EkonomiRSS
22 Ağustos 2010 - 23:47

Popstar jürilerinden Fazıl Say’a müzik eleştirisi

Fatoş Karahasan Markalar trendlerfatos.karahasan@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Bayhan, Firdevs, Abidin, Barış… soyadlarını bile hatırlamadığımız gençler. Hepsinin Türkiye’nin popstarı olma hayali vardı

 

Büyük bir bölümünün nota bilgisi sıfırdı. Müziğin alfabesini bilmeden, dinleyerek ezberledikleri şarkıları söylüyorlardı. Onlar seslerini titretip doğru notaları bulmaya çalışırken, kulaktan dolma müziğe alışkın dinleyiciler de heyecanla taraf tutuyorlardı. Jüri üyelerinden Deniz Seki, “Ben topluma kötü örnek olacak bir adama oy vermem” diyerek afilli bir biçimde salonu terk ediyor. Başbakan ailece Bayhan’ı beğendiklerini dile getiriyor. Halk SMS’lerle, sınıf çatışmasını popstar yarışmasına taşıyordu.
Sonra, Popstar Alaturka dönemi başladı. Jüri koltuğuna bu kez, nota bilmediğini, sürekli vurgulayan Ebru Gündeş; musiki bilgisiyle herkesin fevkinde olduğunu bağıra bağıra anlatan Bülent Ersoy, eşi Sevim Emre’nin iddialı giysilere gark ettiği ağır ağabeyimiz Orhan Gencebay ve müzikten çok şekile takılan acı dil ustası Armağan Çağlayan vardı. Jürinin eleştirileri karşısında“Hocam, beni affedin” diyen ezik tavırları da, “siz kim oluyorsunuz, beni halkım seçecek” diye SMS’lere göz kırpan çıkışları da gördük. Skandallar, söylentiler ve bolca atışma arasında bu günleri de geride bıraktık.
Son dönemde müzik jüriliği Twitter eksenine taşındı. Fazıl Say, Armağan Çağlayanvari “doğru olanı, söylerim” tavrıyla arabesk müzik hakkında keskin bir çıkış yapınca, karşısında çoksesli bir eleştiri korosu oluştu.
Say, “Nasıl alfabe bilmeden okur yazar olunmazsa, nota bilmeden, müziğin evrensel kalıplarını kullanmadan müzik yaratılamaz” anlamına gelen sözler söyledi. “Vay, sen kim oluyorsun?” diye cevaplar geldi. “Yemek programı yaparken, arada göbek atmaya başlıyorlar, alttan şehit cenazesi haberi geçiyor. Buna dayanamıyorum” türü duyarlı laflar etti, kimse duymadı. “Yavşaklık” kelimesine takınıldı. Sen sus kardeşim, müziğine bak” denildi.
Fazıl Say düşündüğünü, filtrelemeden söylüyor, ifadesinin biçimine ve çarpıcı sözlere takılınıyor. Geçenlerde Habertürk’te “Orhan Gencebay’la, TV’de, moderatör olmadan, başbaşa müzik tartışmak isterim” dediği yazıldı. Popstar Alaturka Jüri Üyemiz Orhan Gencebay ve Fazıl Say başbaşa şu konuyu birlikte çözseler de, biz de bu doğu-batı sentezine bir tanık olsak. Aydınlansak, iyi olmaz mı?

 

Reklam dünyası bayram sonrasına hazırlanıyor
Malum, yaz aylarında reklam harcamaları düşer. Ancak, bu yıl önce Dünya Kupası sonra Ramazan sayesinde, reklamverenler yatırımlarına devam etti. Bayram sonrası okullar açılınca yeni sezon başlayacak. Yayın kuruluşları senenin son çeyreği için şimdiden hazırlık yapıyorlar. Reklam sektörü pek fazla tatil yapamadı. Şimdi de, ajanslar harıl harıl ekim-kasım aylarındaki kampanyalar üzerinde çalışıyorlar. Bu kadar iş arasında, kriz kelimesini kimse hatırlamıyor. Moral yüksek. Görünen o ki, yazın bereketi yeni dönemde artarak sürecek. 2010 krizden çıkış yılı olacak.

Otelde Pegasus modeli öne çıkacak
Geçen hafta, dünyanın önde gelen turizm uzmanlarından İtalyan Claudio Visentin’in, La Repubblica’ya verdiği iddialı bir söyleşi yayınlandı. Visentin’e göre, kısa bir süre sonra
2-3 yıldızlı otellerin yok olacak. Turizm çok lüks ve çok ucuz olmak üzere iki kategori altında toplanacak. Gıda sektöründeki hızlı tüketim, “fast food” benzeri bir sistem yaygınlaşacak. İki üç günlük çok ucuz turların sayısı artacak.

Yazıda, ayırca Londra’da gecesi
2 sterlin olan otellerden söz ediliyor. Bu sistemde, müşterinin odanın ucuz tarifesinin üzerine, kullandığı elektrik, su, havlu, temizlik gibi temel hizmetler için ilave ücret ödemesi gerekiyor. Ülkemizde Pegasus gibi özel hava yollarının başlattığı “düşük ücret” yaklaşımı çok başarılı oldu. Otelcilikte başlayan bu trendin bir süre sonra bizi de etkileyeceğini düşünüyorum. Pegasus modeli otelciliğe ilk kim başlayacak merak ediyorum.

 

 

Atiye’den dondurma sektörüne büyük hizmet
Rengarenk bir klip. Eğlenceli. Genç. Neşeli. Tam bir yaz şarkısı. Atiye “dondurma, dondurma” derken, milyonlarca liralık reklamların yaptığından daha etkili bir özendirme yapıyor. Dondurma sektörüne büyük bir hizmet sunuyor. Klipte kediler, köpekler, çocuklar, gençler büyük bir iştahla dondurma yiyor. İzleyenin canı da kesinlikle dondurma çekiyor. Kimi bizim gibi kendisini Zeynel Muhallebicisine atıyor, kimisi bakkal amcanın dolabına koşuyor. Sonuçta, Atiye’nin güzel yüzü, güzel sesi, bu yaz dondurma satışlarına yarayacağa benziyor.

 

İnternet kullananların % 46.8’i güvenlik sorunu yaşıyor
Türkiye İstatistik Kurumu 2010 Yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’nın sonuçları açıklandı. Verilere göre, ülkemizde hanelerin yüzde 41.6’sı internet erişimine sahip. Geçen yıla göre,
% 11.6’lık önemli bir artış var. Halkımız interneti hızla benimsiyor, ancak henüz yeterli güvenliğe sahip değil. Geçtiğimiz yıl, internet kullanan bireylerin yüzde 46.8’i güvenlik sorunu ile karşılaştığını belirtmiş. Birinci sırada, (yüzde 36.4) bilgi ve zaman kaybına neden olan virüslerden dert yanılmış. İstenmeyen postalardan şikayetin oranıysa yüzde 32 olarak çıkmış.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
İki solistin birlikte şarkı söylemelerine ne denir?
Markapon
©Copyright 2010