Elbette ki anlatmaya sığmayacak kadar kapsamlı bir konudur beyin titreşimleri ve beden sağlığı etkileşimi. Ama ben en olağan, anlaşılabilir genelleme ile anlatıp, önemsenecek bir değişim yaratma peşine düşmeyi denerim.
 
Bedenin bir bütünsellik içinde olduğunu biliyor isek, bedenin bu orkestrasında notadan çıkan bir enstrümandan sonra bütün enstrümanların senkron kaçırabildiğini de benzetme ile söyleyebiliriz. Beynimizin bedenimizdeki tüm sinir sistemleriyle senkronizasyonu iletişim ve titreşimler üzerinedir. Hatta örneğin bağırsak, bedende ikinci beyindir, bağırsağın mide ile de doğrudan senkronu vardır. Kalbin damarlarla, damarların bedendeki tüm damar ve kas sistemiyle bağlantısı vardır. Hal böyleyken bedendeki bir negatif titreşimin beden sağlığında nelere yol açabildiğini anlamak zor değildir.
 
Ufak birkaç sistemsel aktivasyonları örneklendirelim:
 
Gastroentestinal sistemin duygulara karşı hassasiyeti vardır. Kaygı, kızgınlık, yetersizlik, duygusal eksiklik gibi tüm duygular negatif titreşimlerle mide rahatsızlıklarına yol açmaktadır.
Hassas bağırsak sendromu, bağırsakların merkez sinir sistemiyle ilişkisini sağlayan sinir sistemi olan Enterik sinir sistemi ile beyin arasındaki iletişim bozukluğundan kaynaklanır. Mutluluk hormonu dediğimiz serotonin hormonunu bile %5 beyinle ilgiliyken %90’ı bağırsakla ilgilidir.
Fibromiyaljik kas sendromları, dışa vurulmayan duyguların kaslara yazılması ve serotonin eksilmesi sonucu başlıyor.
 
Daha basit örneklemeler de verelim. Söylemek istediklerinizi çokça kez söylemeyip içinize attığınızda, boğaz ağrıları yaşarsınız ve bu tiroit hastalıklarına kadar varır. Çok ilginç gelmesin, duymak istemediğiniz gerçeklerden çok kaçtığınızda kulağınızda çınlamalar ya da duyu zayıflığı oluşabilir. Beyniniz, sizi hayattan yorulduğunuza delilsiz olsa bile ikna etmişse eğer ayaklarınızda dolaşımsal bozukluklar ya da şişkinlikler oluşur. Kalp rahatsızlıkları, çapraz dürtüsel çalışır mesela. Kalp, sezgisel algılamayı sağladığından beynin amigdala kaçağına sebep olabilir, amigdala kaçağı ani duygusal tepkimelere girebilir ve ani duygusal tepkimeler ise panik atak ya da kalp krizi gibi ağır kalp rahatsızlıklarına neden olabilir. Bunun dışında, beyin kodlama hatalarımız yüzünden beynin komutuyla da “tehlike” hissine karşılık gelen güç, savaş, mücadele dürtüleri kalbi hasta etmeye yeterli olabilmektedir.
 
Rahim ve kistik rahatsızlıklar, genelde kadının kadınlığına ilişkin beynin algısal ve duygusal erozyonu yüzünden oluşmaktadır. Kadın, bir yerde kadınlık onurunda duygusal acı hissetmiştir ya da çok sevip sevilmemiştir veya çocuk sahibi olmayı kaygıya dönüştürmüştür. Bu bölge kadının kadınsallığında tüm negatif düşünce titreşimlerinin sonucunda hastalığı vermektedir.
 
Doğuştan olmayan, sonradan gelişen tüm bedensel rahatsızlıklar için elbette ki genetik vesair etkenler olmakla birlikte bedenin tüm titreşim ve frekans senkronundaki bozukluğun da sebep olduğunu söylemek gerekiyor. Bilimsel olarak da kanıtlandığı üzere, beyin dahil tüm organların birbiriyle iletişimi vardır, bu iletişimi titreşimlerle sağlar ve bir yerden diğerine gidecek olan titreşimde olağanın dışında bir tepkime olmuş ise titreşimin varış noktasında bir hasar meydana gelebilecektir.
 
Peki, gelelim burada başlangıç nasıl oluyor ve değiştirmek için neler mümkün?
 
Az biraz bahsettiğimiz gibi aslında zihin bir orkestra, beden ise zihin orkestrasını da içeren daha dev senfonik bir orkestra. Bu bağlamda zihin orkestrasındaki senkron bozukluğu, senfonik bozukluğu da beraberinde getiriyor. Yaylı çalgılardan birkaçının teli kopuyor ve tüm senfoni kulak tırmalayan bir senkron bozukluğuna ve olumsuzluğa dönüşüyor gibi. Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi bu akışın başlangıç noktası, karşılaştığımız her türlü olay, durum veya etkinin beyinle ilk temasının nasıl bir yol izlediğiyle ilgili. Karşılaştığımız bir olay, durum ya da etki beynin talamusundan girdiği anda iki yol izliyor: Ya sağlıklı bir gidişle akıllı beyin yani limbik sisteme giderek, düşünme haline geçiyor ya da sağlıksız bir gidişle amigdala kaçağı oluşuyor ve düşünmeden tepkilere dönüşüyor. Tersten gidersek, Amigdala duygusal reaksiyonlarımızın yeri olduğundan, amigdala kaçağı halinde mutlak surette karşılaştığımız durum, olay ya da etkiye karşılık öfke, üzüntü, kızgınlık, kavga ya da stres gibi ağır negatif tepkiler veriyor ya da tepkileri içimizde hissediyoruz. Sağlıklı gidişle düşünen beyin limbik sisteme gittiğinde ise, beyninizi daha önce bu karşılaştığınız olay, durum ya da etkiye karşılık otopilot olarak kodladıysanız da doğru ya da yanlış demeden otopilot devreye giriyor ve beyin bu bilgiyi aynı komutla amigdalaya gönderiyor. Eğer otopilot olarak kodlamadıysanız da beyin bu olayı düşünüyor ve sakince ilgili bölümlere bilgi akışları sağlayarak orkestrada doğru titreşimlerle sonuç vermesini sağlıyor.
 
Burada şunu iyi anlamak lazım, beynin sağlıklı işlemesi demek stressiz, kavgasız ve hep mutlu olmak demek değildir. Sadece hasar bırakmadan sistem işliyor, yaşayacağını yaşıyor, dışavurumlarını yapıyor ve neticelendikten sonra da kayıtları siliniyor demek istiyorum. Bu, sağlıklı olan sistem işleyişi ve zaman zaman sağlıklı işliyor zaman zaman da aksine bozuluyor.
 
Dedik ya amigdala kaçağı oluyor ya da otopilot kodlarınız yüzünden beyin karşılaştığı duruma örneğin “hmm biri bana yalan söyledi, ne yapıyordum, çok sinirleniyordum” diyor ve ezberlemiş olduğu davranışla (kayıtlı titreşim ilerlemesi) bilgiyi amigdalaya yolluyor. Amigdalamızla duygusal bir etki altındayız diye hemen hasta olmuyoruz elbette ki. Amigdalamızla duygusal etki içinde çoğu zaman ani ve hatalı reaksiyonlar gerçekleştiriyoruz. Bu durumda dışavurum gerçekleşmiş oluyor ve reel dünyada bizi negatif etkileyecek sonuçlar yaşayabiliyoruz. Örneğin haksız yere sevgilimizden ayrılıyoruz ya da sevdiğimiz birinin kalbini anlamadan haksız yere kırıyoruz. Bunun sonucunda da çok üzülüyoruz. 
 
Ama beyin titreşimlerinin bedenle olan iletişimi sonucu oluşan hastalıklar, bu tür dışavurumlarda da arıza veriyor olsa da bu geçici ve önemsiz denilecek düzeyde oluyor. Asıl büyük iletişim ve titreşim bozuklukları sonucu oluşan bedensel hastalıklar dışa vurulmayıp, tüm tepkiselliğin ve reaksiyonun bedenin içinde kalması halidir. Yani beyin karşılaştığı olay, durum ya da etki sonucu hissettiklerini adeta “kol kırılır yen içinde kalır” atasözünü yerine getirir gibi bastırır ve bedeninin içinde tutar, beden içinde titreşimlerle o sonuçları hissetmeyi seçer. Hal böyle olunca sanki beyin mideye gider dert yanar, bağırsağa gider mutsuzluğunu anlatır gibi bir kaotik durum yaratır. Bunun sonucunda da dışa vurulmamış, halledilmemiş, söze ve tepkiye dönüşmemiş her türlü beyin titreşimi frekansları bozar, bedenle iletişimini bozar, sonucunda da bağlantılı beden bölümlerinde hastalıklara yol açar.
 
En önemli şeyi unutmayın: beyni anlamazsanız insanları, hataları ve kendinizi hiç ya da tam hiçbir zaman anlayamazsınız. Beyni de öyle leb diye de anlayamazsınız. Bunu anlamaya emek harcamalısınız.
 
O halde ne yapacağımız çok basit:
 
1. Önce iki kez düşün. İki kez düşün, hatta 2 dakika düşün ki, vereceğin tepkiler Amigdala kaçağı sonucu yanlış olmasın. Düşün: bu olay, durum, etki ne?
2. Analizini yap. Gerçek nedir? Gerçekten ne hissettin? Duygularının sebebi nedir? Neden böyle hissettirdi?
3. Dışa vur: Bu durum karşısında eylemselliğin ne olmalı? Bu ilgili kişilere verilecek tepkiler olabileceği gibi sadece duygusal ağlamak, üzülmek bile olabilir. Kendine ve ilgili kişilere duygularını düşüncelerini söyle, uygula.
4. Değiştir: Kendi beynine dost ol ve onu yönet. Bir daha aynı olay olduğunda beynin nasıl işlemeli, ona anlat, kodla ve komutlarını unutma.
5. Beyin ve beden senkronizasyonunu izle: Bazen farkındalığını yitirirsin. Bu durumda sağlığında bozulma olduysa, hemen bu sıralamayı başından itibaren izleyerek, bu hastalık neden oldu bul. Ve aynı yolu izleyerek çözmeyi hatırla.
 
 
Betül Yergök /Mentalizasyon
mail: info@mentalizasyon.com
İnstagram/Youtube: @mentalizasyon