Anneler babalar çok iyi bilir. Çocuğunuza sarıldığınızda içinizden sıcacık bir şey akar ona doğru. Kalbinizin ısındığını,  geriliminizin azaldığını hissedersiniz. Ne kadar üzgün de olsanız, o minicik canlı çeker alır elektriğinizi hem de üstüne giyinmeden. Sanki sizden çekip toprağa akıtıverir, kendi üzerinden geçirmeden. Burnunuzu onun sıcacık, hafif ekşimsi ve hala süt kokan boynuna gömdüğünüzde, hayat enerjisi alırsınız. Yaşama gücünüz tazelenir, hayata tutunma nedeninizi hatırlarsınız.

 O koku, o kucaklaşma hem sarhoş edicidir hem de bağımlılık yaratır. O tombul yanakların, sıcacık boynun, sizi saramayacak kadar küçük o bedenin müptelası olursunuz. Sarıldıkça sarılasınız, öptükçe öpesiniz gelir.

Siz bir yana, çocuk için de güven kaynağıdır bu kucaklaşma. Annesi babası tarafından sevildiğini, korunduğunu bilir. Sevilmenin ve önemsenmenin gölgesinde özgüveni filizlenir. Sağlıkla, huzurla büyür gider.

Bu kucaklaşmalar  özeldir. Paylaşımdır. Birlikte gelişimdir, dirençtir. “Ne olursa olsun seni seviyorum” demektir. Dokunmak ihtiyaçtır. En basit ve en açık sevgi dilidir. Günü aydınlatır. Yalnızlık duygusunu ortadan kaldırır. Korkuları hapseder, cesaret verir. Kendimize olan inancımızı, saygımızı güçlendirir. Gerilimi azaltır. Şifadır,  kaslarımızı rahatlatır, uykusuzluğu engeller. Mutlulukları çoğaltır, acıları teselli eder.

En kolay ve en ekonomik mutluluk ilacıdır.

Ancak ne denli cimrice yaşıyoruz kucaklaşmaları. Çocuklarımıza tanıdığımız bu ayrıcalık bile büyüdüklerinde azalıyor. Eşimize dostumuza dağıtamıyoruz içimizdeki sevgiyi, kucaklaşamıyoruz.  Selamlarken bazen tokalaşıyor, bazen adetten hafifçe sarılıyoruz da,  acı günde teselli etmek için omuz veriyoruz da, iş sevgimizi göstermeye geldiğinde ne kadar tutuk, ne denli cimriyiz.

“Eşinize en son ne zaman – gerçekten- ve –cinsellik dışı- sarıldınız?” sorusuna aldığım cevaplar o kadar şaşırtıcı ki;

“ Eve geldiğinde yanaklarından öptüm”

“Geçen ay  kızımla yazlığa giderken sarıldım.”

“Dün morali bozuktu, sırtını sıvazladım.”

“Hatırlayamıyorum.”

“3 ay önce annesini kaybettik. Cenazeden sonra herkes çekilinceydi sanırım.”

“Eşim geçen gün bana sarılınca şaşırdım ama ben de ona sarıldım.”

Bu ihtiyaç halinde sarılmalar listesi uzayıp gidiyor. Nedensiz, sebepsiz, sadece içinden geldiği için sarılmalar ise neredeyse yok.

Oysa en güzel sürprizlerden biridir sarılmak.  Hadi deneyin bakın, hem sizin hem eşinizin günü nasıl farklılaşacak.

 

Sevgiler