Santralistanbul, yeni sergisi “Gerilimli Sınırlar” ile Kuzey Avrupa fotoğrafını ve video yerleştirmelerini İstanbul’a taşıyor. Bölge, baskınlık, iyelik ve kimlik politikalarıyla dikkat çeken fotoğraf ve video yerleştirmelerinden oluşan sergi, Aura Seikkula’nın küratörlüğünde, beş çağdaş sanatçının; Saskia Holmkvist, Sini Pelkki, Jussi Puikkonen, Carrie Schneider ve Sauli Sirviö’nün çalışmalarını bir araya getiriyor. Fotoğraf ve videonun anlatım gücünü kullanan sergide, insanların sahip çıktığı, yaşam alanları olarak belirlediği ve savunmaya çalıştığı yerler, onların çakışması, örtüşmesi, dolayısıyla ortaya çıkan çatışma ele alınıyor. 

Oynadığımız roller

İsveçli sanatçı Saskia Holmkvist’in, “Rol Kontrolü ve Karaktere Bürünme” adlı video yerleştirmesi dikkatimizi çekiyor ilk olarak. Karşılıklı olarak yerleştirilen iki oval masanın bulunduğu salon, adeta uluslararası, politik bir müzakere alanı gibi... İki masanın ortasında yer alan perdedeki videodan izlediğimiz ikili görüşme, iş görüşmesi ya da polis sorgulamasına benziyor. Çalışmada, bir tarafın daha buyurgan olduğu, taraflar arası hiyerarşi dikkat çekiyor.
Genellikle işlerinde ‘iletişim’i konu alan Holmkvist, bu video yerleştirmesiyle belli çatışma durumlarında oynadığımız rolleri araştırıyor.
Sini Pelki’nin fotoğraflarındaysa, İskandinav estetiğini, Kuzey Avrupa fotoğrafçılığının izlerini görüyoruz. Finlandiyalı sanatçı, ülkesine dair bir durum tespitinde bulunuyor. Sözkonusu coğrafyanın en temel problemi, insanların fiziki koşullar nedeniyle  birbirlerinden izole yaşamaları. Sanatçı, bu eksende, fotoğraflarıyla bireysellik, tek olmak, kendi varlığınla başa çıkmak gibi durumları irdeliyor.
Bir başka fotoğraf çalışması ise Jussi Puikkonen’e ait. Sanatçı, “Tatilde” ve “Helsinki” serisini sunuyor burada. Özellikle “Tatilde” başlığında bir araya getirdiği fotoğrafları çok çarpıcı; Puikkonen, yaz aylarında cıvıl cıvıl ve canlı olan tatil merkezlerinin, sezon sonundaki hallerini fotoğraflamış. Bu mekanların sezon bitimindeki terk edilmiş, korkutucu, tekinsiz görünüşleri buralarda yaratılan eğlencenin, tatilin ne kadar sahte ve kurmaca olduğunu vurguluyor. Dolayısıyla eğlence kültürünün ikiyüzlülüğünü...
Resim geleneğinden etkilenen bir sanatçı olan Carrie Schneider ise “Terk Edilmiş Benlik” adlı video serisinde, kardeşlik, anne - baba -  çocuk ilişkisinin yanı sıra bunların yarattığı otorite veya özgürlük alanlarının çatışmasını ele alıyor. Aslen ABD’li olan ama Finlandiya’da yaşayan Schneider’ın da işlerinde bu ülkenin yapısı ve sanat anlayışı göze çarıpıyor.
Serginin son sanatçısı ise Sauli Sirviö. Sanatçının bilboard tekniğiyle İstanbul’da basılmış fotoğrafları, izleyiciyi büyülüyor adeta. Her biri birer afiş gibi. Sirviö, “Büyük Kaçış” başlıklı fotoğraf serisinde, kimliklerin kesişimiyle oynuyor, bireysel kimliklerin oluşturduğu mozaiği ortaya koyuyor.
Beş genç sanatçının, farklı tarzlar ve üsluplarla hazırladığı birbirinden güçlü çalışmalar, kendi ‘gerilimli sınırlar’ımızı bir kez daha gözden geçirmemizi sağlıyor. Sergi 30 Ekim’e santralistanbul Ana Galeri’de kadar izlenebilir. www.santralistanbul.org