Bozcaada, üzerindeki üzüm bağlarının, kıyısındaki meyhanelerin ve buz gibi berrak sularının hatırına her yıl en favori tatil destinasyonlardan biri olmaya devam ediyor. İstanbul’dan otomobilinizle, otobüs ya da deniz yolu ile ulaşabileceğiniz bu büyülü ada, her sene kendisini yenilemeyi, klasik duraklarını bir tık daha yukarı taşımaya devam ediyor. 2017 yazı için hem klasiklere hem de en yenilere uzanan Bozcaada keşifleri yaptık. 

 
Bozcaada’da Nerede Konaklasak?
 
Bozcaada’da genellikle adanın merkezinde konumlanmış pek çok butik otel ve pansiyon bulunuyor. Bu kez bir değişiklik yapıp farklı tipte iki otel keşfettik. Biri denize kıyısı olan, konfor ve lüksten ödün vermeyi sevemeyenler için Bertiz  Bozcaada. Diğeri ise doğanın, üzüm bağlarının ortasında bağ evi konseptindeki Kemerbağ 29.  Bertiz Bozcaada, berrak denizi ve sonsuz mavisi ile adanın en güzel plajlarından Habbele koyunda kendine özel iskelesi ve gurme restoranı ile hizmet veriyor. Kahvaltı ve akşam yemekleri otelin aynı isimli bağından toplanan ürünler ile hazırlanıyor.  Her biri bir başka üzüm cinsi ile adlandırılmış, deniz manzaralı odaları, uyandığında benim gibi denize hızlıca bir selam vermek isteyenleri çokça sevindirebilir. Deniz sezonu güneye göre daha kısa olan Bozcaada’da sonsuzluk havuzu ise burayı güzel kılan bir diğer özellik. 
 
Bozcaada merkeze 1km mesafede konumlanan Kemerbağ 29, 14 dönümlük bir arazi içinde 10 odalı bir bağ oteli. Odalar samimi bir bağ evi şeklinde döşenmiş olup, odaların pencereleri, üzüm bağlarına, zeytin ağaçlarına bakıyor. Şehir yaşamından uzaklaşmak, ağaçlar altında hamak keyfi ya da havuz keyfi yapmak, mis gibi ada havası almak için ideal bir konaklama seçeneği. 
 
Bozcaada Nerede Ne Yesek?
 
‘’Bozcaada’da nerede yemek yenir?’’in cevabı çok uzun. Rum mahallesinde pek çok meyhane herkesi kucaklayan bir telaş ve heyecan içinde gündüzden kapılarını açıyorlar. Biz bu kez Bozcaada Kalesi’ne karşı konumlanmış ama daha da önemlisi özenli mezeleri ile aklımı başımdan alan olan Asma 6’yı tercih ettik.  Özellikle enginar marine, keçi peynirli köz patlıcan, Girit böreği, kabak çiçeği dolması ve ahtapot ızgarası ile günü burada batırmak efsaneler listenize yeni madde ekliyor. Öğle yemeği için de henüz Nisan ayında açılmış olan Ela Pizza’da aldım soluğu. Uzun zamandır yediğim en leziz pizzayı burada yedim diyebilirim. Karides, ahtapot ve kalamardan oluşan deniz mahsullü pizzayı adanın en güzel sokaklarından birinde yiyorsunuz, yanına da bir beyaz Çavuş istemeyi unutmayın.  Kahve molası için ise sokağından geçerken dans ettiren caz tınıları ile Coffee Shelter’da durup, dinlenin derim. Kahvenin yanına hemen bir üst sokaktaki Veli Dede’den damla sakızlı ya da tereyağlı kurabiyelerden almayı da unutmadık.
 
Bozcaada Plajları
 
Bertiz Bozcaada’da konaklayınca vaktimizin çoğunu bence de adanın en güzel plajlarından biri olan Habbele koyunda geçirdik. Bu koya otel dışından da gelinebiliyor. Dilerseniz havlunuzu, sandalyenizi kumlara atın, dilerseniz de Bertiz Bozcaada’nın plajdaki tesisini seçin. Habbele koyundan yürüyerek adayı keşfedelim dedik ve bir anda adını sonradan öğrendiğim Sulubahçe plajını keşfettik. Herhangi bir tesis yok civarında. Bu nedenle oldukça sakin. Ayazma plajı ise Haziran ortasında oldukça boştu. Ama bu sizi yanıltmasın. Zira Temmuz Ağustos’ta bu Maldivleri aratmayan plajda yer bile bulamayabilirsiniz. Gerçekten denizi efsanedir. Erkenden gitmekte fayda var. Bizim asıl hedefimizde ise batık gemisi ile son günlerde oldukça popüler olan Beylik Koyu idi. Ayazma’dan sonraki plajın 3 senelik misafiri olan soğan gemisi çok güzel fon olmuş. Birer kare fotoğrafınız neden olmasın… 
 
Bozcaada Klasikleri
 
Bozcaada’ya gelince ilk kendinizi Çiçek Pastanesi’ne atarsınız. O kurabiyelere mi, kahvaltısına mı yoksa dondurmalarına mı gider eliniz o size kalmış. Kahvaltıya Rengigül’e uğramak da en güzel ritüellerden biridir. Eski Rum evleriyle dolu sokaklarını gezerken, hangi kapıda, hangi duvarda fotoğraf çektireceğinize karar veremeyebilirsiniz. Bu yıl Meriç Onay ile Cemil Onay’ın her biri birbirinden güzel resimleri süsleyivermiş Bozcaada’nın her bir yanını. Hepsinin tek tek izini sürdük. Adanın üzümleri, şarapları meşhur ya mutlaka bir üzüm bağı gezmeli ve şarap evine konuk olmalı. Biz Çamlıbağ’a konuk olduk ve akşam Polente’de rüzgar güllerinin yanı başında güneşi batırmak için çantamıza bir tane Karasakız attık. Dönüş yolunda kediciklerle vedalaşıp, İstanbul’da bir süre daha bizi Bozcaada’yı anımsatacak Veli Dede’den kurabiyeler ve merkezdeki pazardan kekiklerimizi de almayı unutmadık. Daha fazla seyahat keşfi için http://kesfettik.com/
 
 
 
 
Etiketler