
|
|
|
 |
|
|
Maçonun hası, 'kulampara' olur
Maçoluğun dayanılmaz ağırlığı...
'Erkek iktidarı'nın azgın bir ifadesi olan maçoluk, kadın kadar erkeğe, daha genel olarak da insanlığa yönelik bir tehdittir
Tayfun Atay
Maço' tabiri Türkiye'de feminizm tartışmalarının popülerleşmesine bir karşı tepki olarak belirdi ilk başlarda. Feminizmi 'erkek düşmanlığı' olarak kabaca tarif eden çevrelerin benimsedikleri, dillerine doladıkları bir sözcük oldu. O kadar ki maçoluğun bir 'erkek feminizmi' olduğunu söyleyenlere dahi rastlandı.
Erkeğin doğası itibarıyla kadından üstünlüğüne, bu üstünlüğü kaptırmamak için kadına karşı sert tutum alması gerektiğine inanan bir düşünce ve ruh haliydi maçoluk.
Dikkati çeken nokta, ne zaman maçoluk tartışması ve maço olarak nitelenen birileri gündeme gelse, konunun sorgulamadan uzak bir ciddiyetsizlikle, şakayla karışık ele alınması. Bu alaycı hafiflik, maçoluğun 'sorunlu' halini ört-bas etmekte, onu olağanlaştırmakta ve 'erkek milleti' için model haline getirmekte.
Ancak sözcüğün karşılık geldiği tutum ve davranışların neler olduğuna baktığımızda, maçoluğu böyle hafife almanın bir anlamda 'ateşle oynamak' olduğunu düşündürecek veriler önümüze çıkar. Bu açıdan İspanyol kökenli bu sözcüğün anavatanı olan diyarlardan Güney Amerika'ya uzanmak ve onun 'anlam genişliği'ne bakmak yararlı olabilir.
Maçoluk zor zanaat!
Antropolog Roger Lancaster, Nikaragua'da erkeklik kimliğiyle ilgili geleneksel düşünceleri ayrıntılı incelemeye tabi tutar. Lancaster'in Türkçeye Hayat Zor olarak çevrilebilecek Life is Hard (Berkeley, 1992) başlığını taşıyan kitabı, machismo sözcüğünde karşılık bulan 'erkeklik hali'nin sınırlarına ilişkin şaşırtıcı veriler içerir.
İspanyolca macho sözcüğü, 'gerçek' erkek, 'erkek-oğlu-erkek' karşılığı olarak hayatın içinde yerini bulur. Hem toplumsal süreçte hem de cinsel ilişkide aktif, haşin ve baskın erkeği anlatır bu sözcük. Ancak sıralanan 'meziyet'lerin kazanılması, kadın üzerinden olduğu ölçüde, hatta ondan çok daha fazla 'erkek üzerinden' de olur.
Öyle ki bir erkek kendi akranları arasında 'maço' statüsü kazanabilmek için kadınlarla olduğu kadar erkeklerle de yatar! 'Aktif' olarak tabii! 'Gerçek' bir erkeğe, yani 'maço'ya bir başka erkekle aktif cinsel ilişki kurma düşüncesi rahatsız edici gelmez. Aksine cinsel yönden uyarılmasına yol açar. Dahası eğer uyarılmıyorsa, o 'gerçek' bir erkek değildir! Olsa olsa böylesi bir eşcinsel ilişkinin pasif partneri olan cochon'dur. Bu bakımdan hayat, Nikaragua erkeği için, içki içmenin, kumar oynamanın, karısını dayaktan kırıp geçirmenin, pek çok sevgili edinmenin yanı sıra, 'erkek düzme'nin de bir parçasını oluşturduğu maçoluğun hep yeniden üretimini gerektiren bir 'zor zanaat'tır. Gerçekten, 'hayat zor'dur!..
Böylece maçoluk, bizde sanıldığının aksine, yalnızca kadınla erkek arasında ve erkekten yana bir güç ilişkisi tanzim etmekle kalmaz. Erkekle erkek arasında ve erkek dünyası içerisinde güç tesis eden bir araç olur. Adeta erkeklik adına kadından çok erkeği hedefleyen, erkeğin üzerinde sallanan bir 'Demokles'in kılıcı'dır o!...
Maçoluk erkeği de ezer
Lancaster'in maçoluğun yurdunda yapılmış gözlemlerinden hareketle, dosdoğru belirtmek gerek: Maçonun hası, amiyane deyişle, 'kulampara' oluyor! 'Sıkı' bir maço, oğlancılığa teşne gözüküyor. Aslında Türkiye'nin 'geleneksel' cinsellik kültürü de, bir dereceye kadar Nikaragua örneğine benzer anlayışları barındırıyor. Örneğin televizyonda eşcinsellik üzerine bir tartışma programında, erkekler arasında cinsel ilişkiden söz edildiğinde 'aktif' olmanın 'pasif' olmaya göre daha makbul sayıldığını hatırlıyorum.
Ancak burada bir cinsel tercih, daha da öte bir duygusal ilişki olarak eşcinselliğin onaylamasının söz konusu olmadığını vurgulamak gerekir. Söz konusu olan, hemcinse yönelik ve özünde 'cinsel şiddet' içeren tavrı, 'erkeklik' adına olumlamaktır.
Yani maçoluk, en uç noktada patolojik bir 'eşcinsel şiddet' pratiğinde ortaya çıkar. Dolayısıyla maçoluğun, 'erkek iktidarı'nın azgın bir dışavurumu olarak, sadece kadına değil erkeğe de yönelik tehditkâr bir mahiyet taşıdığı söylenebilir. Ve 'iktidar'ın, ona maruz kalanlar kadar onu taşıyanları da ağına alan bir mekanizma olduğunu öne süren Foucault'dan ilhamla, erkek iktidarının erkeği de ezdiğini unutmamak, kadınlar kadar erkekleri de maçoluktan kurtarmak gerekir.
(Daha önce Birikim dergisinde yayımlanmış yazımın güncellenmiş bir versiyonudur).
|
|
|

|
|