Hepimizin en az beş kilo fazlası var değil mi? ‘Bu sefer kesin’, ‘Spora yazıldım yine’, ‘Aslında üç ay boğazımı sıksam…’ Bu sözler dilimizden düşmezken o fazlalıklar da tartıdan eksilmiyor. Hasbelkader kilo versek de aynı kiloları, hatta bazen birkaç fazlasını kısa zamanda geri alıyoruz. Sağlıklı ve kalıcı kilo vermek için doğru bir beslenme programına geçmek kadar düzenli aerobik egzersiz de şart.

Aerobik egzersizi basitçe tanımlayarak başlayalım. Uzun süreli aktivitelerde vücuda enerji sağlamak amacıyla oksijen kullanılan egzersizler bütününe genel olarak aerobik egzersiz diyoruz. Bisiklet, yüzme, koşu bandı aktiviteleri, ip atlama gibi egzersizleri örnek verebiliriz. Aerobik egzersize sadece kilo vermek, vücut yapmak için değil, her zaman sağlıklı ve zinde olmak için ihtiyacımız olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Özellikle ilerleyen yaşlarda ortaya çıkması olası sağlık sorunlarından düzenli olarak aerobik egzersiz yaparak kurtulabilir, holistik fizyoterapi yaklaşımıyla güçlü kalp, kas ve kemik yapısına sahip olabiliriz. 

Sadece Kilo Verdirmiyor, Sağlığınızı da Güçlendiriyor

Düzenli yapılan aerobik egzersizler kilo veriminde mutlaka olumlu etkiler gösterirken sağlığınızın güçlenmesi için de en az doğru beslenme kadar yararlıdır. Düzenli ve uzman fizyoterapist kontrolünde yapılan egzersiz, başta bağışıklık sistemini güçlendirme olmak üzere kişiyi kalp hastalıklarından korur, kan basıncını düşürür, uyku bozukluğunu azaltır. Adrenalin ve kortizol gibi stresli kimyasalların düzenlenmesi, hafızanın iyileştirilmesi, dikkat dağınıklığının azaltılması, kas ve sinir dokusunun kan akışını ve oksijenasyonunu arttırması da aerobik egzersizin arkasında yer alan nörofizyolojik mekanizmalara örnektir.

Sağlığınızı Sağlığınız Yerindeyken Koruma Altına Alın!

Kişinin herhangi bir hastalık belirtisi göstermeden önce bedenen ve ruhen kendini özen göstermesi, gerekli kontrolleri yaptırması ve önlemleri alması gerekir. Bu yönteme koruyucu sağlık adını veriyoruz. Ağır sanayide Kestirimci Bakım (Predictive Maintenance) denilen bir uygulama vardır. Makine daha arızalanmadan önce kontrolleri sıkı olarak yapılır ve tahminen ne zaman ve nereden arıza vereceği kestirilir. Böylelikle önlem çok önceden alınarak herhangi bir duruşa, yani üretim kaybına izin verilmez. Vücudumuzu da tıkır tıkır işlemesi gereken bir makine olarak düşünürsek makine durduğunda değil, durmadan önce bakımını yapmamız gerektiği ortada. Holistik yani bütüncül yaklaşım burada da karşımıza çıkıyor. Bedenimize bıçak kemiğe dayandığında alınan önlemlerle iyi bakamayız, bu sorunu sadece geçiştirmek anlamına gelir. Holistik fizyoterapi ve multidisipliner çalışma yöntemleriyle birkaç fazla kilomuzla geçmeyen kas ağrılarımızı bir bütün olarak değerlendirmeli ve holistik bir çözüm aramalıyız.

Fizyoterapist Ahmet Burak SEZGİN