Pazar

02.12.2018 - 08:15 | Son Güncelleme: 02.12.2018-8:15

'Sahada teksiniz'

38 yaşındaki üç çocuk babası Murat Ay, 2016’dan beri böbrek nakli bekliyor. Hayata tutunmak için büyük çaba sarf eden Ay “Ben şu durumumda bile tüm organlarımı bağışladım, insanların daha bilinçli olması gerekir” diyor.

Sitene Ekle

Gaziantep’in Şahinbey Mahallesi’nde dar sokaklardan birine giriyoruz. Murat Ay, evinin önünde heyecanla bizi bekliyor. Heyecanının ve telaşının sebebi yaşama arzusu. İki böbreği de işlevini kaybettiği günden beri diyalize mahkum olan Ay, ses kayıt cihazına adeta soluksuz bırakıyor hikayesini. Henüz 38 yaşında olan Murat Ay, bundan iki yıl önce yaşadığı tansiyon rahatsızlığının hipertansiyona dönmesiyle yavaşça kopmuş normal yaşamdan. Tansiyonunu düzenlemek için kullandığı ilaçların böbreklere zarar vermesiyle diyaliz tedavisi görmeye başlamış. 

“Tüm gelirimiz emekli maaşım”

Murat Ay, 1998’de babasını kaybettiğinde sekiz çocuklu bir ailenin en büyük erkek çocuğu olarak ailenin yükü hayallerine ortak olunca önce okuldan kopmuş. Ardından vatani görev için Kütahya ve Ankara’nın yolunu tutmuş. Döndüğünde önce bırakmak zorunda kaldığı lise eğitimini tamamlamış ardından da üniversite. Turizm ve Otelcilik eğitimi alan Ay, uzun yıllar hizmet sektöründe çalışmış. Sonrasında kendisine karasular görünmüş. Uzak limanlarda beş yılı devirdikten sonra ailesinin isteğiyle gemilerdeki işini bırakıp geri dönmüş. Murat Ay, o günleri şu sözlerle anlatıyor: “İstanbul Tuzla’da gemicilik eğitimi aldım ve beş yıl boyunca gemilerde çalıştım. Yurt dışından döndüğümde bir yaşında bıraktığım küçük oğlum altı yaşına gelmişti. Bu nedenle bana baba demekte, benimle o ilişkiyi kurmakta zorlanıyordu. Diğer çocuklarım daha büyük olduğu için onlarla diyalog kurmakta zorlanmadım. Ailemin de ‘Artık yeter! Ne yapacaksak burada yapalım ama çocuklarının yanında ol’ demesiyle denizlerdeki yolculuğuma son verdim.” Ay, bu kararın ardından yeniden otellerde çalışmaya başlamış ta ki yaşadığı böbrek sorunu nedeniyle doktorların kendisine çalışamazsın dediği ana kadar. Şimdilerde haftanın üç günü dörder saat diyaliz tedavisi görüyor. Bu tedavi fiziksel ve ruhsal olarak kendisini yıprattığı kadar ailesini de zorluyor. Diyaliz günlerinde eşi de Murat Bey’in yanında olduğu için Ay ailesinin malulen emeklilik maaşı dışında bir geliri yok. Babadan kalma evlerinde eşi ve üç çocuğuyla birlikte yaşıyor. Diyaliz günlerini küçük çaplı kriz günlerine benzetiyor Ay “Eşim diyaliz günlerinde benim yanımda. Diyaliz sonrası çoğunlukla bitkin ve yorgun olduğum için hastaneden eve gelişimde yanımda birinin olması gerekiyor. Bu koşullar onun çalışmasını zorlaştırıyor. Tüm gelirimiz emekli maaşım ve gemide çalıştığım dönemde elde etmiş olduğum birikim. Orada da ciddi bir erime söz konusu. Benim en büyük arzum böbrek naklimin gerçekleşmesi. Nakilden sonra tekrar çalışmak ve aileme katkı sunmak istiyorum.” 

“Hayat enerjimi onlardan alıyorum”

Ekim 2016’dan beri nakil bekleyen hastalar arasında Murat Ay, ne kadar bekleyeceğiyse belirsiz. Tüm organlarını bağışlayan Ay, insanların bu konuda bilinçlenmesi kadar kurumların etkin çalışmasının da önemine dikkat çekiyor: “Ben şu anda bulunduğum şartlarda bile bütün organlarımı bağışladım. Bugün ben bunu yaşıyorum yarın herhangi birinin başına gelebilir. Bu bir toplum sorunu. Dolayısıyla organ nakliyle ilgili gerek Sağlık Bakanlığı’nın gerekse ilgili kurumların insanlara organ naklinin önemini anlatacak çalışmalar yapması gerektiğini düşünüyorum. Bu gönüllü çalışmayla gerçekleştirilebilecek bir şey. Bütün insanlar kendini organ nakli bekleyen bir aday olarak düşünerek hareket etmeli.” Diyalize mahkum olan hastaların tedavisi ancak organ nakliyle mümkün. Nakilden sonra düzenli ilaç kullanımı ve beslenmelerine dikkat ederek normal yaşamlarına dönebiliyorlar. Murat Ay iki yıldır, organ nakli bekleyen hastaların datalarının toplandığı havuzdan eşleşme bulundu uyarısını bekliyor. O ve onun gibi hastaların umudu insanların organ bağışı konusunda daha biliçli olması. Bütün bu bekleyişte hastalar istemsiz bir soyutlanmanın içinde buluyor kendini. Murat Ay, maddi destek kadar manevi desteğin de çok önemli olduğunu vurguluyor: “Bu hastalıkla birlikte gündelik hayatımdaki insanlar ikiye bölündü diyebilirim. Çekirdek ailem ve geniş ailemdeki akrabalarım. Akrabalar bu durumu yaşamaya başladıktan sonra dağılmaya başlıyor. Seyirci pozisyonuna geçiyorlar. Siz sahada teksiniz. Bu durumda hastanın yanında sadece manevi olarak dahi durulsa insan büyük güç kazanıyor. Benim bütün gücüm çocuklarım ve eşimden geliyor. Hayat enerjimi onlardan alıyorum. En büyük isteğim böbrek naklimin gerçekleşmesi ve tekrar çalışabilmek. Mümkün değilse çocuklarımın eğitimine destek bekliyorum.” 

“Dayanamıyorum baba”

Evde Murat Ay’ın durumu en çok ailenin en küçüğü olan dokuz yaşındaki Bulut’u etkilemiş. Baba Ay, diyalizden geldiği bir günün ardından Bulut ile yaşadığı diyaloğu anlatıyor: 

”Geçtiğimiz günlerde diyalizden geldikten sonra biraz yorgun ve bitkindim. Yatarken küçük oğlum Bulut geldi bana nasıl olduğumu sordu. Sembolik olarak böbreğini çıkarıp bana takma hareketini yaptı. ‘Babacım sen ayağa kalk, iyi ol ben dayanamıyorum’ diye ağlamaya başladı.”


Etiketler:
©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.