Satranç nasıl oynanır?

Yavuz’un henüz bir şehzadeyken Şah İsmail’e kafa tuttuğu, Dr. B.’nin hücre arkadaşının 64 karede fırtınalar estirdiği 'satranç' nedir, nasıl oynanır?

Satranç nasıl oynanır?

Satranç, insanlık tarihinin en eski oyunlarından biri. Öyle ki Mısır Piramitleri'nde M.Ö. 2000’li yıllardan kalma hiyerogliflerde bir çeşit satranç oynandığına dair kabartmalar bulundu. Bununla birlikte satranç ilk defa Hindistan’da, M.S. 3. yüzyılda 'çaturanga' ismiyle oynandı. Sanskritçe dilinde yazılan bu metinler, satrancın ilk yazılı belgeleri kabul ediliyor. Coğrafi olarak Mısır ve Hindistan’ın konumunu düşündüğümüzde, bu dönemde oyunun Anadolu, Mezopotamya ve Batı Asya’da da oynandığını düşünmek yanlış olmaz.

İlerleyen dönemlere ait bazı münferit el yazmaları olsa da, düzenli sayılabilecek ilk satranç kitabı 1497’de basıldı. Gutenberg’in matbaayı 1450’de icat ettiğini düşünürsek, bu kitapla birlikte satrancın Orta Çağ sonları ve Yeni Çağ başlarında Avrupa’da yaygın olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

 

 

Satranç nasıl oynanır?

Gelin şimdi biraz satrançtan ve taşlardan bahsedelim... Satranç koyu ve açık renklerden oluşan 64 karelik bir tahtada 32 taşın mücadelesiyle geçer. 16’sı beyaz ve 16’sı siyah olan bu taşlar, başlangıç pozisyonunda karşılıklı olarak dururlar. Satrançta toplamda 6 tip taş bulunur: Şah, vezir, fil, at, kale ve piyon. Her takımda 8 piyon, 2 fil, 2 kale ve 2 at varken, yalnızca birer şah ve vezir bulunur.

Şah

Satranç hakkında hiçbir şey bilmeyenler bile 'şah' taşına aşinadır. Çünkü şah, bu oyunun en mühim unsuru. İki takım da oyun sırasında kendi şahlarını korumak zorundadır. Çünkü şah düştüğünde oyun biter! Bu taş önemli olduğu kadar, zordur da. Öyle uzun sıçramalara, koşturmalara gelmez. Nasıl olsa emrinde 15 ayrı taş vardır! Gideceği her kareye tek tek, yavaş yavaş hareket eder.

Vezir

Şahın en büyük yardımcısı... Bu yüzden yabancı kaynaklarda ismi 'queen' (kraliçe) olarak geçiyor. Ancak şahın aksinde heyecanlı, atik bir yapıda. Saldırı ve savunmada uzun menzilli hamleleriyle, rakibe büyük hasar verebiliyor. Önü boş olduğu sürece düz veya çapraz, her yere gidebiliyor. Boşuna şahın sağ kolu değil! Bu kadarcık bir ayrıcalığı olsun değil mi?

 

 

Kale

Her ne kadar oyuna köşelerden başlamaları onları önemsiz gibi gösterse de, 'kale gibi' deyiminin ete kemiğe bürünmüş halidir bu taşlar. Dik veya yatay olarak düşmanlarını ezip geçerler. Bu özellikleri sayesinde bir kalenin karşı durduğu hiçbir yabancı unsur bekleyemez, tabii canını korumak istiyorsa! Çok ilginçtir ki; kalelerin ayrı bir özelliği daha var: Tek tek hareket eden, emrinde ordu olan koca şahı ayaklarına getirip birdirbir oynar gibi üzerlerinden atlayabiliyorlar. (Özel koşullara bağlı bu hamleya 'rok' deniyor.) Kaleler için bir nevi 'yakın koruma' da diyebiliriz değil mi, ne dersiniz?

At

Atlar, savaş alanının çılgın çocukları! Koca tahtada yalnızca atlara verilen 'taşlar üzerinden atlama' özellikleriyle, beklenmedik yerde, beklenmedik sonuçlara sebep olabilirler. Diğer taşlar hareket etmek için önlerini açmaya gerek duyarken, atlar bundan etkilenmez. Ne çapraz ne düz, enteresan şekilde L çizerek ilerlerler (boşuna çılgın demedik). Ve bu sayede kendilerini tehlikeye atmadan iki taşı birden tehdit edebilirler. Ortalık yerde duran bir ata dikkat etmek gerekir, çünkü aynı anda (etrafı sarılı olsa dahi) 8 kareyi birden tehdit edebilir!

 

 

Fil

Nedendir bilmem, filler hep bana vakur gelir. Kim bilir belki de İngilizce’de onlara 'bishop' dendiği içindir... (Her ne kadar 'bishop' kelime olarak 'fil' anlamına gelebilse de, bana hep 'piskopos' anlamıyla görünür). Fillerin çapraz hareketleri ve en ufak aralıklardan bile sızabilmeleri, oyun içinde sinsice hareket etmelerini sağlar. Bununla birlikte filler sadıktır; asla oyuna başladığı renkteki kareyi terk etmezler. Her oyuncuda iki fil, iki ayrı renkli karede oyuna başlar. Örneğin oyuna beyaz karede başlayan fil, yine beyaz karede bitirir.

Piyon

Oyunun en kalabalık ve en değersiz, rütbesiz ve vasıfsız askerleri diyeceğim ama dilim varmıyor. Evet kalabalıklar ama yerine göre yanlızca bir piyon bile savaşın kaderini değiştirebilir. Her ne kadar vasıfsız görünseler de, savaş alanının en cesur yiğitleridir onlar. Diğer taşlar için cesurca kendilerini feda edebilirler. Yalnızca düz ilerlerler fakat düşmana çapraz saldırırlar. İlk hücuma iki kare ilerleyerek çıkabilseler de, prensip olarak tek tek ilerlerler ve diğer taşlardan farklı olarak, asla geri dönmezler! Ama… Bu vasıfsız görülen erler düşman bölgesine (karşı tarafın en son yatay hattı) varırlarsa kale, at, fil ve hatta vezir dahi olabilirler! Bence onları bu kadar korkusuz yapan da işte bu ümit! Dolayısıyla feda edilirken de dikkatli olunmalı.

 

 

Günümüzde Dünya Satranç Federasyonu (FIDE) uluslararası düzeyde turnuvalar düzenliyor ve ülkemizde bu federasyona üye olan Türkiye Satranç Federasyonu, 3 basamaklı lig usulüyle satranç müsabakaları gerçekleştiriyor. Meraklılarına duyurulur! 

Nefes aldığımız hiçbir anın geç olmadığından yola çıkarak söyleyebilirim ki; bilmiyorsanız vakit kaybetmeden bir satranç edinin ve sonsuz kombinasyonu olan bu mücadelenin içine atılın. Hatta  günümüz online ortamında birçok platformda ücretli veya ücretsiz satranç öğrenebilir, oynayabilirsiniz. 

Unutmayın; her şampiyon, bir zamanlar acemiydi. Bol şans!

Bu makaleye ifade bırak