17.11.2009 15:56 | Son Güncelleme:

Portakal ve mandalinanın boya ile sarartıldığı iddialarına Bakanlıktan yanıt

Kış döneminde tüketici ve sağlık açısından en önemli ürünlerden biri olan portakal, mandalina, greyfurt gibi ürünlerin tüketiciyi yanıltmak için “boyanarak” pazarlandığı iddiaları, “kısmen doğru” olmakla birlikte, bunun söz konusu ürünlerin pazarlama amacıyla işlenmesine yönelik, mevzuata uygun bir teknik olduğu ve insan sağlığı açısından olumsuz etkisinin bulunmadığı belirtildi.
         AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, naturel olarak olgunlaşmadan toplanan, muz ve turunçgil ürünleri, tüketici açısından albeni kazandırmak amacıyla, etilen gazı ile sarartılıyor ve daha sonra mumlanıyor. Mevzuata uygun maddeler kullanılarak bu işlemler sırasında, özellikle mumlama sırasında, albeniyi artırmak amacıyla muma doğal gıda boyaları katılabiliyor. Meyvenin etine geçmeyen, kabuğunda kalan bu boyaların tüketiciye sağlık açısından bir etkisi olmadığı belirtilirken, “pembe-sarı kırmızı kabuklu greyfurtun içinden sarı greyfurt çıkması” gibi tüketici aldığı ürün nedeniyle hayal kırıklığı yaşayabiliyor.
         Bilimadamları ve uzmanlar, mumlama sırasında kullanılan bu boyaların gıda boyası olup olmadığını denetlenmesi gerektiğini vurguluyor.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI: “MEVZUATA AYKIRI UYGULAMA YOK”
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, haberler üzerine narenciye depolarında ve paketleme ünitelerinde gerçekleştirilen denetimlerde herhangi uygunsuz bir duruma rastlanmadığını belirterek, “Narenciye ürünleri, yeşil iken toplandığı zaman etilen gazı verilerek sarartılıyor. Ayrıca koruyucu olması ve albenisinin artırılması için mumlanıyor. Bu aşamada kullanılan ürünler ve yapılacak işlemler gıda kodeksinde belirtiliyor. Yaptığımız denetimlerde buna aykırı bir uygulamaya rastlanmadı” dedi.

“PESTİSİTLER DAHA TEHLİKELİ”
         Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Meyve-Sebze İşleme ve Mühendisliği Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fikret Pazır da AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, narenciye ve muzda mevzuata uygun maddelerle ve mevzuata uygun şekilde yapılan bu tür işlemlerin insan sağlığı açısından bir sakınca yaratmadığını belirtirken, sebze-meyvede ilaç kalıntılarının daha büyük tehlike oluşturduğunu vurguladı.
         Portakal ve mandalina gibi ürünlerin kendi haline bırakılırsa, kabukları üzerindeki klorofil parçalanarak zamanla turuncu renk aldığını, eğer sıcaklık 10-12 dereceye düşerse, bitkinin strese girerek, kendini korumaya aldığını ve daha önce renginin sarardığını anlatan Prof. Dr. Pazır, şöyle konuştu:
         “Tüketiciler genelde yeşil kabuklu portakal mandalina almayı, yemeyi tercih etmiyor. Şeker-asit dengesi oluşmuş, olgunluk indeksi oluşmuş olduğu halde kabuğu yeşil olan ürünlerin tüketiciler tarafından tercih edilmesini sağlamak üzere sarartma işlemi uygulanıyor. Yeşil kabuklu mandalina-portakala dışardan etilen gazı verilerek solunum hızlandırılır. Klorofilin hızlı parçalanması sağlanarak, rengin turuncuya dönmesi sağlanır. Bu dünyanın her tarafında uygulanan bir yöntemdir. Aynı yöntem muzda da uygulanır.”

“POŞETİN İÇİNE ELMA KOYUP, DOĞAL YÖNTEMLE SARARTMA”
Yeşil kabuklu mandalina, portakal ve muzun, bir elma ile aynı poşete konulması halinde  bunların da bir süre sonra sararacağını belirten Prof. Dr.  Pazır, “Elmanın çıkardığı etileni bu meyveler kullanır ve sararır. Küçük üreticiler, kendi tükettikleri mandalinayı, muzu böyle sarartır” dedi.
         Sarartma işleminden sonra portakal veya mandalinaların “vax” denilen mum tabakasıyla üzerinin kaplandığını, burada mumun içine betakaroten denen, havuçta ve portakal kabuğunda bulunan, turuncu rengi veren bir ürün kullanıldığını anlatan Prof. Dr. Pazır, “Bunun da zararlı bir etkisi yok.  Dünyada ve bizde önerilen bir üründür ve zararlı bir yönü yok” diye konuştu.
         Portakal ve mandalinanın mumlanmasında betakaroten kullanımı nedeniyle renk çıkması olayını “tüketicilerin aşırı hassasiyeti” olarak nitelendirmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Pazır, aslında tüketicilerin meyve-sebzede zirai ilaç kalıntısı konusunda daha hassas davranması gerektiğini vurguladı ve “Esas tehlike, ilaç kalıntısıdır” dedi.

“TÜKETİCİYİ KANDIRMAYA DÖNÜK...”
         Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Doç.  Dr. Pervin Kınay ise narenciye ürünlerinin mumlanması sırasında boya kullanılmasının genelde tüketiciyi yanıltmaya ve ürüne albeni kazandırmaya yönelik bir uygulama olduğunu belirterek, ürünlerin kabuklarında kalan ve etine geçmeyen bu boyaların insan sağlığı açısından etkisi olmadığını vurguladı.
         Doç. Dr. Kınay, “Mumun için katılan bu boyalar, albeniyi artırmak için kullanılıyor. Asla meyveye, içeriye geçmiyor. Tüketiciyi kandırmak için yapılan bir iş. İnsan sağlığına etkisi yok. Boya muma iyi dağıtılmadığı zaman insanın eline bulaşabiliyor. Ama sağlığa olumsuz etkisi yok” dedi.
         Greyfurtu, kırmızı greyfurta benzetmek için genellikle mumun içine kırmızı boya katıldığına işaret eden Doç. Dr. Kınay, “Kırmızı kabuklu greyfurtu kesince sarı meyve çıkıyor. Tüketicinin sağlığına etkili değil ama yanıltılmış oluyor. Tüketiciye kandırmaya yönelik. Yapılmasa daha iyi olur” diye konuştu.
         Doç. Dr. Kınay, bakanlığın yaptığı denetimleri ve gelen tepkiler nedeniyle birçok paketleme evinin artık bu tür boyaları kullanmadığını da kaydetti.

“KULLANDIKLARI BOYA ÖNEMLİ”
         Türkiye’de yurtiçinde narenciye pazarlamasında önemli firmalardan biri olan ve yılda 50-60 bin ürünü pazarlayan İzmir merkezli Han Tarım’ın sahibi Aycan Kutlualp, çok erken hasat edilen ve başarılı sarartma yapılamayan ürünlerde mumlama işlemi sırasında kullanılan boya maddesinin, kodekse uygun olup olmadığının denetlenmesi gerektiğini vurguladı.
         Bu tür haberlerden en fazla üretici, ardından paketlemeci ve tüketicilerin olumsuz etkilendiğine işaret eden Kutlualp, “Bu konuda Tarım Bakanlığının harekete geçerek, bu tür ’oyuncuları’ deşifre etmesi lazım. Bazı firmaların zaman zaman bu tür uygulamalar yaptığını duyuyoruz, görüyoruz” dedi.
         Firma olarak “kontrollu tarım” ve “iyi tarım uygulamaları” da yaptıklarını, 14-15 tane ziraat mühendisi çalıştırdıklarını anlatan Aycan Kutlualp, narenciye ürünlerinin pazarlanması aşamasında yapılan işlemler hakkında şu bilgiyi verdi:
         “Narenciye ürünlerinin hasat zamanları vardır. Meyvedeki şeker-asit dengesi sağlandığı aşamada hasat edilir. Genellikle mandalina-portakalda bu zaman 11-16 Ekim dönemidir. Ancak, bu aşamada hasat edilen ürünler, genelde yeşil olduğu için tüketici açısından albeni kazandırmak üzere sarartma işlemi uygulanır. Mandalinalar, önce yıkanır, kurutulur, sonra depolarda 26-28 derecede etilen gazına tabi tutulur. Bu sırada oksijenle havalandırılır. Etilen ile sarartma işlemi, meyve ne kadar olgunlaşmışsa o kadar kısa sürer. Az olgunlaşmış meyvede bu 4-5 gün, Kasım ayında toplanmış bir meyvede 1-2 gün sürer. Bu işlemlerin hepsi gıda kodeksine uygundur ve insan sağlığı açısından olumsuz bir etkisi yoktur.”
         Sarartma işleminden sonra bu ürünlerin, koruyuculuğunu ve albenisini artırmak açısından, yine gıda kodeksinde belirtilen ve çoğunlukla Avrupa’dan ithal edilen gıda mumu ile mumlanıp parlaklık kazandırıldığını anlatan Kutlualp, “Meyveyi uzun sürede sarartmak sağlıklı ve doğrudur. Ancak eğer ürünü doğru zamanda hasat etmemişlerse, doğru sarartmamışlarsa, ürünü daha renkli ve daha farklı göstermek için meyveye kaplanacak muma boya katabilirler. Bu boya gıda boyası ise sakıncası yok. Ancak katılan bu boyanın ne olduğunun bakanlık tarafından denetlenmesi gerekir” dedi.
         Kullanılan maddelerin gıda kodeksinde yer alan maddeler olması halinde bunda bir sakınca olmadığını vurgulayan Han Tarım’ın sahibi Aycan Kutlualp, bütün sorunun meyvelerin zamanında hasat edilmemesinden kaynaklandığına işaret ederek, “Bakanlık, Ekim başında narenciye hasadı yapan firmalara, tesislere baksa, bunları görür ve denetim yeterli olur” dedi.

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0