Aslı Onat

Besteci Cemal Reşit Rey’in “Çelebi” operası, 2005 Eylül’ünde, öğrencisi besteci Aydın Karlıbel’in çabasıyla Ankara Operası Kütüphanesi’nde bulunmuştu. Librettosu Rey’in ağabeyi Ekrem Reşit Rey tarafından yazılan operanın şef partisyonu 30 yıldır kayıptı.
Eser, Karlıbel’in çabalarıyla kütüphanede bulunduktan sonra besteci mevcut orkestra materyalini gözden geçirdi. Bu kontrol sırasında, eserin üçüncü ve dördüncü perdelerine ait nefesli ve vurmalı saz partilerinin tümüyle eksik olduğunu fark etti.

'Elle tam 873 sayfa yazdım’
Uzun süre Cemal Reşit Rey’in asistanlığını yapan ve konserlerde parça parça seslendirilen “Çelebi”ye aşina olan Karlıbel, yaklaşık bir yıl boyunca bu bölümleri 442 sayfalık şef partisyonundan orkestra partilerini kopya ederek tamamlamakla uğraştı.
Karlıbel, “Cemal Bey’in yanında yetiştiğim ve orkestra yazısı konusunda kendisinden eğitim aldığım için eksiklikleri tamamlama görevini üstlenmek beni çok memnun etti” diyor. “Çalışma süreci maraton gibiydi; elle tam 873 sayfa yazdım. Rey’in kaligrafisini aynen kopya etmeye, temiz bir iş ortaya çıkarmaya çalıştım” diye de ekliyor.

Türk musikisi etkisi
Cemal Reşit Rey, Türk musikisine olan tutkusunu “Çelebi”ye de yansıttı ve operanın müziğini yazarken ağırlıklı olarak Hicaz makamını kullandı. Eserin bazı bölümleri konserlerde seslendirilse de opera hiçbir zaman bir bütün olarak sahnelenmedi. Karlıbel’in çalışmasının sonucunda eserin tümü ilk kez dünya prömiyeri için hazır hale geldi.
Yapıtın konser versiyonunun 2007-2008 sezonunda Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda seslendirilmesi söz konusu. Operanın tamamının ilk sahnelenişi ise 2008 yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde (İDOB) gerçekleşecek.
Konu hakkında görüştüğümüz İDOB Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Kerim Soysal, “Kurum olarak ulusal eserlere büyük önem veriyoruz ve değerli hocamız Cemal Reşit Rey’in 'Çelebi’sini de 2008 yılında sahneleyeceğiz” dedi.
4 perdeden oluşan “Çelebi”nin toplam süresi üç buçuk saati buluyor.

Sesi güzel ama çapkın bir adam
Lale Devri’nde yaşamış gerçek bir kişilik olan besteci küçük müezzin Çelebi Mehmet Efendi, Edirne’de doğar, büyür. Sesi öyle güzeldir ki kendisine İstanbul’a gitmesi tavsiye edilir. Çelebi Mehmet Efendi, sarayda padişahın gözüne girerek baş müezzin ve baş hanende olur. Ama küçük bir kusuru vardır; kadınlara çok düşkündür. Sarayda ne kadar kadın varsa hepsini baştan çıkarır. Padişah onu Konya’ya sürer. Çelebi Mehmet ancak padişah değiştikten sonra İstanbul’a dönebilir ve kısa süre sonra vefat eder.
Cemal Reşit Rey’in ağabeyi Ekrem Reşit Rey, bu gerçek hayat öyküsüne kendi kurgusunu da katarak dört perdelik bir opera yazar. 1942 yılında Yeniköy’de yazdığı operanın müziğini bestelemesi için kardeşi Cemal Bey’e başvurur. Cemal Reşit eserin müziğini yazarken, Çelebi’nin orijinal bestesi olan “Şehnaz Puselik Semaii”ye opera içinde üç kez farklı şekilde yer verir. 

İki Rey operası daha

Aydın Karlıbel’le görüştüğümüzde iki iyi haber daha aldık. Karlıbel, Cemal Reşit Rey’in ilk dönemine ait birkaç operasının daha İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin arşivine satın alındığını belirtti. Librettoları gene Ekrem Reşit Rey’e ait olan operalar “Zeybek” ve Fransızca yazılmış olan “Faire Fans Dire” (Söylemeden Yapmak). Bu eserlerin yalnızca piyano-şan versiyonları mevcut. Karlıbel, Rey’in “Çelebi”  gibi pek çok yarım kalmış, tamamlanması gereken eseri olduğunu, kendisinin yanı sıra besteci ve müzik teorisyeni Yalçın Tura’nın da bu eserleri tamamlamak için yoğun uğraş verdiğini kaydetti.