Varlığımız soluk almaya başladığı anda biyolojik saat işlemeye başlar. Hikayemiz ise doğduğumuz anda başlar. Gün geçtikçe biraz daha farklılaşır, şekilleniriz.
Bazı şeyler biz olmamızda önemli yer kaplar. Bazı şeyler ise bizim biz olmamıza izin vermez. 
Başkalaştırır kendimize bizi, yabancılaşırız kendimize. 
Zaman zaman karışır kafamız.. Bizi biz yapanları sevmekte zorlanırız. Bu bazen kendimiz, bazen tanrı, bazen aile olur ve öfkeleniriz. Bastırırız anları, anıları ve bunlarla bize gelen tüm duyguları; tekrar başlamak için, yaşamak için, belki de en önemlisi kendimizi kurtarmak için. Yok sayarız bizi biz yapan şeyleri. 
Felsefe ve psikolojinin de araştırma alanları olan bu konularda hep sorguladığımız ve sorduğunuz, özgür irademizle mi biz biz oluyoruz? Yoksa herşey kendi irademiz dışında mı gerçekleşiyor? Kim olacağımız bizim terciğimiz mi?

Bir felsefe akımı olan fatalizmin tezi mi doğru olan acaba? İnsan istesin istemesin, olaylar kendi iradesinden başka bir iradenin yönlendirmesi ile gelişir ve insan kendi iradesi ile ne kadar çabalarsa çabalasın sonuç daima üstteki iradenin ne istediği ve ne yapacağı ile mi ilgilidir ? Tanrının iradesi dışında irade yok mudur?
Yine bir felsefe akımı olan belirnenimcilik (determinizm) de davranışların dış etkenler tarafından belirlendiğini söyler. Özgür iradeye dayalı bir eylem/seçim olmadığını savunur. Bunu da bilimle açıklar. 
Nedenselliği reddetmeden özgür iradenin var olabileceğini savunan tez ise bağdaşırcılık yani ılımlı determinizmdir. Bu teze göre özgür iradeden kaynaklanan eylem ve seçimlerden doğan seçinlerin varlığı, nedensellik ilkesinin olmadığı anlamına gelmez veya nedensellik ilkesinin varlığı, özgür iradeden kaynaklanan eylem ve seçimlerin olmadığı anlamına gelmez. Ilımlı determinizme göre insan herşeyi kendi özgür iradesi ile yapamaz. Coğrafi, biyolojik, fizyolojik, genetik, ekonomik, psikolojik ve sosyolojik etmenlerin etkili olduğunu söyler. Yani doğduğumuz yer, ailemiz, yetiştiğimiz çevre, genetik mirasımız çerçevesinde şekilleniriz der.

Tüm bu bilgilerden yola çıkarak neye inanırsak inanalım, varlığınızı, davranış ve eylemlerimizi neye bağlarsak bağlayalım; seçinlerimizi ister özgür irademize bağlayalım, istersek tanrısal olarak addedelim, istersekte bilimle açıklayalım yeter ki bizi biz yapanlarla barışalım. Buna kendimizi sevmekle başlayalım ve nefes almaya başladığımız andan itibaren hayatımızda her ne varsa, her ne olmuşsa barışalım, kabul edelim. Üzerini örtmeyelim. Bizi biz yapan herşeye, bize ait olan herkese, her duyguya sahip çıkalım.