Gündem
06.12.2013 - 02:30 | Son Güncelleme: 06.12.2013-2:30

Saroyan’ın ruhu beyazperdede

İlk filmi ‘Saroyan Ülkesi’nde Ermeni yazar William Saroyan’ın 1964’te yaptığı Anadolu yolculuğunun izini süren Lusin Dink, ‘Film ortaya çıktı, artık seyircinin. Saroyan’la kurduğum mahremim bozuldu gibi hissediyorum’ diyor

Sitene Ekle

NİL KURAL / İstanbul

Yönetmen Lusin Dink, bugün gösterime girecek ilk filmi ‘Saroyan Ülkesi’nde Pulitzer Ödüllü Ermeni yazar William Saroyan’ın 1964’de yaptığı Anadolu yolculuğunun izini sürüyor. Ailesi 1900’lerin başında Bitlis’ten ayrılmak zorunda kalıp ABD’ye göç eden Saroyan, 1908’de Amerika’da doğuyor. Ailesinin anlattıklarıyla Bitlis’i görmek isteyen Saroyan, 1964’te Ankara’dan karayoluyla Bitlis’e gidiyor.
Dink, filminde izleyiciyi, yazar Stephen Fry tarafından “20. yüzyılın en çok hakkı yenmiş, edebiyat tarihinde yeri Hemingway, Steinbeck ve Faulkner’ın yanı” olarak tanımlanan Saroyan’ın etkileyici metinleriyle Anadolu yolculuğuna çıkarıyor. Zaman zaman da Saroyan’ın çocukluğundan sahnelerle karşılaşıyoruz. Bu yılki İstanbul Film Festivali’nde ulusal yarışmada yer aldıktan sonra Locarno Film Festivali’nde gösterilen ‘Saroyan Ülkesi’ni Lusin Dink’le konuştuk.  

William Saroyan’ın edebiyatıyla ilk tanışmanız nasıl oldu?

William Saroyan tabii ki biz Ermeniler tarafından bilinen bir yazar. Ama Ermeni okullarının müfredatında çok yeri olan bir yazar değil. O noktada Aras Yayınevi’nin katkısı var. Saroyan, Varlık Yayınları’ndan çıkmış zamanında, sonra da unutulmuş. Aras’ın kitapları basmasıyla beraber ben de daha detaylı okumaya başladım. Anadolu yolculuğunu öğrendiğimde senaryoyu yazmaya karar verdim. Saroyan’ın görsel bir dili olduğu için kitaplarını okurken, hikâyelerinin içine giriyorsunuz. Bitlis kitabını okuduğumda “Bu yolculuğu film yapacağım” dedim.

 Filmin stiline nasıl karar verdiniz?

Bu kurmaca mı olur, belgesel mi olur, drama mı olur diye düşünmedim. Ama bazı kısıtlamalar getirdim. Baştan aldığım kararlardan biri Saroyan’ı hiç görmemek ve gölgesini takip etmekti.

 Siz de Saroyan’la aynı yolculuğu yaptınız. Bitlis’e varınca ne hissettiniz?

Aslında Saroyan’ın yaptığı daha uzun bir yolculuk, 2 hafta sürüyor. Benim yolculuğu Trabzon’dan Bitlis’e yapmamın sebebi, ailesinin karayı Trabzon’dan terk etmesi. Yolculuğu filme çekmeden bir sene önce Bitlis’e gittim. Sürekli onun neler hissetmiş olabileceğini düşünüyordum. Bitlis’e vardığımızda sinirlendim, hatta birkaç ay Saroyan’a küstüm. Sessizliği yüzünden. Ona yolculukta eşlik eden Fik
ret Otyam’a sorduğumda dedi ki, Saroyan, evi diye çıkardıkları bahçede hiçbir şey söylemiyor. Konuyla ilgili tek satır yazmıyor. Sadece bir mektupta “Ne söyleyeceğimi bilmiyorum, hayatımın en önemli yolculuğuydu” diyor ve ancak 11 sene sonra Bitlis oyununu yazıyor. Sonra barışmam şöyle oldu: Bir şeyler söylese ne değişecekti. Bitlis’e giderken oradan ev almak, yerleşmek gibi bir hayali de var. Ama orada o hayat yok, hikâyelerini dinleyeceği kişiler yok. Sonra neden konuşmadığını anladım. Bitlis’e gelişi bir hayal kırıklığı sonuçta.

 Sizi William Saroyan’a çeken neydi?

Onu yüzde yüz anlayabiliyordum. Benim doğduğum yıl ölen bir insan, ayrıca ben bu topraklarda büyüdüm, o ABD’de yetişmiş. Diyor ki, “Neden bugüne kadar yazmadım, çünkü öfkeli bir dille yazacağımı biliyordum.” Bunun kıymetli olduğunu düşünüyorum. Evrensel bir dil yakalamış bir edebiyatçı. ‘The Time of Your Life’ adı oyunuyla Pulitzer Ödülü’nü kazanıyor. “Bu ne daha önce yazdıklarımdan daha iyi, ne de daha sonra yazacaklarımdan daha iyi’ diyerek ödülü reddediyor.

 Film gösterime girerken Saroyan’a olan hisleriniz ne yönde değişti?

Film ortaya çıktı, artık seyircinin. Saroyan’la kurduğum mahremim bozuldu gibi hissediyorum.

 


Etiketler: ABD, Anadolu
Bilgi YarışmasıMüzik eserlerinin yazılı metinlerine ne ad verilir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
En Çok Konuşulan Haberler
    ©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.