Şarkıcı Mavi: Sözde Beyaz Türklerin kucak açtığı bir noktada değilim

Mavi, ‘Saz Söz Mavi’ adını verdiği yeni projesiyle müzik yolculuğuna son hız devam ediyor. 2010’da ‘30’la yola çıkan şarkıcı, artık daha akustik tınılarda; daha kendinden emin ve doğrudan.

‘Saz Söz Mavi’ adını verdiği projeden ‘Gidersen’, ‘Silmesinler İzlerimi’ ve ‘Dünya Güzeli’ni tekli olarak peş peşe yayınlayan müzisyen, şimdilerde ‘Müstahak’la yoluna devam ediyor. 

Ekim ayında ‘Annen Düşünsün’le karşımıza çıkacak olan şarkıcı ‘Pop'tan bakıldığında alternatif, alternatif taraftan bakıldığında pop olarak algılanmam yüzünden o sözde Beyaz Türklerin kucak açtığı bir noktada değilim, ana akım çöp müzik yapmadığım için de müzik yayın organlarının peşinden koştuğu bir yerde de değilim’ diyor...

Şarkıcı Mavi: Sözde Beyaz Türklerin kucak açtığı bir noktada değilim

‘Piyasanın gereklilikleri ikinci planda’

‘Piyasanın gereklilikleri ikinci planda’
1- 'Saz Söz Mavi'nin önceki projelerinizden farkı sizce ne?

'Saz Söz Mavi'nin özelliği bugüne kadar oluşmuş olabilecek bir algı karışıklığını düzeltmek ve onun da ötesinde ürettiğim her şeyi hızlıca ulaştırabilmek. Bugüne kadar beni popüler müzik kanallarından, radyolardan, yazılı basından tanıyan insanların bir popüler kültür figürü değil, hayatla bir derdi olan, derdinin büyük bir kısmını da müzik yapmakla çözebilen bir kişi olduğumu anlamaları için yapıyoruz bu projeyi. Söz yazarı ve besteci olarak kimliğimin de altını çizmeyi hedeflediğimiz, tamamen kendi özgür irademizle davranıp ve piyasanın gerekliliklerini ikinci plana atabildiğimiz bir proje bu. Her ay yeni bir şarkı üretiyor, onu kliplendiriyor, önce Garaj Stüdyo kanalımızın dinleyicileriyle paylaşıp bir ay sonra dijitalde satışa sunuyoruz.

‘Köşelerim daha bir sivriliyor’

‘Köşelerim daha bir sivriliyor’
2-  Sözlerde kendini daha net ifade eden bir Mavi var. Müziklerde ise akustik aranjeler dikkat çekiyor. Müzikal açıdan bu durum hep böyle mi devam edecek?

Doğru tespit. Bu biraz şu anda hayattaki duruşumla da alakalı. Derdini daha net ifade etmek isteyen, yanlış anlaşılmaktan daha az korkan bir yapıdayım artık. Hatta daha korkusuz ve daha kendiyle barışık da diyebiliriz. Köşelerim daha bir sivriliyor, hep içime içime kırılırken artık biraz da dışıma dışıma püskürtüyorum, sözlerdeki etki bundandır. Akustik ise benim şarkılarıma en çok yakıştığını düşündüğüm sound.  Ama 'Saz Söz Mavi' projesinin bütün şarkılarının toplanacağı albümü çıktıktan sonra enteresan şeyler denemek var kafamda. Ama bu proje özelinde sözlerimin ve müziğimin en iyi ifade yolu bence akustik.

‘Hit yapmayı beceremiyorum’

‘Hit yapmayı beceremiyorum’
3-  ‘Kaptan’, ‘30’ ya da ‘Yakışmaz Bana’ya radyolarda denk gelsek de, beğenilseler de Mavi’den şöyle kocaman bir hit dinlemedik. Mavi’nin ‘hit’ fobisi mi var?

Dışarıdan bakıldığında bunun bir tercihmiş gibi görünmesine sevindim :))) Aslında ben hit yapmayı beceremiyorum :) Şaka bir yana hit yapıp yapmamaktan değil de söylerken utanmayacağım, bir şekilde içime sinen, bana dokunan şeyler yapmaya çalışıyorum.
Bu da her zaman popüler olanla orantılı gitmiyor. Mesela, '30' da 'Kaptan' da yaptıktan sonra fazla basit bulduğum ve aslında o kadar da bayılmadığım şarkılardı. Hatta 'Yakışmaz Bana' da öyle. ‘Silmesinler İzlerimi’nin kaydı bitince öyle bir soğudum ki neredeyse yayınlamıyordum. Dolayısıyla sanıyorum o hit şarkıyı yazdığımda o kağıdı buruşturup çöpe atmamam için yanımda beni seven birilerinin olup elimi kolumu bağlaması gerekecek.

‘Pop müzik çukura gidiyor’

‘Pop müzik çukura gidiyor’
4- Sizce son dönemde Türkçe popun gidişatı nereye?

Türkçe pop bence bir çukurun dibine doğru gidiyor. Arabada playback yapan bir hanım kızımız 3'üncü single'ını çıkardı. Allah içine sindirsin, tabii ki herkes her şeyi yapabilir, ben de avukatlığı bırakıp müzik piyasasına dalarken kimseden izin almadım. Memlekette zevk sahibi insan kalmamış olamaz, ama bir prodüksiyon yapmak sadece çok tık alacak diye olmamalı gibi geliyor. Olacaksa da adına müzik demeyelim Black Mirror 5. sezon diyelim kapatalım konuyu. 

‘Kendi türüme tezgah açtım’

‘Kendi türüme tezgah açtım’
5- Mabel Matiz’in alternatif sahnedeyken neredeyse popun merkezine geçmesi gibi bir durum oldu. Bu durum sizce sürpriz mi?

Tam anlamıyla pop müzik yapıyor olmamıza rağmen ben ve birçok isim, pop garip bir yere kaydığı için alternatif denilen bir yerde kaldık. Pop'un gidişatından bıkan insanların kucakladığı bir alternatif müzik var. Ve onlar da kalabalık bir topluluk oldukları için alternatifi ister istemez popüler yaptılar. Şu anki alternatif ne kadar alternatif tartışılır. Enteresan kostümlü insanları bilindik melodi ve arabesk hüzünler eşliğinde ‘bohem-burjuva’ bir mekanda ya da gençlik festivalinde dinleyince sanıyoruz ki alternatif müzik dinliyoruz. Poptan bakıldığında alternatif, alternatif taraftan bakıldığında pop olarak algılanmam yüzünden o sözde Beyaz Türklerin kucak açtığı bir noktada değilim, ana akım çöp müzik yapmadığım için de müzik yayın organlarının peşinden koştuğu bir yerde de değilim. Hiçbir yere ait olmamak bir tür ise kendi türüme tezgah açtım kendi sazımı çalıyorum.

‘Sonuç değil süreç odaklıyım’

‘Sonuç değil süreç odaklıyım’
6- Kliplerinize büyük önem veriyorsunuz. Klip çekme hevesinizin kırılmaması için nasıl kendinizi motive ediyorsunuz?

Sanıyorum benim motor delilikle çalışıyor. Yapılması zorsa zaten illa yapmak durumundayım. Öyle veya böyle birilerine ulaştırmak çok güzel şarkılarımı, sesimi, fikirlerimi. Bir projenin A'sından Z'sine düşünmek beni çok tatmin ediyor. O yüzden sonuç değil süreç odaklıyım. Bir klibi planlamak, klibin çekileceği mekanı bulmak, onun bütün süreçlerini organize etmek beni çok heyecanlandırıyor. Onlara hayatımın enteresan yolculukları gibi bakıyorum. Örneğin 'Bir Kış Masalı' klibindeki Fas maceramız, sonrasında 'Savdım Sıramı' için gemiyle Barcelona'ya geçtiğimiz, yine 'İnceldiği Yerden Kopmasın'ı da çektiğimiz o haftayı büyük bir özlemle hatırlıyorum ve yaşlandığımda anlatacağım bir sürü hikayem birikti.

‘Kişisel bir şeyi herkesle paylaşır gibi’

‘Kişisel bir şeyi herkesle paylaşır gibi’
7- Bir müzisyen illa anlaşılır mı olmak zorunda?

Her müzisyenin duruşu farklıdır, kimisi eserlerini piyasaya çıkarmayı ve alıcılara ulaştırmayı tercih eder. Kimisi sadece üretir, belki hiç paylaşmaz bile. O insan için durum tabii ki farklıdır.
Ama şarkılarını insanlara ulaştırıp bir dinleyici kitlesi oluşturmak isteyen, konser vermek isteyenin ister istemez bir süre sonra birtakım kaygıları oluyor. Özellikle ‘Şimdi’ albümümde neredeyse günlüğe yazarmış gibi bir şarkı yazma stilim vardı.
Yani bazı espriler, bazı kodlar sadece benim arkadaşlarımın, benim hayatımı bilenlerin bilebileceği şeylerdi. Sonra anladım ki herkesle ortak bir dil kuramazsam onlara bir şey ifade etmeyecek. Onlara bir şey ifade etmeyecekse de kendi kendime çalıp söyleyebilirim zaten.
O yüzden şu anda kişisel bir şeyi odadaki herkesle paylaşır gibi ifade etmeye çalışıyorum.

‘Onaylanma arzum azaldı’

‘Onaylanma arzum azaldı’
8- Mavi, müzik piyasasına adım attığı 7 yıl içinde nelerden vazgeçti? Hangi konularda geri adım attı, ya da daha fazla iddialı oldu?

İlk dönemlerimdeki bazı amaçlardan vazgeçtim, ki onlar aslında vazgeçmek de değil, sanıyorum olgunlaştım. Sevilme, onaylanma arzum azaldı. Geri adım atmak konusunda bazı tercihlerim oldu. Biraz eyvallahsız bir kadınım zaten. Müzik yapmaya başlama sebebim tamamen kendimi yaşamak ve huzurlu olmak. Ve bir şekilde tahammül edemeyeceğim insanlara eyvallah demek bütün hayat enerjimi emerdi, o yüzden yapmadım. O yüzden de belki bir sürü şansı kaçırmışımdır bugüne kadar.  İyi ki yapmışım. Nelerde iddialı oldu? Hem yaşadığı çokça şanssızlığa rağmen hem de almadığı, talip olmadığı, kovalamadığı fırsatlara rağmen kendi çapından beklenmeyecek kadar şarkı çıkardı ve klip çekti. Bu işe verdiğim önemle alakalı hep kendimle gurur duyacağım.

‘Görünür olmak kurtarmıyor’

‘Görünür olmak kurtarmıyor’
9- Radyoların önem kaybettiğini, dijitalin artık her şeyi belirlediğine inanıyor musunuz?

Sosyal medyadan müziği takip etmenin günümüzdeki rolü yadsınamaz. Radyonun diyemesek bile televizyonun yerini hemen hemen almış durumda. Bence gerçek müzik dinleyicisi, yani müzik keşfetmeyi sevenler artık internet üzerinden keşfediyor. Ama bir cafe’de oturanlar fonda televizyonda keşfediyorlar gibi geliyor. Fondayken gören insan ne kadar o müziğin alıcısı, eve gidip indiriyor mu dinliyor mu onu hiç bilemiyoruz. Dolayısıyla aslında şu anda görünür olmak dinleyici getirmeyebiliyor, kurtarmıyor. Eskiye nazaran farklı olan şey bu.

‘Yazmak için cesaretlenmeye ihtiyacım var’

‘Yazmak için cesaretlenmeye ihtiyacım var’
10- Kaleminiz kuvvetli, bunu sizi yakından tanıyanlar çok iyi biliyor. Kendinizi ifade etmenin tek yolu müzik mi? Sizden mesela bir öykü kitabı hiç bekleyemeyecek miyiz?

Benim için yazmak aslında çok küçük yaşlardan getirdiğim bir uğraşım. Ortaokul dönemimde Milliyet Sanat'ın genç şairler antolojisi'ne seçilmiş şiirlerim, yarışmalar kazanmış hikayelerim vardı. Daha sonra bir süre blog yazdım, biraz seyahat yazısı yazdım ve yakınlarda internette haftalık yazılara başlayacağım gibi duruyor şu anda. Öyküyü bilemiyorum ama denemelerimi bir yerde toparlamak istiyorum. Sadece sanıyorum bununla ilgili cesaretlenmeye ve planlamaya ihtiyacım var biraz.

‘Kadınları artık bi’ rahat bıraksak!’

‘Kadınları artık bi’ rahat bıraksak!’
11- Kadınların belli bir imajda görülmesini, feminist tarafını paylaşmaktan çekinmeyen bir kadın olarak nasıl yorumluyorsunuz?

Bütün dünya kadını belli bir imajda görmeye odaklı, doğru. Bu da hayatın her alanında kendini hissettiriyor, baban etek giydirmek istemiyor çünkü sana ne gözle bakacaklarını biliyor (bildiğini düşünüyor), erkek arkadaşın senin yeterince kadınsı olmadığını söylüyor, kozmetik ve moda sektörünün prototipleriyle beyni yanmış kızlar şok diyetlerle kendini bitiriyor, klavye şövalyeleri "Aaa kıza bak çok çirkinleşmiş, yaşlanmış" yazıyor fotoğraflarımın altına, öbürü diyor ki ‘Sana şöyle cool bir tarz yapsak.’ Ben de diyorum ki kadınları artık bi’ rahat bıraksak!

‘Sonbaharda ‘Şimdi’ derneği oluyoruz’

‘Sonbaharda ‘Şimdi’ derneği oluyoruz’
12- Son zamanlarda sosyal medya hesaplarınızda Afrika’ya gittiğinizi takip ettik. Yine basında çıkan haberlerden de ‘Şimdi’ adlı bir dernek kurduğunuzu okuduk. Son durum nedir?

Senelerdir süregelen projelerin çapı büyüyüp bizi aştığında ve desteğe ihtiyacımız olduğunda kurumsallaşmaya karar verdik. Türkiye ve sınırlarımızdaki zor durumdaki öğrencilerimize destek olup onların eğitim hayatlarında yanlarında durmaya çalışıyoruz ki ileride kendi seçtikleri hayatları yaşayabilsinler. Afrika'da ise gıdasından ilacına, inşaatından öğretmen maaşlarına ilgilendiğimiz bir yetimhanemiz var, hedefimiz oraya sürdürülebilir projeler üretmek. En son projemiz bir insanlık ayıbını çocuk köleliği engellemeye yönelik. Köle olarak çalıştırılmak üzere kaçırılan çocukları kurtarıp ailelerine teslim ediyoruz ve maddi manevi yanlarında oluyoruz. Arkadaşım Sezi'nin başlattığı bir yolculuk bu, tek başına kocaman işler başardı, seneler içinde bizleri de dahil etti. Ve bu sonbaharda ‘Şimdi’ derneği oluyoruz. 



twitter.com/mayksisman
can.sisman@milliyet.com.tr
Bu makaleye ifade bırak