Travma, deprem, sel gibi doğal afetler, savaşlar, cinsel ya da fiziksel saldırıya uğrama, çocuklukta yaşanan cinsel taciz ve tecavüzler, trafik kazaları, bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne yönelik; gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi içeren olayları yaşaması, ağır yaralanması ve ya bu tür durumlara tanık olması, ailesinden ve yakın çevresinden birilerinin beklenmedik, ani ölümleri, şiddet ve şiddet dolu yaşantıların, ihmal ve istismar gibi yaşamı tehdit eden doğrudan yaşadığı aşırı derecede örseleyici durumların kişide yarattığı ruhsal etkilenmişliği ifade eder.
 
Travma yaratan olaylar, yaşamı ve fiziksel bütünlüğü, kişinin dünyadaki yeri ile ilgili ve kendisi hakkındaki değerlerini tehdit eder. Bu çerçevede kendini değerli ve güvende hissetme, dünyayı anlamlı ve kabul edilebilir görme, diğer insanları iyi ve yardımsever bulma, kırılmazlık ve incinmezlik gibi duygular tehdit altında kalır. Oluşan travma nedeniyle çocuk ve yetişkinlerin normal yaşam süreci engellenmekte ve kesintiye uğramaktadır. Bir çocuk ve yetişkin toplumda travma/travmalarla karşılaştığında güvenli ve şefkatli bir ortama her zamankinden daha çok gereksinim duyar. Zihni korkutucu ve kötü imgelerle dolar ve karışır. Bazen bu durum onlarda içe çekilme, pasifleşme ve sosyal yalıtıma neden olur. Bazen de kendilerini koruma ve yaşama adına aktif saldırganlığa döner.
 
Travma sonrası dönemde bazı ruhsal belirtiler gelişebilir:
 
Kaygı Tepkileri
Travma sonrası stres tepkisi temelde bir kaygı tepkisidir. Bu tepki sırasında çocukların ve yetişkinlerin bedeni ve zihni sanki bir tehlikeye maruz kalmış gibi tepki verir. Çocuklar ve yetişkinler travmatik bir olaydan sonra, aşağıda belirtilenler gibi, belirgin olmayan kaygılar geliştirebilirler:
- Sosyal yaşam ve gelecek gibi alanlarda ortaya çıkan sürekli bir kaygı hali.
- Avuçların terlemesi, titreme, mide sorunları, baş ağrıları, kas gerginliği gibi fiziksel uyarılmıştık belirtileri.
- Karanlıktan, belirli hayvanlardan ve başkalarının önünde konuşmadan aşırı korkma.
- Sevilen birisinden ayrılma korkusu.
 
Bunların yanı sıra travma sonrası stres bozukluğuna özgü kaygı belirtileri de izlenebilir:
 
- Hatırlatıcılar; travmaya ilişkin anıları tetikleyen ipuçlarıdır ve kaygının ortaya çıkışına neden olurlar. Örneğin, deprem sırasında bulunulan binanın görüntüsü, tacizi hatırlatan herhangi bir düşünce veya duygu hatırlatıcı olabilir. Travma tepkilerinin ortaya çıkmasında hatırlatıcıların etkilerinin bilinmesi önem taşır ve onların travma tepkileriyle daha kolay başa çıkmalarına yardımcı olur. 
 
- Aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme belirtilerinin eşdeğeri olarak dezorganize ya da huzursuz davranışlar sergileyebilirler.
 
- Travmayı konu alan oyunların tekrar tekrar oynanması biçiminde yeniden yaşantılama belirtisi ortaya çıkabilir. Travmatik olayın sık sık sıkıntı veren bir biçimde rüyalarda görülmesi, çocuklarda içeriği tam anlaşılamayan korkunç rüyalar şeklinde kendini gösterebilir.
 
Depresyon ve Yas
Kayıplardan sonra şiddetli üzüntü tepkileri vermek ve kaybedileni özlemek normaldir. Bunlar, çocuğa ve yetişkine rahatlama duygusu veren ve diğer kişilerin desteğini almak için harekete geçmesine yol açan sağlıklı tepkilerdir. 
 
Travmatik yaşantı sonrasında normal kabul edilen bazı depresif tepkiler şunlardır:
 
- Çökkün ya da sinirli bir ruh hali.
- Tüm etkinliklere duyulan ilginin azalması ve bunlardan haz alamama
- Diyet yapılmadığı halde bariz şekilde kilo kaybı veya artışı
- Kaybedilen kişiyi özleme
- Sevilen birinin kaybını 'kabullenmeme
- Uykusuzluk ya da aşırı uyuma
- Aşırı huzursuzluk
- Aşırı yavaşlık
- Enerji kaybı/azalması ve derin bir yorgunluk hissi
- Değersizlik duygusu
- Aşın ya da duruma uymayan suçluluk duyguları
- Konsantre olmada ya da karar vermede zorluk
- Tekrarlayan ölüm düşünceleri
- Hayatın yaşamaya değmediğine dair tekrarlayan düşünceler
 
YAKINLARINA ÖNERİLER:
- Yakınlarınıza yardımcı olabilmenizin ilk koşulu sizin duruma hakim, sakin, güven verici, tutarlı bir tutum içinde olmanızdır.
 
- Travma içindeki bireyin sizin yakınlığınıza her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğunu unutmayın (bedensel yakınlığı, elini tutmayı, sarılmayı ihmal etmeyin).
 
- Öte yandan bu yakınlığınızı aşırı bir koruyuculuğa dönüştürmeden sürdürmelisiniz. Çocuklarınıza yaşlarına uygun ve yapabilecekleri işler, sorumluluklar vermenizin onların yararına olduğunu akılda tutun.
 
- Travma sırasında ve sonrasında yaşadıklarını anlatması yönünde ona destek verin anlatmaya yüreklendirin.
 
- Korku, kızgınlık gibi duygularını ifade etmelerine izin verin hatta yüreklendirin, ağlamalarını önlemeyin, tekrarlayan sorularına yanıt verin.
 
- Yaşadıklarının son derece doğal olduğunu, bir hastalık olmadığını anlatın. Rahatlatmak için "Geçti." ya da "Bir şey olmaz"demek yerine olası olumsuz durumlarda yapması gerekenler konusunda bilgi verin.
 
- Travma içindeki bireyin yanında travma ile ilgili konuları konuşmaktan kaçınmayın. Travmadan ya da sıkıntıdan korumak için olanları gizlemek doğru değildir. (Çocuklara anlatırken onların anlama düzeylerine uygun bir ifade kullanmanızda yarar vardır.)
 
- Güven içinde olduğu ve yalnız olmadığına dair çocuk ve yetişkin rahatlatılmalıdır. Çocuk ve ergenin duygularını ifade etmesine izin vermelidir (çocuklar duygularını sözcükler kadar, davranışlar, oyun ve resim gibi yollarla da anlatabilirler), 
 
- Anlattıkları dinlemeli, duygularını anladığını belirtmelidir. Yakınları kendi duygularını, korkularını, kaygılarını anlattıklarında travmaya uğrayan çocuk ve yetişkinde kendi korku ve kaygısının normal olduğunu düşünerek rahatlayabilecektir.
 
- Travma içindeki kişinin olay yerinden uzaklaştırılması, daha sonra uyum sağlamasını güçleştirir. Mümkünse alışık olduğu yerde kalması, ancak yaşam şartlarının bir an önce normale döndürülmesi çok önemlidir.
 
- Yakınları zor günlerle baş etmek için yaptığı planları kişiyle paylaşmalı, ve eğer yaşı büyükse onun da fikrini almalıdır.
 
- Becerebileceği işlerde çocukların da yardımı istenmelidir. Bu onun kendine güvenini arttıracak ve çaresizlik hissini aşmasına yardımcı olacaktır.
 
- Yaşanan zorlukların aşılacağına dair umut aşılamak, geçmişteki güzel anıları konuşmak ve tekrar güzel günler yaşanacağını hatırlatmak yararlıdır.
 
- Kaybı yaşayan kişilerin duygularını göstermeleri gerekir. Sürekli mantıklı olmak ve hiçbir şey olmamış gibi davranmak, çocuğun veya yetişkinin kendi içinde birçok duygusunu bastırmasına neden olur ve iç huzursuzluğuna yol açar. Duyguların ifade edilebileceğini görmek kişiyi rahatlatır.
 
Belirtileri ne zaman ciddiye alalım?
Travmatik bir olaydan sonra yetişkinlerin ve çocukların büyük bir kısmının birkaç ay boyunca bu tip tepkiler göstermesi son derece normaldir. Ancak bu tepkiler altı aydan daha uzun sürerse ve altı ay içerisinde azalmaz, git gide artarsa, günlük yaşamda uyku bozukluklarına; iş, aile ve okul yaşamında güçlüklere yol açarsa, profesyonel bir yardım alınması gerekir.
 
 
instagram/volkanpelenk