Hayatındaki eksileri artılara çeviren Güvensan Bina Bakım Hizmetleri şirketinin ortağı Münteha Adalı, iz bırakmayı temel hedefi olarak görerek girişimciliğini geliştiriyor ve hep öğreniyor. 
 
8 çocuklu bir ailenin 7. çocuğu olarak 14 yaşında Siverek’ten terör sebebiyle İstanbul’a göç edip Açık Öğretim Fakültesi İktisat Bölümünü bitirdikten sonra bankacılık kariyerinden sonra girişimcilik çalışmaları ile devam ediyor. 
 
BY Adalı ile 39 Kalamış Marina Aparts işletmelerinin yanı sıra, yatırımcılık, sivil toplum örgütlerinde liderlik ve mentörlük de yapıyor.  
 
ARYA Kadın Yatırım Platformu'nda melek yatırımcı olarak, Tukutukum ile ilk yatırımını gerçekleştirdi. Bu platformda ve diğer STK çalışmalarında kendisi gibi girişimci olan kadınları ve gençleri destekliyor.
 
“Rekabet keyiftir, akıl oyunlarıdır. Her kaba sığabilmeyi bilmektir” diyen Güvensan Bina Bakım Hizmetleri şirketinin ortağı Münteha Adalı ile ilham veren öyküsünü konuştuk.
 
Hayatınızdan kısaca bahseder misiniz?
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde doğdum. 8 çocuklu bir ailenin 7. çocuğuyum. İlk ve ortaokulu Siverek’te okudum. 1979 yılında lise eğitimi için İstanbul'a geldim.
 
Yaşadığım bölgedeki olaylar nedeni ile ailem de aynı yıl İstanbul'a taşınmak durumunda kaldı. 
 
Erenköy Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra o dönem Türkiye'nin ilklerinden olan Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi İktisat Bölümü’ne girdim.
 
Üniversite mezuniyetinin ardından özel bir bankada çalışmaya başladım. 9 yıl bankanın her departmanında çalışıp 9 yıllık çalışmanın sonunda, bulunduğum noktada kendimi daha ileriye götüreceğimi hissettiğim anda istifa ettim.
 
Sektöre farklı bir bakış açısı kazandırmak amacıyla 1996 yılında ortağı olduğum Güvensan Tesis Hizmetlerinin başına geçtim. 
 
2004 yılı itibariyle başkaları için de ilham ve faydalı olabilmek kendimi geliştirmek adına Sivil Toplum Kuruluşlarında çalışmaya başladım. Bu dönem farklı açıdan kendimi ve çevremi keşfettiğim dönem oldu. Öğrenirken, öğretmeyi, el vermenin keyfini, paylaşmayı, paylaştıkça büyütmenin keyfine vardım. Aslında alanın değil verenin kazancının daha çok olduğunu gördüm. 
 
Girişimcilik, kadın ve gençler odaklı yaptığım çalışmalarda cinsiyet ayrımı yapmadan gençlere ve kadına yatırım yapılması gerektiğini,  gençlere ve kadına yatırım yapıldığında dünyanın ve geleceğin değişeceğini profesyonel hayatımda ve girişimciliğimde gördüm, bizzat yaşadım.
 
Tabi kadının gücünü bilen erkekler olması gerçeğini göz ardı etmedim.  Geleneksel yapının erkek üzerindeki ağırlığını da biz kadınlar görünür hale getirirsek sorun iki taraf için de çözülmüş olur.
 
Nasıl fark yaratırsınız?
Farkım zaten ismim ile başladı. Münteha isminin hikâyesi, öğrenenlerin üzerinde farklı bir etki yaratıp unutulmuyor. Bu da hayatıma giren insanlarda bıraktığım izin başlangıcı oluyor.
 
Fark yaratmak için hayata farklı bakmak ve farklı olmak gerekir. Hayatım boyunca her insanın negatif gördüğü ve negatif değerlendirdiği durumları ben fırsat olarak gördüm. 
 
Yaptığım işlerde rakiplerimi ve müşteri beklentilerini iyi analiz ederek bugünden gelecek planlaması yaparım. 
 
Bu özellikler yapılan işe değer katmanızı, beklentilerin üstünde iş yapmanızı sağlıyor. Vizyoner bakış açısıyla yaklaştığınızda, rakiplerin yapamadığı ve yapmaktan kaçtığı şeylerin, yarattığı her boşluğu birer fırsat olduğu gerçeği ile hareket ediyorum.  Şartlar ne olursa olsun hiçbir durumda kendimden vazgeçmiyorum. Sahip olduğum her şey benim çıkış noktam.
 
Her şey duygulara dokunma ile başlar. Bu nedenle hayatı “Duyguları Yönetme Sanatı “ olarak yorumluyorum. 
 
Duygulara dokunmayan işlerin başarı elde edeceğine de inanmıyorum. Bu saydığım temel özellikler her işte fark yaratmamı sağlıyor. 
 
Yenilgilerinizden nasıl dersler çıkarttınız?
Çıkartmaz mıyım?  Ömrümüzün uzunluğu çıkarttığımız derslerle doğru orantılı. 
 
Hayat pozitif ve negatif dengesi ile devam ediyor. Kazanç veya kayıp bir sonuç; sonuç ise öğrenmek, ders almak ve yola devam etmektir.
 
Sonuç öğrenmekse, “kimin öğrettiğinin ne önemi var ki? “
 
Başardıysam “Neden başardım?”, başaramadıysam “Neden başaramadım?” diye kendimi sorguluyorum ve derslerimi çıkarıyorum, çıkardığım dersler kişisel öğretilerim oluyor. Bir de şu açıdan yaklaşmak gerekiyor, her başarı ve başarısızlıkta tek sebep kendiniz de olmayabiliyorsunuz. Bunları da iyi irdelemek gerekiyor.  
 
Kazanç için şans, akıl, iyi insanlar, eğitim gibi tüm koşulların bir arada olması gerektiğine de inanıyorum. 
 
Sizin için para nedir?
Para amaç değil, sizleri hedeflerinize götüren bir araçtır.  Hedefim hep itibarlı başarı olmuştur. Sağlam yol aldığınızda kazanmamanız, parlamamanız mümkün değil. 
 
Benim için konu zengin olmak değil, nasıl zengin olduğumuzdur.  Kaç hayatı değiştirdim, dokunduğum kişilerde nasıl iz bıraktım, nelere yol açtım, kimlere nasıl ilham oldum? Daha çok dikkat ettiğim durumlar bunlardır. Tabi akıllı para yönetimi olmadan da etki alanınızı sürdürülebilir halde tutamazsınız.  Maddi manevi zenginlik şart. 
 
Kendinize hedef koydunuz mu?
Olmaz mı? Çok hedefim var bunları sadece ben bilirim, dile getirmeden içimden olmasını istediğim her şeyi yaptım ve yapmaya devam ediyorum.
 
İz bırakmak temel hedefim. Diğerleri ancak bu hedefime hizmet eder. 
Girişimciliğimi geliştirmek, hep öğrenmek.  
 
Sivil toplum kuruluşlarında yer alıyorum, üniversitelerde etkinliklere katılıyor öğrencilerle bir arada oluyorum ve bunu çok önemsiyorum.  “Çok yoğunum, işim başımdan aşkın” demeden herkese tek tek elimden geldiğince vakit yaratmaya çalışıyorum. Gittiğim etkinliklerde Anadolu gençlerine staj ve kalacak yer imkânları sağlıyorum.  Bunları yaparken gelecek için onların da başkalarına el vermeleri bilinci ve görevi ile onları borçlandırıyorum. 
 
İleriye yönelik hedefim, gençlerle ve kadınlarla daha çok bir arada olmak, yatırımcı kimliğim ile de onları desteklemek ve onların tutkularına ortak olmak. 
 
Hayatınızı nasıl dengede tutuyorsunuz?
Önceliklerimi belirleyerek, planlayarak ve planlı yaşayarak. Her sorumluluğumun içimde bir odası var, bu odalar hep gelişerek düzen içinde devam ediyor.
 
Diğer türlü istediğiniz her şeye yeterince vakit ayıramıyorsunuz ve başarı elde edemiyorsunuz. Sanırım benden tek şikâyetçi olan bedenim, onu da dinlemeyi öğrendim. Ne derse yapmaya çalışıyorum. 
 
Sizin için rekabet nedir? Rakiplerinizle nasıl mücadele edersiniz?
Rekabet keyiftir, akıl oyunlarıdır. Her kaba sığabilmeyi bilmektir. 
 
Rekabet güzeldir, adil olduğunda rekabet etmeyi severim. Rakip çünkü sizi ve işinizi daima gelişmeye, takip etmeye zorlar. İnsan sürekli kendini günceller ve iş hayatı monoton olmaktan çıkar.
 
Rakiplerin yapmadığı, yarattığı boşlukları gözlemlerim. Bu boşlukları da işimde nasıl fırsata dönüştüreceğimi planlarım. Her ne kadar aynı sektörde iş yapıyor gibi görünsek de, doğru işle doğru konumlandırmayla rakiplerimle kıyaslandığımda bambaşka bir kulvarda olduğumuzu görürüm. 
 
Sağlığınıza nasıl dikkat ediyorsunuz?
Yakın çevremin tenkitleri, sağlığıma çok dikkat etmediğim yönünde. Hastalıkların temelinin psikolojik olduğuna inanıyorum. Bir rahatsızlığım olsa da üzerinde durmuyorum çok fazla, kendimi yapmam gerekenlere veriyorum ve işime odaklanıyorum. Çünkü hastalığımı düşünmeye başlasam eminim yataktan çıkamayacak hale gelirim. Süreç içerisinde bunu da yönetmeyi öğrendim.
 
Bu dediklerim insanları korkutmasın, tabii ki rutin kontrollere giriyorum.  Benim ifade etmek istediğim şey hastayım deyip yaşamdan kopmamak, asıl tedavi hayatın içinde olmak. Tüm hastalıkların tedavisi yüksek motivasyondan geçiyor. 
 
Kaybetmek kolay gibi anlatılsa da zorlu bir süreçtir. Siz her yenilgiden sonra nasıl kazandınız?
Yenilmeden, daha yenilgiye uğramadan tüm artı ve eksi durumları hissetmeli ve ona göre rotanızı değiştirmelisiniz. Uçurumun ucuna geldiğimi hissettiğim anlar oldu, ama düşmeyi düşünmeden farklı çıkış yolları görmeye çalıştım, bu zor süreçleri motivasyonumu yüksek tutarak atlattım. 
 
Kaybetmek dediğimiz şey vazgeçmek aslında ve ben vazgeçmenin ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu gördüm. 
 
Ticari anlamda küçülürken aslında büyüklüğün tanımlamasını yaptım. Farklı ve bakir alanlarda iş yapma fırsatlarını yakaladım. 
 
Kaybettiğinizde üstesinden gelmek zorunda olduğunuz en yoğun duygu hangisiydi?
Neyi, nasıl kaybettiğime  bakarım .  Benim için en önemlisi varlığımı itibarlı devam ettirmek.  
 
Her kaybın yeni bir başlangıç olduğuna inanırım. Yeter ki kaybettiğimiz şey umudumuz olmasın.