Psikopatları suç işlemeden tanımak mümkün mü?

Bazen hani sabır taşı kırılır da “Ulan ben seni...” diye cümleler kurulur ya, işte o an içinizdeki psikopatın zincilerinden kurtulduğu andır. Bu zincir kiminde tonlarca ağırlıktaki prangalarla bağlıyken, kiminde bildiğiniz pamuk ipliğidir. Peki bu zinciri oluşturan halkaların yapısını ne belirler? Neden kiminde sabır güçlüyken, kimi hemen öfkelenir? İşte benim de merakımı cezbeden ve içimizdeki 'olağan şüphelileri' ortaya çıkarmaya çabaladığım yazımın özü bu... 

Psikopatları suç işlemeden tanımak mümkün mü?

FBI, hazırladığı bir raporda, bazı burçların içindeki potansiyel suç işleme dürtüsünün diğer burçlara göre daha aktif olabildiğini ve bu kişilerin suç işlemeden önce gözlem altına alınabileceğini söylüyor. Bununla ilgili çalışmalar devam ediyormuş.

Burç özelliklerinin arasında, potansiyel bir seri katil olabilme yeteneğinin gizli olduğunu daha önceki yazılarda anlatmıştık. Mesela Yengeç burcu bu konuda en kötü üne sahip. Eğer bir seri ya da manyak katil profili arıyorsak, Yengeç burcu bu konuda aranan niteliklere sahiptir. Dengesiz ruh halleri, kıskançlık, şiddete ve tutkuya olan meyilleri, bu burcun özelliklerini taşıyan kişileri 'olağan şüpheli' yapmaya yetiyor.

Onu takip eden olağan şüpheli burcumuz ise Akrep. Akrep burcunun ekstra özelliği ise, içlerinde barındırabildikleri sadist kişilik. Bu burçtaki seri katillerinin tamamına yakınında işkence, seks ve pornografi içeren sapkınlıklar ve uzuv kopartma ritüelleri görülüyor.. 

Yay burcunun olağan şüphelileri ise, organize suçlara meyilli bireyler. Pablo Escobar, Ted Bundy dersek kısaca ne demek istediğimizi anlatmış oluruz. Bu konuda en masum burçlar ise İkizler ve Kova burçları. Bu burçlardan seri katil çıkma olasılığı son derece düşük. Ama istisnalar da yok değil tabii!

 

Psikopatları suç işlemeden tanımak mümkün mü?

 

 

İçimizdeki 'olağan şüpheli'nin iyice sivrilmesi ve dizginleri eline alması için, yaşanan anıların ya da kötü tecrübelerin zamanla içimizdeki iyi adam ya da kadını öldürmesi gerekiyor. Bu saatten sonra artık meydan tamamen ona kalıyor. Genelde parçalanmış ailelerden gelen, aşırı dindar ya da ateist yetiştirilen ve küçüklükten itibaren pornografiye ve fetişizme düşkün kişiler, seri katil tanımı için uygun profiller. Asla aptal değiller. Seri katillerin tamamı aslında çok akıllı ve zeki insanlar. Bir çoğu cinayet işledikten sonra bunu diğerlerine gösterme ve egosunu tatmin etme amacıyla cesetleri kolay bulunabilecek yerlere ya da göz önüne bırakıyor. Bu onlar için çoğunlukla oyun... Yakalanana kadar kendilerini bu şekilde tatmin ediyorlar ve durmuyorlar. Genellikle avlarından bir parçayı kendilerine saklıyor ve bunu bir avcı ritüeli olarak görüyorlar. Çoğunluğu asosyal olsa bile, çevrelerinde gayet iyi, güvenilir, aklı başında ve normal bir insan profili çiziyorlar. Bu onların maskesi ve bu maskeyi düşürmek hiç de kolay değil. 

İlk hataları, genellikle son hataları oluyor. Bir kısmı ise hata olarak değil, artık tanınmak için yakalanıyor. Bunlar, en tehlikeli olanları. 

Peki bir insanın içinde tehlikeli bir psikopat olup olmadığını, suç işlemeden öngörmek mümkün mü? İşte bu soru, önümüzdeki 50 yılın hikayesini belirleyebilir. Bir seri katil profilini daha ilk cinayetini işlemeden yakalayıp onu ıslah etmek mümkün mü? 

 

 


Reuters geçen sene bir haber yayınladı. Benim de ayrıntılarını internetten aldığım bu haber, bazı soruların cevabı olabilir. İngiltere’de yaşayan yaklaşık 50 mahkum üzerinde, manyetik rezonans görüntüleme tekniğiyle bir çalışma yapılmış. Cinayet, tecavüz, cinayete teşebbüs ve fiziksel şiddet suçlarından sabıkalı bu mahkumların çoğunluğunda anti sosyal kişilik bozukluğu tespit edilmiş. İncelenen 44 erkeğin 17’sine anti-sosyal kişilik bozukluğunun yanı sıra ‘psikopati’ teşhisi de konulmuş. Araştırmacılar, ayrıca sağlıklı ve suçlu olmayan 22 erkeğin de beyinlerinin inceleyerek beyinlerindeki bazı yapıların ortak ya da aykırı yönlerini açıklamaya çalışmış. Psikopat teşhisi konulan suçluların, beyinlerindeki anterior rostral alın korteksi ve temporal kutup bölgelerindeki gri alanların, diğerlerine göre önemli derecede az olduğunu ortaya koymuş. Bilim insanları, bu bölgelerde hasar meydana gelmiş olmasının; empati kuramama, korkuya ve strese karşı zayıf tepki verme ve utanma veya suçluluk gibi bilinçli duyguların eksikliği ile ilişkilendiriliyor.

 

Peki bu bize ne sağlayacak? 

 


Bilim insanları bu tip kişilik bozuklukları ya da psikopatlık derecesindeki şiddet eğilimlerinin kaynağının bulunması ve bu yöntemin yaygınlaştırılarak potansiyel suçluların bulunmasıyla ilgili çalışmaların etik olarak mümkün olup olmayacağıyla ilgili de çalışmalar yürütüyor. Mesela ilerdeki dönemlerde işe girerken sağlık raporuna ek olarak, nörolojiden alacağınız bir beyin haritası dökümü de istenebilir. Ya da hastaneye herhangi bir teşhiş ya da tedavi için giden vatandaşın, beyin haritası dökümü dosyasına eklenip, genel bir havuzda toplanabilir. Şartlara uyan profillerin takibi ya da izlemesi yapılabilir. Bu profiller sorgusuz sualsiz hastaneye yatırılıp tedavilerine başlanabilir. 

Kulağa biraz antipatik gelse de, böyle bir çalışmanın faydalı olabileceğini düşünenlerdenim. Şimdilik sadece test aşamasında olan bu araştırma, birçok insan hakları savunucusunun da tepkisini çekiyor. 

Ne kadar güvenilir olacağı tartışılan bu teknikle, içimizdeki olağan şüphelileri bulma ve tedavi etme çalışması, ileride birçok muhalifin önünü kesme ya da onları toplumdan soyutlama aracı olarak kullanılabilir mi? Neden olmasın... Sonuçta her kuralı kendi ihtiyacına göre kullanmak isteyenler hep vardı; bence olmaya da devam edecek. Ama böyle bir şansı elde etmek daha önemli. Bu yapıyı organize eden bir etik kurul oluşturulabilir ve bu kayıtlar şeffaf bir heyet tarafından organize edilebilir. Bu bilgilerin sadece ehil ve konusunda uzman doktor heyeti tarafından izlenme ve kontrolü sağlanabilir. Ne de olsa amaç, dünyayı psikopat ve seri katillerden temizlemek. 

Peki siz ne düşünüyorsunuz? İçinizdeki psikopatı teslim etmeye hazır mısınız? 

 

Bu makaleye ifade bırak