönüştürüyordur?

Sporun hormonal dengeyi nasıl düzenlediği ve değiştirdiği ile ilgili bilimsel çalışmalar günümüz gerçeği. Daha da ötesi, psikolojik araştırmalar gösteriyor ki, insan kendini güvenli hissetmediği zaman bile vücuduna numara yapabiliyor, güvenli hissediyormuş gibi bir duruş sergileyebiliyor ve böylece güven hormonu salgılıyor. Yani, beynimiz hormonlarımızı düzenleyebiliyor. Spora bu denli vakit ayırmak da beni daha soğukkanlı, toleransı yüksek, stresle daha kolay başa çıkabilen bir birey haline getirdi.

Tanıştırayım, o bir IRONMAN

Çok iyi görünüyorsunuz, formunuzu nasıl koruyorsunuz? Bir Ironman ne yer, ne içer?

Çok teşekkür ederim. Yediğime içtiğime daha önce de söylediğim gibi uzun zamandır dikkat ediyorum. Profesyonel bir sporcu kadar olmasa bile, protein ve karbonhidrat alımında zamanlama benim için çok önemli. Spor sonrası kaybedilen su ve mineralleri tekrar alabilmek ve kas gelişimini sağlayabilmek amacıyla sabah kahvaltılarını mutlaka protein açısından zengin ve lifli besinlerle yapıyorum. Öğle yemeklerini yine protein veya karbonhidrat ağırlıklı bir menü ile geçirmeyi tercih ediyorum. Akşam yemeklerinde salata veya çok hafif bir zeytinyağlı yemek geneldeki tercihim.

Ironman olmak aile yaşantınızı nasıl etkiledi?

Ironman olmaya kadar geçen sürede genelde hafta sonu sabah saatlerinde ailemle geçirdiğimiz vakitleri onların da hoşgörüsüne sığınarak biraz çaldım diyebilirim. Ama gerek eşim gerekse kızım Ironman olmam dolayısı ile ne kadar mutlu olduklarını her fırsatta ifade ediyorlar. Hatta kızımla planımız, o 19 yaşına geldiğinde, bir Ironman organizasyonuna beraber katılarak beraber Ironman olmak.

Tüm bu idmanlar, ev ve profesyonel yaşantınız arasında vaktinizi nasıl düzenliyorsunuz?

Spor insanı disiplin altına alan, planlama yapmayı organize olmayı sağlayan yegane olgu diyebilirim. Verimli çalışarak işinizi zamanında tamamladığınızda boş zaman geçirmek yerine bu zamanı sporla değerlendirirseniz “spora zaman bulamıyorum” bahanesini de bir tarafa itmiş oluyorsunuz. Benim için oldukça erken kalkmanın da bu düzenin en önemli parçası olduğunu söylemeliyim.

Tanıştırayım, o bir IRONMAN

Size “deli” diyen oluyor mu? Ne diyor, eş dost, arkadaşlarınız?

Şaka ile karışık deli diyen, benim aslında bir insan olmadığımı, bir android olduğumu söyleyen çok arkadaşım var. Kısa bir anımı anlatayım dilerseniz. Beraber antrenman yapmak için haberleştiğimiz gruplardan birinde “Sabah bisiklete çıkan olur mu?” sorusuna “Ben” diye verdiğim cevaba karşı taraftan “İnsan soruyoruz, android değil” karşılığı gelmişti.

Tabi bunlar işin şakası. Çok takdir aldığımı, bunu nasıl başardığımı soran çok arkadaşım oluyor. Hatta beni ilham alarak spora başladıklarını, daha iyi hissettiklerini söyleyen arkadaşlarım da çok.

Aynı zamanda bir şirkette üst düzey yöneticisiniz. Ironman olmak, tüm bu disiplin işinize nasıl yansıyor, yönetim anlayışınıza, insan ilişkilerinize nasıl yansıyor?

Sporla çocukluktan beri haşır neşir olmanın bende yarattığı en büyük etki ekip olmanın ve o ruhla çalışmanın ne kadar önemli olduğudur. Benim açımdan Ironman olmaya kadar geçen süreç ve o sonuca ulaşmak ve bunu hayatımın bir parçası haline getirmek şu noktalarda hem özel yaşantım hem de iş hayatıma büyük katkı sağlıyor:

*İyi bir vizyon ve bakış açısı ile bir hedef koymak.

*Stratejik yaklaşmak, planlama yapmak ve gerektiğinde taktiksel kararlarla yolunda gitmeyen şeyleri düzene koyabilmek.

*Hedeflediğin şeye ulaşmak için odaklanmak ve disiplinli çalışmak.

*Performansını doğru ölçmek ve aksayan noktaları düzeltmek.

*İyi bir ekiple, kol kola ve beraber çalışmak ve hep birlikte bu performansı artırmak için birbirine destek olmak.

Bu saydıklarım hem iş hayatında hem de spor hayatında başarılı olmak için birbirleriyle örtüşen yegane noktalar. Günün gelişen şartlarına bağlı olarak da bu bahsettiğim noktaları zenginleştirmek mümkün tabi. En son değindiğim nokta, bir yönetici olmaktan çok bir lider vizyonu ile yapılan yaklaşım. İyi liderler ekiplerinin de performansının artmasına ön ayak olan liderlerdir diyerek kısa da bir mesaj vermiş olayım.

Tanıştırayım, o bir IRONMAN

Ekibiniz bir Ironman ile çalışmaktan mutlu mu?

Kendilerine sorduğumda enerjisi yüksek, pozitif, toleransı yüksek, hoş görülü bir insanla çalışmaktan mutluluk duyduklarını söylüyorlar. Bana yaklaşımlarından ben de öyle hissediyorum ama bunu belki de başkalarının onlara sorması lazım.

Şimdiye kadar kaç yarışa katıldınız? Sırada ne var?

2 Ironman yarışına katıldım. 2014 yılında Barselona’da ilk Ironman 140.6’yı 12 saatlik bir süre sonunda tamamladım. İkinci yarışım bu yıl Türkiye’de ilk defa düzenlenen Ironman 70.3 yarı Ironman oldu. Antalya bu heyecanı umarım önümüzdeki yıllarda Ironman 140.6 için de sporculara tattırır. Son olarak da 37. Avrasya Maratonunda full maraton koştum. Sırada yine bir Ironman var. Barselona organizasyonu gerçekten müthişti. Seneye yeniden Barselona Callela’yı planlayabilirim diye düşünüyorum.

"İyi ki Ironman olmuşum." diyor musunuz?

Tek kelime ile cevap vermek isterim “Kesinlikle!”

Tanıştırayım, o bir IRONMAN*

Fotoğraflar ve Styling: Harika Özcan