Pazar
18.06.2017 - 02:30

SAMİMİYET ARAYANLAR KULÜBÜ

Sitene Ekle
İnsallık Halleri  |  Şebnem Burcuoğlu sebnem.burcuoglu@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

“Samimiyet Arayanlar Kulübü”nün temelini Teşvikiye’nin ara sokağındaki “Kruvasan” isimli mekanda attık biz. Sizi de bekleriz

Bir insanın yüzünde taşıdığı ifade sırtında taşıdığı elbiseden mühimdir. Bir insanın yüzündeki samimiyet her şeyden değerlidir. Gülümseyin. Öyle samimi ve sıcak olun ki her sıktığınız ele ruhunuzu da katın” demiş iletişim uzmanı Dale Carnegie. Tanışıp elini sıktığımız her insanda tek bir şey arıyoruz, samimiyet. “Çok yakışıklı”, “Çok güzel”, “Çok komik” gibi tanımlamalardan önce “Çok samimi” diyorsak, tamamdır bu iş. Çünkü düşündüklerinin ardında farklı bir gündemi olan, birbirinin replikası insanlardan sıkıldık artık. Belki de zaman geçtikçe etrafımızdaki çemberi daraltmamızın sebebi yaş almamız değil, her geçen gün daha fazla samimiyet aramamızdır.

Samimiyet arayışı

Keza vakit geçirdiğimiz mekanlarda da aynı durum. İçeri adım attığımız her mekanda sanki aynı menüden yemek seçip aynı atmosferi soluyoruz. Canımız dışarı bile çıkmak istemiyor. Belki de bundandır ana caddeleri bırakıp ara sokaklara kendimizi atmamız. Topuklu ayakkabılarımızı ve makyajımızı bırakıp parmak arası terliklerimiz ve gelişigüzel topladığımız saçlarımızla en küçük , en samimi mekanı bulmaya çalışmamız.

İtiraf etmem gerekirse hayatımda hiçbir yerin müdavimi olmadım. Hani kırk kere gittiğiniz yerin kapısında sizi karşılayan garson isminizle hitap edip “Hoş geldiniz” der ya, alışamadım bir türlü buna. Zaten değişikliği ve ezberimi bozmayı sevdiğimden kendimi zorlasam da beceremedim sadece bir mekana takılmayı. Bir gün, Teşvikiye’nin ara sokaklarından birinde “Kruvasan” diye bir mekan açıldı. Yazar ve gazeteci olduğumdan benim için her şey isimde ve başlıkta başlar.

Giriş o giriş

“Güzel bir isim seçmişler de bakalım kruvasanın hakkını vermişler mi?” diyerek girdim, siparişimi verdim. Giriş o giriş, bir daha da çıkmadım Kruvasan’dan.

Gün geliyor sabah, öğlen ve akşam yemeklerimi orada yiyorum. Moralim çok bozuk olduğunda üst kattaki kırk metrekarelik mutfağa çıkıp limonlu kek yapıyorum. “Cüzdanımı unutmuşum” diyorum, çayımı içip çıkıyorum. Eve misafir geleceği zaman Kruvasan’ın kardeşi Kruton’dan yardım istiyorum. Oraya benim gibi tek başına gelip saatler geçiren insanlarla masalarımızı birleştirip arkadaş oluyoruz. Herhangi bir kıyafet yönetmeliği olmadığından ve kimse kimseye hava atmadığından bazen pijama altımla bile içeri giriş yapabiliyorum.

İlk defa kendimi bir mekana ait hissediyorum çünkü orada samimiyet var. Bu samimiyetin kaynağı da Ufuk-Denizhan Ügümü kardeşler. Kruvasan’ın başka şubesi yok ve kardeşler hep işlerinin başında. Güler yüzleri ve çalışma azimleri birçok insanı bu küçücük mekanda birleştirdi. “Samimiyet Arayanlar Kulübü”nün temelini ilk açıldığı gün, orada attık biz. Sizi de bekleriz. Bu hayatta ne ekersek onu biçtiğimize inanıyorum. Samimiyet ve kararlılıkla başladığımız her iş eninde sonunda yürür. Yanımızdaki tabağa değil, önümüzdeki tabağa odaklandığımızda çabalarımızın meyvesini alırız. Bir de güler yüz var tabii. Bu yazı, hayata gülen gözlerle bakan tüm güzel insanlara gelsin.

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.