Serdar Sarıdağ

Serdar Sarıdağ

serdar.saridag@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Twitter biz gazeteciler için bulunmaz bir fırsat...
Hangi açıdan diye soracak olursanız, yazdığımız haber ve yorumların etki ve tepkisini mavi kuş sayesinde çok daha rahat öğrenebiliyoruz.
Okuyucu, yazara ve muhabire doğrudan ulaşabiliyor, eleştirisini yapabiliyor. Kimisi de teşekkür ya da hakaret ediyor.
Örnek vermek gerekirse, Beşiktaş Dış İlişkiler Sorumlusu Erdal Torunoğulları ile yaptığım özel röportaj.
Sayın Torunoğulları “Biz bile Mario Gomez transferinin biteceğine inanmıyorduk" dedi.
Ben de bu sözleri başlığa çıkarttım... Nedenini ise alt başlıkta “Mario Gomez bize bir söz verdi ve Mario bu sözünü tuttu" şeklinde yazarak başlığı daha da açmaya çalıştım.
Erdal Torunoğulları yüzde yüz haklı... Çünkü ben daha önce verilen sözlerin tutulmadığını gördüm. En basit örnek ise Robin Van Persie transferi.
Beşiktaş Yönetimi bu transferi çok uygun bir rakama üstelik bonservissiz bitirmişti. Fakat devreye Fenerbahçe girince Beşiktaş'a verilen sözler çoktan unutuldu. Hollandalı oyuncunun maliyeti bir anda iki katına çıkmıştı.
Sözler tutulmayınca Beşiktaş Yönetimi Robin Van Persie'den önce görüştüğü liste başındaki Mario Gomez ile yeniden masaya oturdu. Yine aynı sözler verilmiş. Yine toplam maliyeti Beşiktaş'ın istediği seviyeye gelmişti. Yine devreye başka takımlar girmiş... Üstelik bunlardan biri Liverpool... Fakat Mario Gomez gerçekten de verdiği sözden dönmemiş ve mukavele imzalamış. Daha önce yüksek bonservisi nedeniyle alınamayan ve bundan dolayı Beşiktaş'a gelme ihtimali az olan Alman yıldız, sözünü tutarak herkesi şaşırtmıştı.
İşte bu yıldız transferlerinde verilen sözlerin tutulmamasından dolayı Erdal Torunoğulları böyle bir ifade kullandı.
Fakat burası Türkiye... Bazı insanlar sadece başlık okur gerisini okumaz.
Bu arkadaşlar Dünya'nın en çok kitap okuyan insanlarıdır... Sadece kitapların kapaklarına bakarlar çünkü. Belki de sağa sola bu kitapları okudum bile diyorlardır.
Bu arkadaşları değiştirmenin imkanı yok... Ölene kadar başlık okurlar asla yazı okumazlar...
Hepsi sanki birer ekşi sözlük yazarı.
Yani kaybedenler kulübü üyesi.
Gelelim Mario Gomez'e...
Kendisi Robin Van Persie gibi astronomik teminatlar istemediği için Beşiktaş ile sözleşme imzalayabildi.
Beşiktaş Yönetimi parasını arttırarak transferleri çok daha rahat bitirebilir ama siyah - beyazlı yönetim son yıllarda bu konuda asla taviz vermiyor.
O nedenle bazı transferlerin olacağına inanmıyor... O nedenle her istediği oyuncunun iki alternatifini hazır tutuyor.
Geçenlerde Erdal Torunoğulları ile yaptığımız bir sohbette kendisi bana “Biz Katar değiliz. Sadece yabancı takımlar değil Anadolu takımları bile üç büyükleri Katar gibi görüyor" demişti.
Çok doğru söylemiş...
Büyük paralar harcayarak büyük oyuncular transfer etmek başarı değildir.
Küçük paralarla büyük oyuncular almak bana göre transfer başarısıdır.
Diğer türlüsü Katar olur.
Ne demek istediğimi daha iyi anlamak istiyorsanız Demba Ba transferine bakın.
Emeği geçenleri ayakta alkışlamak lazım.
Önder Özen'in dediği gibi, Demba Ba bir transfer değil bir projedir.
Vay efendim dünyaca ünlü Ali'yi aldım, parasını forma satışlarından çıkardım falan geçiniz efendim.
Elde ne var onu söyleyin bana.
Galatasaray'ın aldığı UEFA Kupası'ndan başka bir şey görmedi bu ülke.
Bana göre Beşiktaş Yönetimi bu alanda devrim niteliğinde sayılabilecek fitilin ateşini çoktan yaktı.
Dünyanın en saygın scoutlarını maçlarına davet etti.
Futbolcularını pazara çıkardı. Çin'den, Brezilya'ya kadar tüm futbol adamlarını her hafta otellerde ağırladı.
O nedenle Atınç'ın, 6 milyon euroya gitmesi tesadüf değildir.
Mario Gomez gibi adamı 30 milyon euro yerine çok daha uygun rakamlarla almak da tesadüf değildir.
Bizi geçtim şu Brugge'un haline bakın... Köy takımı dediler, adamlar bir üst tura çıktı...
Gruplara girerse şaşırmam.
İşte Brugge ne yaptıysa Beşiktaş onu yapıyor.
Dünya futbolunu okuyabilen yöneticilerin varsa, başarılar çok uzağında kalmaz.
Yeterki başlıklara takılmayalım...
Biraz içerik okuyalım efendim.