PRP harflerinin açılımı “platelet rich plasma” olup manası, platelet ya da trombositten zengin plasma anlamına gelir. Platelet yada trombositler, vücutta bir yaralanma olduğunda, bünyelerindeki büyüme faktörleri ve diğer pek çok yara iyileştirici faktörü yaralanma bölgesine salarlar; böylece hasarın tamir edilmesini başlatan, doku kanlanmasını artıran hücrelerdir.

PRP uygulamaları ülkemizde ve bütün dünyada saç dökülmelerini önleme amaçlı olarak yapılmakta ve popülaritesi geçen sene daha da arttı; 2018 yılında da tüm merkezlerde bu uygulamanın daha da yaygınlaşacağını ön görmek hayalcilik olmaz.

Bu tedavilerde, kişinin kendisinden alınan bir miktar kanın özel tüpler içinde santrifüje edilerek, platelet ya da trombosit ya da Türkçe olarak kan pulcuklarının serumdaki mevcut konsantrasyonunu en az 4-7 kat arası artırarak  “plateletten zengin” hale getirilmesi ve bu zengin serumun tekrar kişiye enjekte edilmesi söz konusudur. Fakat bugün kullandığımız PRP sistemleri değişik hastalarda aynı platelet konsantrasyonunu sağlayamadığı gibi; aynı hastada değişik zamanlarda alınan kan örneklerinde bile aynı konsantrasyon oranını yakalamak güç.

Tedavide, platelet etkin konsantrasyon oranı, beyaz kan hücresi ile verilmesi ya da verilmemesi, enjeksiyon derinliği, ne kadar verilmesi gerektiği , aktive edilip edilmemesi gibi önemli noktalarda halen fikir birliği oluşturulamadı. Bu nedenle PRP tedavisinin “değeri ve geçerliliği” konusunda hastalardan gelen sübjektif görüşlere güvenilemez ve bilimsel objektif verilerin de elde edilmesi ve ölçümlenmesi çok önemli. Yani PRP için  bilimsel metodoloji ile tedavi etkinliği henüz tam olarak kanıtlanmadı. Bu nedenle, sosyal medya ve internet reklamlarında belirtildiği gibi PRP tedavisinin her saç dökülmesinde ve yüksek etkinlikle işe yarayacağını düşünmek şu an için olası değil.