SiyasetRSS
18.01.2013 - 02:30

Sevgili İblis, olmadı, bizi atlattın yine...

Sitene Ekle

Canım kardeşim; seni hiç kaybetmek istemiyordum. Daha yapacak, daha atlatacak çok haberlerimiz vardı çünkü... Dualarımız seninleydi bütün gün... Sakın ola beni atlatma derken haber geldi, sabahtan beri mekân tuttuğumuz kafeteryaya... Hepimizi atlatmışsın yine... Niye yaptın bunu canım kardeşim?.. Seni çok özleyeceğim.

 

Sevgili İblis;  Amerikan Hastanesi’nin kafeteryasını mekân tuttuk, sabahtan beri seni konuşuyoruz. Merak etme, hakkında hep iyi şeyler söyleniyor.
Kulak veriyorum etrafa...
Belki bir yazı çıkar diye...
Bilirsin, gazeteci milleti böyledir. Ya bir haber atlatacak, ya bir yazı kurtaracak. Gerçek gazeteci için koca bir ömür böyle geçer.
Sürekli manşetlerde dolaşmak, manşetlere tutunarak yaşamak bizim hayat boyu vazgeçemediğimiz bir tutkudur.
Hele sen hiç durmak bilmedin.
Bayrağı her zaman en önde, en yüksekte tutmaya çalışarak -ve tutarak- yıllar yılı koşturdun durdun.
Etrafa kulak verirken, bir yandan da göz ucuyla televizyona bakıyorum, Diyarbakır’da ne oluyor diye...
Sevgili İblis;
Diyarbakır’dan canlı yayın yok!
Acının dev bir dalga halinde kabardığı cenaze törenini haber kanalları arada bir Diyarbakır’a bağlanıp vermekle yetiniyorlar.
Gösterilen gerekçeye gelince:
“Habur etkisi olmasın, çiçeği burnundaki İmralı süreci zarar görmesin!”
Olabilir.
Ama eminim, sen olsan devamlı canlı yayın diye bastırırdın. Acıların böylece yurt çapında paylaşılmasının daha doğru olacağını düşünürdün.
Şimdi öğrendim.
Ameliyata girmeden önce sormuşsun, Diyarbakır’a gidebilir miyiz diye.
Tipik Birand.
Başka türlü Mehmet Ali Birand, gerçek gazeteci olunmuyor ki... Devamlı olarak “Ben oradaydım!” duygusunu iliklerine kadar hissetmek yani...
Bugünlere böyle geldin.
Sevgili İblis;
Şimdi itiraf etmek istiyorum. Pazartesi sabahı telefonum çaldı. Baktım sen arıyorsun. Cevap vermedim.
Niye mi?..
Erbil’deydim.
Otel odamda haber bekliyordum bir yerlerden... Daha doğrusu, seni atlatmaya hazırlanıyordum. Telefonu açıp Erbil’deyim desem, neyin peşinde olduğumu anlayacaktın.
Sonra öğrendim ki, beni perşembe akşamı 32. Gün’e çağıracakmışsın.
Kusura bakma.
Sana yalan atamayacağım için telefonuna çıkmadım.
Sevgili İblis;
Diyarbakır’daki görkemli cenaze töreni az önce bitti. Herhangi bir olay yok.
Bu da iyi haber.
Uzun yıllarını verdiğin, ilklere imza atıp birçok kez bizi atlattığın Kürt sorunu inşallah bu sefer barışçı bir raya oturur.
Bu arada haber kanalları Diyarbakır’ı daha sonraki saatlerde fena vermemişler.    
Kafeteryada hep seni konuşuyoruz. Herkes senin gazetecilik aşkından örnekler veriyor.
Ama hüzünlüyüz.
İçimiz yanmaya başladı çarşamba gecesinden itibaren.
Dualarımız seninle...
“Mehmet Ali bunu da yener!” duygusu bizi hiç bırakmıyor.
Sevgili İblis;
Canım kardeşim;
Seni kaybetmek istemiyoruz.
Bu arada bizim Cimbom şu Sneijder işini çok kötü yönetmeye devam ediyor. İlk yarıyı lider bitir, Fenerbahçe’yi 6 puan geç, Devler Ligi’nde tur atla ve bir transferi bu kadar berbat et.
Olacak şey değil.
Fenerli dostlar neredeyse zil takıp oynayacaklar.
Şimdi aklıma takıldı.
İlk yarının son maçı için biraz da senin zorunla geçen ay Trabzon’a gitmiştik ya. Hatırlıyorsun değil mi ne yaptığını? Otelde bir oda açtırıp maç saatine kadar dinlenmek için biraz kestirmeye başlamıştık ki deprem oldu.
Fena halde sallandık.
Ben alelacele kendimi dışarı atarken arkamdan “Haso korkma, iş bitti artık, bir daha olmaz!” diye bağırmış, maç saatine kadar da uyumuştun.
Kaç saattir kafeteryadayız.
Umur geldi mi, Nilgün geldi mi, hep yüz ifadelerini okumaya çalışıyoruz.
Bu arada Cemre her zamanki duruma hâkim organizatörlüğüyle bizlere ayrı bir salon ayırtmış rahat edelim diye...
Sevgili İblis;
Bu satırları Amerikan Hastanesi’nin kafeteryasında, bir köşede yazıyorum.
Dalga geçenler var.
“Hâlâ bir yazıyı bitiremedin” diye... Hastanenin önünde koca bir gazeteci ordusu, sevgili meslektaşların, senden iyi haberler bekliyor.
Hepsi hazır.
Birand çıksın, kameraların önüne konuşsun diye nöbetteler... Hadi bekletme bizi daha fazla. Bütün arkadaşların, seni sevenler burada.
Canım kardeşim;
Seni kaybetmek istemiyorum.
Daha yapacak, daha atlatacak çok haberlerimiz var çünkü...
Dualarımız seninle...
Sakın ola beni atlatma derken haber geldi kafeteryaya...
Hepimizi atlatmışsın yine...
Niye yaptın bunu canım kardeşim?
Seni çok özleyeceğim.


Yazarlarda Ara
Bul
Atatürk'ün yatının adı nedir?
©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.