“2017’nin ilk yarısındaki en büyük iki yatırım iyzico ve Evtiko’ydu." Iyzico finansal teknoloji alanında bir girişim ve bu sene yatırımcılardan 15 milyon dolar yatırım aldı. Evtiko ise emlak teknolojileri alanında bir girişim bu sene 4 milyon dolar yatırım aldı. Peki bu iki girişimin ortak yönleri neler ?

İyzico

İyzico’nun kurucularından Barbaros Özbugutu Almanya’da 10 yıldan fazla süre kurumsal firmalarda görev almış ve en son finansal teknoloji firması Klarna’da çalışmış. En son çalıştığı yerde öğrendiği sektör ile ilgili Türkiye’ye geri dönüp İyzico’yu kurmuş.

Evtiko

Evtiko’nun kurucusu Markafoni’den tanıdığımız Sina Afra. Almanya’da yıllarca çalıştıktan sonra 2008 yılında Türkiye’ye dönmüş ve en son çalıştığı işteki tecrübesini de kullanarak yine aynı sektörde fakat inovatif bir fikirle Markafoni’yi kurmuş. Markafoni’nin bağlı olduğu şirketler grubunu kısa bir sürede 200 milyon doların üzerinde bir fiyata sattıktan sonra bu sefer Evtiko ile karşımıza çıktı.

2017’nin ilk yarısının en büyük iki yatırım alan iki girişimcisine de baktığımızda ikisi de Almanya’da kurumsal tercübe kazanmış, bildikleri sektörlerde girişimci olmuşlar, Türkiye’ye dönüp iş yapmayı tercih etmişler. Sina Afra’nın bir farkı Markafoni’yi sattıktan sonra bir tatil kasabasına yerleşmemiş ve bu ülkeye inanıp, güvenip bir kez daha girişimci olup istihdam yaratma yolunu seçmiş.

Peki bu iki girişimi ve girişimciyi niye anlattım ? Türkiye’nin bu tip onlarca örneğe ihtiyacı var. 10 tane Sina Afra, 10 tane Barbaros Özbugutu lazım ki girişimlere yapılan yatırımlar Orta Avrupa seviyesine gelsin. Startups.watch’da yurt dışındaki dijital dünyanın Türk girişimcileriyle ilgili bir veritabanı tutuyoruz. Burada 200’e yakın Türk girişimci var. Yani 200’e yakın Türk girişimci başka ülkelerde dijital dünyada girişimci olmuşlar. Bu kişilerin %10’unu Türkiye’ye tersine göçe ikna etsek bile Türkiye Girişim Ekosistemi şaha kalkar.

Bahsettiğimiz 200 girişimcinin en az 20’sini Türkiye’ye çekmek için ne lazım derseniz; Öncelikle ekonomik ve politik olarak daha sakin, daha az dalgalı bir ortam sağlamamız gerekiyor. Daha sonrasında ise dijital dünyanın getirdiği inovasyonları hızlı anlayacak ve strateji belirleyecek bir dijital stratejimizin oluşturulması gerekiyor. Ne demek istediğimi aşağıdaki bazı ülkelerin yaptığı hamleler ile açıklamaya çalışayım.

Güney Kore’nin Bitcoin’i Tanıması

Örneğin Güney Kore’nin bu hafta Bitcoin’i resmi olarak tanıdığını duyurması dijital stratejiler konusunda hızlı adım attıklarının en büyük göstergesi.

Danimarka'nın Silikon Vadisi’ne Elçi Ataması

Geçtiğimiz ay Danimarka’nın Silikon Vadisine sanki bir ülkeye elçi atar gibi teknoloji elçisi ataması da bu tip stratejilere başka bir örnek olarak gösterilebilir.

Estonya’nın E-Vatandışlığa Geçmesi

Estonya 2014 yılında başlattığı bir uygulama ile dünyanın her yerinden girişimcilere kucak açtı. Girişimcilere e-vatandaşlık vererek bir nevi Kuzey Avrupa’nın girişim merkezi olmaya çalışan Estonya iki buçuk yılda 138 ülkeden 20 binin üzerinde girişimciyi kendisine çekmeyi başarmış.

Benzinli Araç Yasağı Vizyonu

Almanya, Avusturya, Çin, Fransa, Güney Kore, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, Japonya, Norveç ve Portekiz hangi yıldan itibaren benzinli araç kullanan araçların yasaklanacağı ile ilgili yol haritalarını paylaştılar. Tesla ile birlikte son yılların en yükselen trendlerinden biri olan elektrikli araçlar ve sürücüsüz araçlar konusunda ülkelerin stratejilerini ve yol haritalarını çizmeleri oldukça önemli.

Sonuç olarak şu konunun altını çizmemiz lazım. Dünyanın dört bir köşesindeki Türk girişimcileri (ya da uygun ortamı sağladığımız takdirde her ülkeden girişimciyi) ülkemize çekmek önce girişim ekosistemini, sonra ekonomiyi uçurur. Bunun için de dijital devlet politikalarımızı Güney Kore ve yukarıda saydığım ülkelerle yarışır hale getirmemiz şart!

Etiketler