Yıllar önce 23 Nisan etkinliklerinde, pastel tonlarıyla karışık renkli bir etek giymiştim. Üzerinde beyaz gömlek, altında beyaz çorap ve ayakkabılar ile -80’li yılların başlarında yokluğun çevremde çok olduğu günlerde- kendimi harika hissetmiştim. Aklımda, caddedeki uzun yürüyüşümüz ya da sıcaktan bunaldığımız anlar değil de sadece o elbise içinde kendini mutlu hisseden bir kız çocuğu kalmış. Şimdi okulların etkinliklerine bakıyorum da; elbiseler çok daha renkli, kabarık ve şık, güzel müzikler ve danslarla çeşitli hediyelerle kutlamalar düzenleniyor. Yine beklemek ve sıcaktan bunalma var ancak büyük olasılıkla çocukların akıllarında bunlar kalmayacak. Yaptıkları danslar, mutluluktan coştukları anlar kalacak. Bu bir çocuk için geçmişindeki izleri açısından eşsiz bir an bana göre.

Sonra şunu düşündüm. O gün çocuklar için güzel geçecek, eğlenecekler ya sonra? O gün tüm ebeveynler çocuklarını mutlu etmek için uğraşacaklardır ama kimi çocuklar var ki sonrasında nasıl muamelelere maruz kalacaklar.

Bugün odamda çalışırken, pencerenin önünde bir baba ve oğlunun (3-4 yaş) konuşmasına şahit oldum. Çocuk, babasının arabasını temizlemesine yardımcı olmak istiyordu. Babası da üstünü kirletecek diye izin vermiyordu.  Hatta sert ve yüksek sesle aşağılıyordu, onu dinlemeyen çocuğunu ‘Evde sana gösteririm!’ diye tehdit ediyordu. İçim acıdı. O anda şöyle düşündüm, ‘Bu çocuk büyüyünce nasıl bir yetişkin olacak acaba?’ Belki bu, babasının anlık bir tepkisiydi. Her zaman böyle muamele görmüyordu ve etkisinde kalmayacaktı lakin böyle muameleyi her zaman gören çocuklara ne olacaktı? Sayıları zaman geçtikçe azalsa da hala elindeki hazinenin kıymetini bilmeyenler var. Bunun nedenlerini sıralamak başka bir yazının konusu olsun.

Bunun yanı sıra elindeki hazinenin değerini iyi bilen, bilinçli anne-baba sayısı da her geçen gün artıyor. Yeni nesil çocuklar, okumanın önemini büyüyerek yetişiyorlar. Okuyan, kendini geliştirmeye daha çok önem veren, eğitimli, akademik gelişime, sanata, spora önem veren anne-baba sayısı artıyor. Çocuklarını –birey- olarak kabul eden, çocuk gelişimi konusunda kendini geliştiren, aile içinde çocuğun bir yeri olduğunu kabul eden, fikirleri sorulan, çocuklarına sorumluluk vermeye özen gösteren aile profilleri daha çok artık.

Toplumsal değerlerin üzerinde daha fazla duruluyor. Bu değerlerin aşılanması, kabul görmesi ve hayatın içinde yer etmesi için daha çok yetişkin daha fazla farkındalık sahibi. Çocuklarımıza bunları aşılamak için etik değerlerin sahiplenilmesi ve her zaman her koşulda uygulanması da yine biz yetişkinlerin elinde. İnanıyorum ki bu bilinçle yetişen, ilk çocukluk evresini yaşayan yavrularımız, yetişkin olduklarında ülkemizi çok ilerilere taşıyacaklar.

Özelikle bir üst paragrafta çizdiğim tabloya yakın ailelere şunu belirtmek istiyorum; Çocuklarımızın akademik, sanat, spor alanlarındaki gelişimlerini desteklerken, onlara düşünme ve sorgulama becerilerini de kazandırmaya çalışmak, duygularını tanımalarında ve ifade etmelerinde örnek ve destek olmak, daha sağlıklı ve güçlü bir neslin oluşmasında büyük katkı sağlayacaktır.

Bu bağlamda, sağlıklı bir toplum sağlıklı bireylerle oluşur düşüncesinden yola çıkarak bu yönde emek harcayan anne-babalara ve eğitimcilere saygılarımı sunuyor, umudumuz çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyorum.

Sevgilerimle

Dilek Söylemez                                                                                                   www.dileksoylemez.com                                                                                      www.instagram.com/dileginimgeleri