Girişimciler için en doğru yer neresi ?

Eklenme Tarihi22.12.2017 - 8:24-Güncellenme Tarihi22.12.2017 - 8:24

Türkiye’de girişimlerin bu sene erken dönemde aldıkları yatırım miktarı 67 milyon dolara kadar çıktı. Peki girişimini yurt dışına taşıyan, “bu işin merkezi Silikon Vadisi, boğulacaksam büyük denizde boğulayım” diyip Amerika’nın yolunu tutanlar ne kadar yatırım aldı derseniz, bu rakam 35 milyon dolar. Türkiye dışındaki tüm ülkelerdeki Türk girişimcilerin girişimlerini sayarsak bu rakam 77.3 milyon dolar.  Yani arada 10 milyon dolarlık bir fark var. Kişisel görüşüm bu sene 2017’nin son günlerinde Türkiye’den veya yurt dışından çok büyük bir yatırım haberi gelmezse kafa kafaya bir sene geçti diyebiliriz.

Amerika’da bu sene en çok yatırım alan ve kurucularından en az biri Türk olan girişimler arasında SwipeSense, CYVision, Carbon Health, CivicSolar, UberCloud gibi girişimler var. Diğer ülkelere baktığımızda ise İngiltere’den Push Doctor, Hollanda’dan IoTNETOP gibi girişimler dikkat çekiyor. Bu girişimlerin en büyük ortak özellikleri global bir girişim olarak yola çıkmanın ve ilk günden orada kurulmaları. Global bir girişim olarak yola çıkmanın faydası şu, ilerleyen yatırım turlarında daha büyük yatırımlar alıyorsunuz ki bu da Türkiye ile yurt dışı arasındaki makasın açılmasına neden oluyor. 2015 ve 2016 yıllarında Udemy, MUBI, Qubit gibi girişimlerin aldığı büyük yatırımlar da aradaki farkı net açıklıyor. İlk günden orada kurulmanın ise farklı açılardan faydaları var. Birincisi girişimler eğer çok farklı bir şey deniyorsa “early adopter” dediğimiz yeniliklere açık ve yeni şeyleri denemekten çekinmeyen bir kitleye ihtiyaç duyuyorlar. Bu kitle girişimin ürününü ne kadar çok benimserse girişimin ilk ayları o kadar kolay geçiyor. Tabi bu kitlenin büyüklüğü de kritik. Türkiye’de yeni girişimleri deneme hevesli kitle ile Amerika’dakiler arasında sayıca oldukça büyük bir fark var. Bu da şu anlama geliyor, Amerika’da girişimler yeni şeyleri denemeye hevesli daha büyük bir pazara sahip. Amerika’daki “Early Adopter” sayısının çok olması ise girişimcilere ilk aylarında daha büyük bir oyun alanında daha büyük olasılıkla hayatta kalma şansı veriyor. Yani yukarıda adını saydığımız girişimler Türkiye’de kurulup ilk 100 günlerinde “early adopter” kitlesiyle müşteri bazını artırmaya çalışsaydı belki şu anda hiçbiri olmayacaktı.

Yeniliklere açık olmak, yeni şeyleri denemek, bir Türk’ün yaptığı ürüne güvenmek ve ilk kullanıcılarından biri olmak hem kültürel hem zihinsel hem de geçmişten gelen tecrübelerle ilgili bir konu. “Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı” gibi bir söylemde bulunmayacağım. Müşteriler iyi bir ürün olduğunda yerli veya yabancı olmasına çok bakmıyor, bunun en güzel örnekleri Sahibinden, Gittigidiyor, Yemeksepeti, Mackolik. Yani girişimci olarak “Amerika’ya gitmeyim, buradan globalleşmeye çalışayım” diyorsanız yapmanız gereken iki şey var. Birincisi iyi bir ürün ve iyi bir hizmet sunmak için gecenizi gündüzünüze katın. Çıtanız hep yüksek olsun, dünyanın en iyi ürününü yapmaya çalışın. (Yalın girişimin zıttı bir şey anlaşılmasın) İkinci yapmanız gereken şey ise ilk günden global bir girişim olmak için adımlar atın. “Önce Türkiye’de güzel bir büyüme yakalayım, sonra globali düşünürüz” demeyin. Türkiye’de “early adopter” kitlesinin güvenini ve memnuniyetini kazanır kazanmaz, başka ülkelerde büyümeye çalışın.

“Early adopter” sayısını artırmanın bir yolu da ekonomik refahın artması ve Avrupa Birliği’ne girilmesi. Avrupa’daki girişimlere göre Türkiye’deki girişimlerin en büyük dezavantajlarından biri bizim çok kolay dolaşamamız. Avrupa’ya ne zaman gitsem ve oradaki girişimcilerle konuşsam komşu ülkelerinden bahsederken komşu bir şehirden bahseder gibi konuşuyorlar. Bizde ise durum çok farklı. Ürününüzü Yunanistan’da bir müşteriye göstermek için bile bayağı bir planlama yapmak gerekiyor, çat kapı gidemiyorsunuz. Avrupa Birliği’nin startup camiasına faydaları burada anlatmakla bitmez ve bu şu an biz girişimcilerin üstünde bir konu. O nedenle girişimcilerin yapabilecekleri yukarıda bahsettiğim gibi müşterinin güvenini ve memnuniyetini kazanacak iyi bir ürün çıkarmak ve global düşünmek ile ilgili. Çok büyük 3-4 örneği çıkarırsak en azından bu sene Türkiye’deki girişimler de yurt dışındaki Türkler kadar yatırım toplamış. Başlığa geri dönersek, girişimciler için en doğru yerler birinci sırada Amerika, ikinci sırada Avrupa Birliği üyesi ülkeler gözükse de bunu değiştirmek girişimcinin elinde. Bu sene yatırım miktarları arasında fark kapanmış, önümüzdeki yıllarda doğru politik hamlelerle tersine beyin göçü ile Türkiye’de girişim kurmak çok cazip hale gelebilir.