Şevval Sam neden 'kümülatif yorgunluk' yaşıyor?

Hayat bizi yoruyor, yıpratıyor, çılgınlarcasına üzüyor. Kendimizi her daim motive etmek mecburiyetindeyiz... Şevval Sam da şu ara kendisini yorgun hissedenlerden. Hatta enteresan bir tanım kullanmış. Demiş ki, "Çok yoruldum gerçekten. Kümülatif bir yorgunluk var..."

Şevval Sam neden 'kümülatif yorgunluk' yaşıyor?

"Ne demek istedi acaba?"lık laflar

"Ne demek istedi acaba?"lık laflar

Bazı ünlülerimizin yaptığı bazı açıklamaları, bazı ilginçlikleri çok ama çok seviyorum. Sıla'nın Osmanlıca kökenli kelimelerden şarkı yapması 1, ünlülerin hiç beklenilmeyen anda 'pat!' diye "Aa ne demek istedi acaba?" dedirtmesi 2...

Bir alışveriş merkezinde görüntülenen Şevval Sam, gazetecilerle tipik bir "Sezon finali bitince tatile çıkacağım" temalı bir sohbet gerçekleştirmiş. Rutinler rutini, klişeler klişesi bir sohbet/muhabbet konusu.

"Kümülatif bir yorgunluk var"

"Kümülatif bir yorgunluk var"

Ama ne yapmış Şevval Sam? Öyle bir cevap vermiş ki başlıklara çekilmiş. Demiş ki, "Çok yoruldum gerçekten. Kümülatif bir yorgunluk var. Kolay değil yaptığımız iş. Dışarıdan renkli görünse de aslında çok meşakkatli..."

Şevval Sam'ın cümlesinde tabii ki 'kümülatif yorgunluk' kısmına Molatik olacağız.

"Nasıl yani?" diyenler için tane tane ilerleyelim. Kümülatif ne demek? Biriken, kümeli, birbirine eklenen demek. İktisat öğrencilerinin gayet hakim olduğu bir kelime 'kümülatif'.

"Anlayın beni, fenalardayım"

"Anlayın beni, fenalardayım"

Yani aslında Şevval Sam, şunları demek istiyor: "Fonda açtım Sıla'yı, 'Yoruldum' çalıyor. Arkadaşlar, bittim bittim! Yoruldum. Şevval yorgun. Üst üste ekleniyor yorgunluğum, geçmiyor, daha da fena durumdayım. Bizim iş hiç kolay değil..."

Evet, dizi setleri yorucu, yıpratıcı, stresli. Üstelik kadınların kıyafet/makyaj derdi daha da meşakkatli mesela. Ama olay sadece rutin dizi temposu değil. Şevval Sam aslında "Anlayın beni, fenalardayım" modunda.

İkisi de pes etmedi

İkisi de pes etmedi

Kastettiği şeyin Talat Bulut'la alakalı olduğunu düşünüyorum açıkçası, hem de çok net ortada. Talat Bulut'la Şevval Sam biliyorsunuz epey sert bir gerilim yaşadı ve hâlâ daha yaşıyorlar. Birlikte rol aldıkları dizileri devam ediyor.

İkisi de ne dizi kadrosundan çıkartıldı ne de pes etti. Belki çoktan artık o dizide oynamak istemiyorlar ama vazgeçmek de istemiyorlar. "İkimizden biri gidecek ama acaba kim gidecek? Ben pes etmiyorum" tribinde gibi ikisi de.

İmalar havada uçuşmuş

İmalar havada uçuşmuş

Haklılar. Kimi tutarsanız tutun, kimi dürüst bulursanız bulun sonuç aynı: İkisi de kendi davalarının peşinde olmak zorunda. Karşı karşıya gelmişler, restler çekilmiş, imalar/göndermeler havada uçuşmuş.

E tabii ki böyle reyting malzemesi barındıran bir dizi, senaryo itibariyle tatmin edici olmasa bile bu gerilimin potansiyel reytinginden ötürü avantajlı konumda.

Merak ediyoruz, açıyoruz bakıyoruz diziye. Sam ve Bulut arasındaki gerginlik, oyunculuk performanslarına yansımış mı yansımamış mı diye. Haliyle dizinin bitirilmesi en azından şimdilik pek de mümkün değil.

"Demek ki problem oymuş" dedirtmek istemiyorlar

"Demek ki problem oymuş" dedirtmek istemiyorlar

Madem dizi bitmiyor, madem gerginlik sürüyor. O zaman iki taraftan biri "Artık yeter" demediği sürece bu gerginlik sürecek. Türk halkının yakından tanıklık ettiği bu meselede diziyi bırakan kim olursa sanki davasını da satmış gibi olacak açıkçası.

"Demek ki problem oymuş, yoksa bırakıp gitmezdi, ortalığı karıştıran aslında Sam'mış/Bulut'muş" olacak.

Çünkü hepimiz biliriz ki, gidenin arkasından konuşmak çok kolaydır. At çamuru ona. Çok kolay. Ama önce o çamuru atarken kimin eli kirleniyor, ona da ayrıca bir bakmak lazım tabii.

'Gurur savaşı'na dönüştü

'Gurur savaşı'na dönüştü

Şevval Sam, neden 'kümülatif yorgun' az çok tahmin edebiliyoruz. Ve bırakıp gitmiyor, gidemiyor Talat Bulut'la olan 'gurur savaşı' yüzünden. Belki de en son görmek istediği insanla profesyonellik gereği bir arada olmak zorunda.

Haliyle yorgunluklarına yorgunluk ekliyor bu durum. Haklı ya da haksız olmasının hiç önemi yok. Şu an içinde bulunduğu zor pozisyonla asgari empatiyi rahatlıkla kurabiliriz. Çünkü onun 'iki arada bir derede'liğini birçoklarımız yaşıyoruz günlük hayatımızda.

Şevval Sam yorgun ama pozitif

Şevval Sam yorgun ama pozitif

Nasıl davranmak gerekiyor peki, ona odaklanmak lazım. Şevval Sam, pozitif ve güçlü gözükerek kendi açısından yapması gerekeni yapmış. Şevval Sam'ın 'yorgunum ama yapacak bir şey yok, pes etmiyorum' duruşundaki pozitiflik oldukça önemli.

Bu, Şevval Sam'ı hem sempatik hem de psikolojik açıdan üstün gösteriyor. Ki hepimiz biliriz ki psikolojik üstünlük oldukça önemli bir konu bu türden zıtlaşmalarda.

Ancak ipin ucunu kaçırırsanız ve sempatik olmaya aşırı önem verirseniz o zaman da antipatik konumuna düşersiniz. Bıçak sırtı yani.

Mesele zoru başarmak!

Mesele zoru başarmak!

Hayat ne yazık ki bizi yoruyor, hayat ne yazık ki sonu gelmeyen sınavlar bütünü... Sürekli sınanıyoruz. Bir savaş bitiyor, kazanıyor ya da kaybediyoruz, sonra hemen peşinden bir sonraki geliyor. Bitmiyor.

Yorgunluklarımız kümülatif, yıpranmalarımız buradan Çin'e yol olur. Ama şunu unutmamak lazım: Çivi, çiviyi söker. Zor olanı yapmak lazım.

Aşırı yorgunken bile tebessüm edebilmek, aslında çekip gitmek isterken kalabilmek... Kolayı herkes yapar, mesele zoru başarmak!

 

can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak