MHP’den istifa eden Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’la ilgili iddialar, “Sadece Adana mı?” tartışmasına yol açtı.
Okurlarımızdan AKP’ye İstanbul ve Ankara’yı, CHP’ye Edirne’yi hatırlatan eleştiriler aldık. Bazıları, “Hanımın Çiftliği”ndeki Adana görüntülerinin kentin gelişme ve sanayileşme tarihiyle örtüşmediğini belirterek, alındıklarını ifade etmişler.
Kuşkusuz, imar rantlarına dayalı skandallar, yolsuzluk ve rüşvet olayları Adana’ya özgü değil, ancak Aytaç Durak’ın istifasıyla sonuçlanan ve savcılığın soruşturma açmasına yol açan iddialar güncel olduğu için yorumların oraya odaklanması doğal. “Melih Gökçek’e neden dokunulmuyor?”, “Denizfeneri ne oldu?” gibi hatırlatmalar Adana’da yaşananların önemini azaltmaz.
Bu konuda dikkat çekici bir yazıyı Şükrü Oruç kaleme almış. Virgülüne dokunmadan aktarıyoruz:
“Aslında Aytaç Durak olayı ülkemizin kanayan bir yarasını ortaya koyuyor. Aslında, çok daha fazla Aytaç Durak olayları var Türkiye’de.
Turizm merkezleri, orta büyüklükteki kentler, başta İstanbul, Ankara. Bir süre önce basında okumuştum. İstanbul’da 4 binden fazla imar değişikliği yapılmış. Bu herhalde sütten çıkmış ak kaşık değildir. Kent rantları siyasetin ve yerel yönetimlerin yumuşak karnından ve hırslarından öte, siyasetçilerin, yerel yöneticilerin ve bunları yönlendiren grupların ahlaki sorunlarını ortaya çıkartıyor. Hesapta sorulmadığı için, siyaset meydanına ve yerel yönetimlere ona göre insanlar talip oluyor ve bizlerde güya demokratik hakkımızı kullanıyoruz. Birileri de çıkıp bu millet iradesidir diyor. Yunanistan Başbakanı (Papandreu) bir ara şunu demişti, ülkesindeki ekonomik sıkıntılar için, ‘Yolsuzlukların önüne geçilmedikçe bu sorunların çözümü mümkün değil’dir mealinde bir şeyler söylemişti. Benim ülkemde de yolsuzlukların, haksız kazançların, kayırmacılığın önüne geçilmedikçe ve bundan hesap sorulmadıkça bu ülkenin iki yakası bir araya gelmeyeceği gibi, kalkınması ve gelişmişliği de sağlam temeller üzerinde olamaz ve ikide bir krizlerle halkın yüzde 85’i daha da fakirleşir. Gelir dağılımı da içinden çıkılmaz bir hal alır. Demokrasi havarileri, şekilsel değişiklikler yerine krallıklara ve derebeyliklere imkân vermeyecek değişiklikleri yapsalar olay kendiliğinden çözümlenecek, yukarıda belirttiğim ahlaki sorunu olan veya ona göre diye ifade ettiğim insanlar bu arenada yer almayacaklardır.
Son sözünüz gerçekten etkileyici, umarım liderler ve yerel yöneticiler bundan bir ders çıkartır.”
Yinelemekte yarar var: Kent rantları, siyasetin ve yerel yönetimlerin “yumuşak karnı”nı oluşturuyor.
Liderlerin “seçilmiş krallar” haline geldiği demokrasilerde yerel yöneticiler de “derebeylikleri”ni inşa ediyorlar. Adana’da yaşanan budur.
Bu eleştirinin “Adanalı” olmakla ilgisi yoktur.
Bul

