20 yıllık iş tecrübesiyle birçok yeniliğe imza atan Siemens Healthineers Türkiye Genel Müdürü Şevket On, sağlık sektöründe insanların hayat kalitelerini artırmayı hedefliyor. 
 
1997 yılında bilgisayar sistemleri mühendisi olarak Siemens’te işe başlayan Şevket On, pek çok farklı konumda görev aldıktan sonra ülke lideri oldu.
 
Profesyonel hayatındaki en büyük hedefi, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıldönümünde Türk sağlık sistemine sunduğu hizmetlerle 300 bin kişinin hayatına ulaşmak.
 
“’Rekabette rakipleri düşünmek yerine, önümdeki işi nasıl daha iyi yaparım’ diye düşünmenin her zaman daha iyi sonuçlar ürettiğine inanırım” diyen Siemens Healthineers Türkiye Genel Müdürü Şevket On ile ilham veren öyküsünü konuştuk.
 
Hayatınızdan kısaca bahseder misiniz?
Profesyonel hayatımdan çok kısaca bahsetmek gerekirse, İzmir Atatürk Lisesi’ni ve ODTÜ Elektronik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü bitirdim. Lisans eğitimimin ardından burs aldığım TRT’de çalışmaya başlayarak iş hayatına adım attım. TRT’nin yeniden yapılanma sürecinden geçtiği o dönemde çok heyecan verici projelere katkı sağlama ve ilk yurtdışı deneyimlerimi kazanma şansı buldum. İlk birkaç yılın ardından bir yandan TRT’de çalışırken bir yandan da ODTÜ’de MBA’imi tamamladım.
 
İş hayatımın ikinci dönüm noktası ise 1997’de Siemens A.Ş. Sağlık Bölümü’nde işe başlamam oldu. Böylece şirketin önce mühendislik, sonra satış ve pazarlama bölümlerinde sürecek yolculuğum başladı. Son olarak, Siemens’in tüm dünyada sağlık bölümünü ayrı bir şirket olarak yapılandırmaya karar vermesini takiben Türkiye’deki şirketin kuruluş aşamalarını tamamlayarak, son iki yıldır Siemens Healthineers Türkiye Genel Müdürlüğü ve ayrıca Siemens Türkiye'de de İcra Kurulu üyeliği görevlerini yürütüyorum.
 
Özel hayatıma gelince, yine bir İzmirli olan eşimle ODTÜ’de MBA yaparken tanıştık. Ardından 1996 yılında evlendik; hayatı onlarsız düşünemediğim, bir kız, bir de erkek olmak üzere iki çocuğumuz var.
 
Nasıl fark yaratırsınız?
Bence en önemli konu otantik ve samimi olabilmek. Gerek iş hayatındaki ilişkilerde gerekse özel hayatta kendin olabilmek, düşüncelerini ve kendini olduğu gibi ifade etmek, yapay olmamak başlı başına bir fark yaratıyor.
 
Yenilgilerinizden nasıl dersler çıkarttınız?
Yenilgiler hayatın bir parçası ve öğrenme fırsatları. Sonunda önemli olan, en kısa zamanda tekrar ayağa kalkmak ve olumsuz sonuca yol açan kök nedenleri doğru analiz etmektir.
 
Sizin için para nedir? 
Parayı, ihtiyaçlarımızın karşılanması için gerekli bir araç olarak değerlendiriyorum. Ne daha fazlası ne de daha azı...
 
Kendinize hedef koydunuz mu? 
Sağlık alanında çalışmak insana olağanüstü bir tatmin duygusu veriyor. Yaptığınız her doğru iş, insan hayatının kalitesini arttırmaya doğrudan etki yapıyor. Benim hedefim de Türkiye’de iyileşmesine katkıda bulunduğumuz insan hayatı sayısını mümkün olduğu kadar arttırmak. 
 
Bugünlerde her gün yaklaşık 200 bin kişinin hayatını, Türk sağlık sistemine sunduğumuz sistem ve testler ile etkiliyoruz. Profesyonel hayatta şu andaki en büyük hedefim, bu sayıyı Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıldönümünde 300 bin kişiye çıkarmak.
 
Hayatınızı nasıl dengede tutuyorsunuz?
Çok basit: Zaman planımı kendim yaparım, planımı yaparken de önem verdiğim ve yapmaktan keyif aldığım her şeye, birlikte olmaktan mutlu olduğum herkese yeterli zaman ayırmaya özen gösteririm.
 
Sizin için rekabet nedir? Rakiplerinizle nasıl mücadele edersiniz? 
Rekabeti ülkemize ve toplumumuza daha iyisini vermek için gerekli görüyorum. Önemli olan, eşit şartlarda ve adil rekabetin sağlanmasıdır. Rekabette rakipleri düşünmek yerine, önümdeki işi nasıl daha iyi yaparım diye düşünmenin her zaman daha iyi sonuçlar ürettiğine inanırım.
 
Sağlığınıza nasıl dikkat ediyorsunuz? 
Spor benim hayatımdaki en önemli desteklerden birisi. Seyahatte olayım olmayayım, her gün en az 4 km koşarım. Eğer benim için yeni bir yerdeysem özellikle dışarda koşmaya çalışırım. Hafta sonlarında ise çocuklar ile yapmaya çalıştığımız basketbol maçları hayatta en keyif aldığım anlardan.
 
Kaybetmek kolay gibi anlatılsa da zorlu bir süreçtir. Siz her yenilgiden sonra nasıl kazandınız?
Kaybetmeyi de kazanmak kadar olgunlukla karşılarım. Yenilgiler de zaferler de hayatın kaçınılmazları. Önemli olan, kazanmak için en iyisini, elinizden gelenin en iyisini ortaya koyup koymadığınızdır. 
 
Yenilgiden sonra bunu değerlendiririm; elimden gelenin en iyisini yaptım mı, neyi daha iyi yapabilirdim ya da bugün olsa nasıl hareket ederdim, ona bakarım. Bunu yaptıktan sonra da o olayı arkamda bırakırım, beni daha fazla meşgul etmesine izin vermem.
 
Kaybettiğinizde üstesinden gelmek zorunda olduğunuz en yoğun duygu hangisiydi?
Kaybetmek tabii ki kazanmanın yerine geçmiyor ve bazı önemli projeler olumsuz sonuçlandığında kısa süreli de olsa bir tatminsizlik duygusu yaşıyorum.