Hakkı Öcal

Hakkı Öcal

hakki.ocal@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Yarın Türkiye saatiyle 20’de yemin ederek başkanlığını devralacak kişi,
o saatte hepimize televizyonlarda 10 yıldır ABD başkanı imiş gibi saygın ve ağır görünecek.
ABD solunun absürt tartışmaları, Trump’ın başkan değil “soytarı” olduğu yaveleri, küçültme çabaları bitmeyecektir; ama anlamını yitirecek.
Cumartesi sabahından itibaren Donald Trump ABD Başkanı olarak, eylem ve icraatıyla, kararlarıyla, atamalarıyla gündemimize girecek. “Atamalarıyla” derken, ABD’deki “Yağma Sistemi” adıyla bilinen hukuka dikkati çekmek istiyorum. Sivil hizmetler yasalarında yapılan reformlara rağmen, ABD’de başkanın değişmesiyle birlikte 20 bine yakın kamu görevi de el değiştiriyor. Trump’ın bu kadroları tümüyle doldurması bir yıldan uzun zaman alacaktır. Yüzlerce yönetim kurulu, üst kurul, müsteşar, müşavir, bakan yardımcısı, bakan yardımcısı danışmanı, onun yardımcısı derken ortaya Trump Yönetimi çıkacaktır. Bu sağlanmadan önce, Trump’ın icraatından hakkıyla söz etmek mümkün değil.
Ancak ondan önce bizim, Irak’ın, İran’ın, Körfez ülkelerinin, Rusya’nın, Gürcistan’ın, Ukrayna’nın, Çin’in (bu listeyi iki katına çıkartmak mümkün) Tayvan’ın Trump’tan beklediği
icraatlar var ve bunlardan Suriye ile
ilgili olanları çok acil.
Ülkemizdeki terörün aldığı kurbanlardan tutun, Fırat Kalkanı (ve muhtemelen Dicle Kalkanı) harekâtındaki şehitlerimize ve diğer maliyetlere kadar birçok iç sorunumuzun ortadan kalkması için, Suriye’de acil çözüm beklemekteyiz. Suriye’ye bağlı olmayan sorunlarımız da var; ancak bunların hemen hepsi Suriye’deki otorite boşluğu ve ABD’nin Suriye siyasetindeki yön değiştirmeler sebebiyle ziyadesiyle ağırlaşmış bulunuyor.
Obama önceleri “Esad’ı kendiliğinden çekilmeye davet eden” açıklamalar yaptı. Bu süreçte BAAS yönetimi, Suriye’de gerçek bir çok partili düzene geçilmesiyle çözülebilecek sorunu ağırlaştırmakta ve ülkesini iç savaşa itmekteydi. İç savaş milyonlarca mülteci ve on binlerce kurbanıyla bir uluslararası afet haline geldiğinde, yani Suriye’de silahlar ateşlenmeye başladıktan tam bir yıl sonra, Hillary Clinton, ABD Dışişleri Bakanı olarak BM’de ülkesinin Esad’ın devrilmesinden başka çare görmediğini söyledi. Bir yıl da bu söylemle, ama gereğini yapmak için tek adım atmadan geçti. Kim bilebilirdi ki Hillary kalkışacağı başkanlık macerası için, Libya’dan sonra siciline bir de Suriye başarısızlığı eklememiş olmak için işleri ağırdan almaktadır.
Obama da başkanlığa, Afganistan ve Irak’tan ABD askerlerini tamamen çekme vaadiyle gelmişti. “ABD’nin ilk Afrikalı-Amerikalı başkanı olarak” tarihî mirasını Suriye’yi işgal eden kişi olarak lekelemek istemedi. Sanki orada tarihsel bağları ve yeterli gücü olan müttefikleri yokmuş gibi, Suriye’de kendisine bir vekil ordu kurmaya kalktı. Bu vekâletin baş gönüllüleri ise Abdullah Öcalan’ın bizzat eğitip vücut verdiği Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve onun silahlı kanadı oldu. PYD bu işe elbette birtakım vaatler karşılığı razı oldu.
Şimdi Trump’ın işe başlayacağı nokta bu vaatlerin, yapanla birlikte tarihe gömüldüğünü söylemek olmalıdır.