Sırlarımız Kadar Hastayız

Kanadalı Dr. Gilbert Renaud, İstanbul’da verdiği eğitimde, sıklıkla “Sırlarımız kadar hastayız.” dedi ve devam etti: “İlk sırlarımız ebeveynlerimizden gelir ve sırlar açığa çıkmadan iyileşme olmaz. Beynimiz, çözemediği her sorun için, bedende çözüm arar.” Renaud ile hastalıkları şifalandırmaya dayalı bu sistemi ve duygusal çatışmalarımızı konuştuk.

Recall Healing nedir ve nasıl uygulanıyor?
Recall Healing, modern tıp ile işbirliği içinde, hastalıkların ardındaki duygusal çatışmaları keşfedip, açığa çıkartarak, kişiyi iyileştiren, tamamlayıcı bir sistem.

Hastalanıp doktora gittiğimizde, semptomları yok etmeye odaklanırlar. Bize kim olduğumuzu sormaya vakitleri olmaz. Oysa bizi hasta eden bilinçaltındaki çatışmalarımızdır. Hastalığın ardındaki gerçek nedeni bilmezseniz, semptomlar tekrarlanır.

Recall Healing’de danışana 7 soru sorarız: Hastalık ne zamandan beri var?, Neredeydin?, Ne oldu?, Yanında kim vardı?, Kim yoktu?, Nasıl oldu?, Öncesinde, sonrasında ve o sırada ne oldu? Sırf bunları sorarken bile bazı insanların iyileştiğini biliyoruz. Carl Jung der ki, “Bilincinize çıkamayan şey, kaderiniz haline gelir.”

Netropat doktoru olduğum için, bunu genellikle fiziksel semptomları olan hastalara uyguluyorum. Öncelikle biz kişiye terapi sırasında yardımcı olabilmek için toplayabildiğimiz kadar bilgi toplarız. Genelde çocukları ile sorunları olan anneler geliyor. Annenin gebelik sırasında yaşadığı olaylar, çocukların bilinçaltını ve hastalıkları etkiliyor. Mesela geçenlerde bir anne geldi ve “Çocuğum 5 yaşında ve hala bezi bırakmıyor. Neden?” dedi. Onun gebeliğine dair bilgilere ulaştığımda, 8.ayında şunu fark ettik ki, çatı katına bir şey yerleştirirken, merdivenlerden aşağı yuvarlanmış. Bebeğe zarar gelmemiş ama kadın yaralanmış. Hastanede tüm doktorlar ona kızmış, 8 aylık hamileyken merdivene mi çıkılır diye. Bu kadın çok mükemmelliyetçi ve herkese benim hatam değil demiş. Şimdi bebeği anaokuluna gitmeye hazırlanıyor ve anne panikliyor altı hala bezli diye. Seansın sonunda, “Kutunun içinde ne vardı?” dedim. “Bebek bezi” dedi. Aslında çocuk annesinden her bez istediğinde, ‘anneciğim yukarı çıkmakta haklıydın’ rahatlatmasını veriyor. Bu bağlantıyı kurduktan 3 gün sonra çocuk bezi bıraktı. Araştırmalarımda şunu fark ettim ki, anneler çocukları bezden bıraktırmak isterken, pek çok çocuk klozete oturmamak için ağlıyor. Eğer çocuk oturmakta zorlanıyorsa, genelde gebelikte annenin düşmüş olduğunu buluyoruz. Recall healing size bir yapı oluşturur ama her vakayı, ilk kez gibi araştırırım. Çünkü bu işte dedektif olmanız gerekir. Travmanın asıl yeri, kişinin bilinçaltındadır. Birçok anne travmayı hatırlamaz. Neden? Çünkü annenin bilinçaltı, çocuktur. Ve çocuk davranışıyla, anne baba arasında çözülemeyen şeylerin aynası olur.

Neden hasta oluyoruz?
Beyin, bizi hayatta tutmak için, baş edemediği her şey için bedende çözüm arar. O an bilinç altına atıp, unutmuş gibi gözükse de, her bir duygu, belli organlarda hastalık olarak çıkar. Hastalık, beynimizin çözüm için bulduğu en iyi yol. Hayatta kalmak için zaman.

Sırlarımız kadar hastayız ve ilk sırlarımız ebeveynlerimizden gelenlerdir. Sadece anne babamızdan değil, bizden önceki 3 nesilden aktarımlarla geliyoruz. O nedenle sırlar açığa çıkmadan gerçek iyileşme olmaz. Doktorlar bir neden bulamadığında genetik derler. Biz hastalıkların nedeni çatışmalar diyoruz. Çatışma nedir? Kendinle tutarlı olamamak. Yüzde 98’imiz geçmiş nesillerden oluşuyor. Geçmişi öğrendiğimizde, beynimiz, bu benle ilgili değildi ve bitti diyor. İyileşme de burada başlıyor. Nesiller boyu genlerle aktarılan şey hastalıklar değil anılardır. Hasta eden ise travmatik anılardır. Biyolojide suçlama yok. Bilirsek iyileşiriz. Suçlayarak değil. O nedenle seanslarda aile ağacını çıkartıyoruz. Danışan bilmiyorsa mutlaka bilen birilerine sormasını istiyorum.

Başımıza gelen hastalıklar kontrolümüz altında değil o zaman?
Bir anlamda otomatik beynimiz tarafından kontrol ediliyor. Diyelim ki eşin seni aldatıyor ve bununla ilgili kimseyle konuşamıyorsun. Otomatik beyin bizi hayatta tutmak için programlıdır. Senin aklını kaçırmana izin vermez. Çünkü aklını kaçırmış şekilde araba kullanırsan kaza yapıp ölürsün. O gece yatıp uyuyunca, kalktığında daha iyi hissedersin. Beyin sen uyurken, travmanı alır, bilinçaltına yükler ve sen ne kadar acı çektiğini unutursun. Ama o acı aslında başka bir yere taşınmıştır. Bizim beynimiz her bir beden bölgesine hükmedebilir. Hastalık, beynin aktarmasının meyvesidir. Diyelim ki biri sana çok kötü davrandı. Nefret ediyorsun ondan ve kin dolusun.. Ama hiçbir zaman onu arayıp adım atmadın. 10 gün sonra unutursun. 2 ay sonra safra kesesi taşın çıkar. Çünkü beyin için safra kesesi, sahip olduğun tüm kin ve öfke duygularının kayıtlı olduğu yerdir.

Belli hastalıkların, belli duygularla ilgisi var mı?
Tabiiki. Yüzde 100 böyle. Her bir kanser türünün var. Memeler ne için kullanılır? Hem çocuk hem sevgili için. Problem onlardan gelir. Süt kanallarında bir kanser hücresi gördüğümüzde, yuvamda bir çatışma var demektir. Rusya’daki en yaygın hastalık meme kanseridir. Çünkü erkekler kadınları dövüyor, alkol kullanımı çok yüksek ve yasalar erkeklerin tarafında. Hastalıkların kültürel ve inanç sistemiyle de alakası var.

Ağızda aft, duygularını söyleyemeyip, içinde tutanlarda, ülser, aile ve yakın dostlarla çatışmayla alakalıdır. Midede genelde yakın geçmişte ne olduğuna bakarız. Hastalık aşağıya indikçe, sıkıntı daha geçmişten geliyordur.
Bağırsak kolonunda tümör olan insanlar affetmekte zorlanır.
Yumurtalık kanserinin çatışması; hayatta en sevdiğin kişinin kaybıdır.
Pankreas kanseri; öfkeyi ifade edemediğimizde,
Akciğer kanseri; sevdiklerimize yardım edemediğimizde, yetersiz hissettiğimizde,
MS hastalarının çatışması, değersizlik duygusu, hayır diyememek,
Egzama bir kişiyle ayrılma çatışması,
Safrakesesi, kin ve öfke duygularını açığa çıkaramamak ile ilgilidir.

Travmalarla nasıl çalışıyorsunuz?
Senin çocuklarına yaptığını, kendi ebeveynlerin de sana yaptı. Bu döngü değişmez. Bu tarz kötü şeyler olur, travmalar yaşanır. Ama çocuklara şunu anlatmalıyız; onlar hayatın çözümüdür. En kötüsü onlara gerçeği anlatmamak, sır saklamaktır. Bu yapılabilecek en büyük kötülüktür. Her şey çocuklara anlatılabilir. 10 yaşından küçüklere uykusunda konuşursun. Henüz onların bilincine dokunmaya ihtiyaçları yok. Anne/babanın yaşadığı tüm travmaları, çocukların beyni kendi yaşamış gibi kabul eder. Bu hayatta kalma yasasıdır. Annemin çatışmasını üstlenirsem, onun hayatta kalmasını sağlarım diye çalışıyor. Örneğin, senin doğumundan önce bir bebek ölmüş ise, bunu anlamadan kendini bulman mümkün değil. Anneler çocukları için en iyi tedavi yöntemi. Sadece kendilerini suçlamayı bırakırlarsa…

Suratı ve elleri doğduğundan beri egzamalı olan çocuklarla çalıştım. Yıllarca kortizon kullanılmasına rağmen geçmeyen. Genelde hamilelikte yaşadıkları travmaları konuşunca, egzamalar da geçti. Çünkü egzama, ayrılık çatışmasının tamir fazıdır. İlaçla neden iyileşmiyor? Çünkü bebeğin beyni o travmayı kendisi yaşamış sanıyor. Ama anne bunu konuşunca, bebeğin beyni, “bu bana ait değilmiş” diye algılar ve iyileşme başlar. Hastalık bedenin ne kadar yukarısındaysa, travma da o kadar yenidir. Ama aşağı indikçe, çatışmada çok eski zamanlardan geliyor demektir.

Çocukla uykuda konuşmak nasıl bir yöntem?
Döllenmeden önceki 9 ay ve hamilelik süresince tüm yaşananlar, bir plaka olarak bebeğe yüklenir. Beyin 1 yaşında bir taslak oluşturur ve bunu tüm hayatı boyunca tekrarlar. Çocuk beyni, anne babanın yaşadığı tüm travmaları, kendi yaşamış gibi kabul eder. En kötüsü gerçeği onlardan saklamaktır. Uykuda konuşmak, çocuğun üstünden bu yükü almak için en iyi yöntem. Çocuğunuz 10 yaşına gelene kadar her şeyi uykusunda anlatabilirsiniz. Sakladığınız her ne ise tüm dürüstlüğünüzle söylemek, sorumluluk almak, bunu ben yaptım diyebilmek önemli. O zaman çocuğun bilinç altı, bunun kendi sorumluluğu olmadığını anlıyor. 10 yaşından sonra direk konuşulabilir.