Üç yıldan beri 49 ülke gezen ve yüzlerce şehirde sayısız kişiyle tanışan ve hikayelerini dinleyen Seymen Bozaslan bu hikayeleri bir kitapta toplayarak herkesin beğenesine sunmaya hazırlanıyor. Seyahat bloggerı olarak tanıdığımız Bozaslan hazırladığı kitabıyla ilgili şöyle diyor; "Yollarda yüz farklı hikayesi olan kişiyle tanıştım bunları sadece kendime saklamak haksızlık olacaktır. Hepsi ilham veren hikayeler, okuyanların da seveceğine eminim."

Seymen Bozaslan, kurumsal bir şirket çalışanıyken hobi olarak başladığı seyahat paylaşımlarıyla sürpriz bir şekilde gezgine dönüşen bir seyahat tutkunu. Onun hikayesi 2016 yılında Hollanda’da çektiği bir fotoğrafın National Geographic tarafından ajanda ve takvimlere alınmasıyla başladı. Ve gerisi geldi… Bir anda seyahat dünyasının kanaat önderi oldu dersem sanırım abartmış olmam. Birçok dergide seyahat yazıları yazdı ve yazmaya devam ediyor, Hürriyet Seyahat ve Sözcü gibi ulusal gazetelerde deneyimlerini okurlarla paylaşıyor. 

Çektiği fotoğraflar gittiği rotalar, çıkardığı hikayeler ve anlatım dili o kadar seviliyor ki takipçileri her geçen gün artmaya devam ederken, okullardan ve resmi kurumlardan söyleşi teklifleri de ardı ardına geliyor. Bu talep karşısında hepsine yetişmeye çalışan Seymen Bozaslan’ı kurumsal hayatı bıraktığı zannedilmesin. O hala şirketinde çalışmaya ve hafta sonu tatilleriyle gitmediği rotaları keşfetmeye devam ediyor. Bu konuda iş arkadaşlarının kendisini desteklediğini ve motive ettiğini anlatan Seymen, kendisinin ise bu kadar sık seyahat eden bir iş arkadaşına karşı aynı tavırda olamayacağını söyleyecek kadar da samimi. Seymen’in bu samimiyetini ve açık sözlülüğünü takdir etmemek haksızlık olur...

Seymen'in yılda 20 bin km’den fazla yol yaparak üç yıl içinde 49 ülke gezmesini ve yüzlerce şehir tanıtmasını da ayrıca alkışlamak gerek. Çektiği fotoğraflar, seçtiği rotalarla, sürekli yeni insanlar tanıma ve yeni şeyler öğrenmeye karşı olan iştahı eminim takipçilerinin ufkunu açmaya daha uzun süre devam edecektir. Seymen bugüne dek öğrendiklerini, karşılaştığı ilginç hikayeleri ise sosyal medya dışında paylaşmaktan daha fazlasını yapmak için yeni bir adım attı. Seyahatlerinde tanıdığı yüz farklı insanın hikayesini anlatacağı kitabının hazırlığı için bugünlerde tatlı bir telaş içinde olan Seymen'le hem bu yeni heyecanını, hem yeni yolculuk planını hem de hakkında diğer merak edilenleri konuştuk, buyurunuz…

Kurumsal bir şirket çalışanından, bir gezgine evrilen hikayen nerede ve nasıl başladı?

Kurumsalda çalışmak herkes tarafından daha zor görülse de bence seyahat etmek isteyen insan için daha ideal. Hele ki hafta sonu iki gün size kalıyorsa ve yıllık izinlerinizi parça parça kullanmanıza izin veriyorlarsa, kurumsal şirkette çalışmak gezmek için teşvik ediyor bile diyebilirim. 52 hafta sonu ve 10 günden fazla resmi tatil var. Yılın 3’te biri gezmek için müsait yani. Hal böyle olunca bu zaman dilimini değerlendirdim ve biraz da tesadüflerle insanların gezgin dediği biri haline geldim.

İlk gezin nereye oldu? Bu seyyah modu, seyahat bloggerı işi nasıl gelişti? 

İlk gezi yurtdışında Macaristan’a oldu. Yurt içi ise sürekli oluyordu zaten. Seyyah modu için beni teşvik eden bir takım şeyler oldu hayatta. Mesela 2016 yılında Hollanda’da çektiğim bir fotoğrafın National Geographic tarafından ajanda ve takvimlere alınması, Çok Gezenler Kulübü’nde yazı yazmam, Sözcü Gazetesi’nde seyahat ekinde yazı yazmam hepsi beni bir anda seyahat bloggerı denilen kavrama dahil etti. 3-4 sene önce ne yazı yazardım, ne fotoğraf çekerdim. Şimdi ise gerek yazılı gerek görsel olarak anlatmayı sever biri oldum. Yazdıkça keyif almaya başladım hatta dünyayı keşfederken kendimi de keşfettim diyebilirim. 3- 3,5 senedir de sürekli seyahat ediyor, yazıları güncel şekilde paylaşıyorum.

Seçtiğin, rotalar, çektiğin fotoğraflar, anlatım dilin hepsi çok profesyonelce buna ne diyeceksin? Bunun eğitimini aldın mı yoksa içinden geçtiği gibi mi aktı geldi bugüne?

Profesyonel olduğunu düşünüyorsan onur duyarım tabi. Bugüne dek hiç profesyonel fotoğrafçıyım veya yazarım demedim. Sevdiğim, keyif aldığım bir hobiyi profesyonelce yapmaya çalışıyorum. Bugüne kadar hiç fotoğrafçılık eğitimi almadım. Hatta işin ilginci birkaç şirketten personellerimize fotoğrafçılık eğitimi verir misiniz diye teklif bile aldım. Oysa ben bile eğitim almadım ki.. Çeke çeke öğrendim diyelim. Fotoğraf çekmekten, yazmaktan keyif alıyorum ama mutlaka eksiklerim vardır. İleride belki bunun üzerine eğitim alabilirim.

Medyada kurumsal bir firmada çalışırken, işi bırakıp kendini gezginliğe adadığın sanılmasın. Hala çalışıyorsun değil mi? Bu çalışma rutininde nasıl bu kadar çok yeri gezebildin? Bu zamanlamayı nasıl ayarlıyorsun? 

Şuan evet hala ofis çalışanı olarak çalışıyorum 08-17.00 arası. 10 yıldır da aynı firmada hizmet veriyorum. Ben bu kadar geziyorsam ekip arkadaşlarımın desteği de var elbette. Ben şahsen yanımda sürekli gezen biri olsam daha farklı tepki verebilirdim. Sağ olsun destekliyorlar her seferinde. Planlama kısmını ise gerçekten zamanı doğru kullanarak yapıyorum. Mesela 5 ay sonrasında bir tarihe şuan belli olan bir seyahatim var. Hatta sponsor firmam ile Aralık 2019 için bile şimdiden seyahat planlıyorum. Erkenden ayarlamak benim için de iyi oluyor.

Bugüne kadar kaç km yol yaptın, dünyanın gitmediğin hangi noktası kaldı, sırada nereler var?

Oo çok ! İstatistik tutuyorum bazen. Yılda 20 binden fazla km kara yolu, 120 saatten fazla uçak yolculuğu yapıyorum. 3 yıldır bu tempoda seyahat ediyorum. Dünyada ise hala çok yer var. Dünya büyük! Ama kurumsal hayatta çalışmama rağmen yine de hatrı sayılır yer gördüğümü düşünüyorum. 49 ülke fena değil sanki. Ama yakın zaman planlarım içinde Kenya Nairobi var. Bu yıl içinde rotamı bu kez Afrika kıtasına çevirmiş olacağım. Tabii yurt içi ve Avrupa seyahatlerim devam edecek.

"Gençler mutlaka Balkanları görmeli"

Senin için en büyüleyici rota hangisiydi? 

Kategorilere bölerek söylerim bunu. Doğa anlamında kesinlikle İzlanda ! İzlanda Adası’nda nereye baksanız kendinizi fantastik bir filmde hissedersiniz. Aynı bölgede bir yanda buzulları, bir yanda gayzerleri, diğer yanda da ada boyunca yüzlerce şelaleyi görmek çok şaşırtıcı ve heyecan vericidir. Bizim artık çok nadir karşılaştığımız gökkuşağı ise bu adada hiç kaybolmuyor. Bu yüzden masal gibi büyüleyici ve mistik… Kültür anlamında ise İran. Çünkü şeriatla yönetilen bir ülkede insanların kendi dünyaları içinde özgürlüklerini yaşama çabaları ve buna buldukları çözümler çok ilginç. Özellikle kadınlar devlet baskısını en az hissedecekleri ortamlarda dünya standartlarında hatta medeniyette çığır açacak eğlenceler düzenliyor. O partilere türbanlarıyla gelip içlerinden bir Kim Kardashian çıkmasına şahit olmak da sürpriz olmuştu. Tabii bu durum sadece Tahran’da olduğunu da söylemeliyim. Diğer bölgelerden biri olan Şiraz’da Kaşgay Türkleriyle tanışma fırsatı buldum. Konuştuklarının yüzde 40’ını anladığım bir dile sahiplerdi. Kaşgay Türkleri hala göçebe hayatını devam ettiren, 6 ay köyde, 6 ay çadırda yaşayan bir azınlık. Onlarla iki gün boyunca çadırda geçirdiğim zaman da değişik ve keyifli deneyimlerimden biriydi. Bunlar dışında şehir hayatında Londra ve Madrid, fotoğraf çekerken keyif aldığım yer İtalya.

Hep tek mi seyahat ediyorsun, sevgilin yok mu? Mesela en romantik seyahatin hangisiydi? Sevgilin olmadığını var sayıyorum ve şunu soruyorum... Tek seyahat sıkıcı olmuyor mu?

Tek çok nadir. Genelde yakın arkadaşlarım olur yanımda. Sevgilim yok. En romantik seyahatim Kapadokya’da sevgililer gününde mum ışığında tek başıma yemek yemem olabilir sanırım. Tek seyahat fotoğraf çekmek, istediğim seyahati ve içeriği çıkartmak anlamında çok faydalı oluyor. Yanımda biri varken bunu yapmakta zorlanıyorum açıkçası. Ama huyuma suyuma yatkın bir ekip veya arkadaşımla geziyorsam onun da yeri ayrı tabi.

Evlenme teklif etsen nerede yaparsın bunu? Evlilik teklifi için fikir arayanlar için önerilerin ne olur?

Evlilik teklifi bence yere göre değil kişiye göre yapıldığı için Paris’te yüzük kutusu açarım, Roma’da diz çökerim gibi hayallerim yok. Evlilik teklifi için ısmarlama programların olmaması gerektiğini düşünüyorum. Kişilerin özel yeri neresiyse orasıdır doğru yer bence. Sonrasında kutlamak için seyahat etsinler derim.

Mesela 14 Şubat yaklaşıyor. Çiftlere aşk rotası çizsen, bu rota nereler olur?

Bence Prag, Paris, Roma her zaman önde gelen rotalardan. Ama gençlere mutlaka Balkanlara gitmelerini tavsiye ediyorum. Özellikle Saraybosna’yı mutlaka görmeliler. Hem çok ekonomik bir seyahat, hem de vizesiz. Ayrıca kültürümüze çok yakın ve halkı çok misafirperver ve bizi çok seviyorlar. Kendinizi asla yabancı hissetmeyeceğiniz bir yer.

Seni seyahatlerinde şaşırtan şeyler ne, en hoşuna giden şeyler neler oluyor? Takipçilerinle karşılaşman mı, önerilen yerlere gitmek mi, yeni insanlar tanımak mı, neler?

Ben yeni insanlar tanımaktan ve hikayelerini öğrenmekten keyif alıyorum. Bu yüzden en çok hoşuma giden şey kesinlikle yeni insanlar ve anıları. Takipçi kelimesi ben pek kullanmıyorum. Ama tanımadığın birinin hoş geldiniz demesi, merhaba demesi de çok güzel bir şey tabi. Hoşuna gidiyor insanın ne yalan söyleyeyim. Sağ olsunlar.

"Seyahat etmek beni daha sabırlı biri yaptı"

Seyahat ettiğin yeri yerlisi gibi mi yoksa turist gibi mi geziyorsun ?

Turist gibi gidip yerlisi gibi geziyorum. Mesela İran’da iç hat uçuş da yaptım, otobüs de kullandım. 5 yıldızlı otelde de kaldım, çadırda da kaldım, evde misafir de oldum. Bu tarz gezileri daha çok seviyorum. Turistik güzergahtan çıkmadan şehri, bölgeyi tanıyamazsın.

Bugüne dek gittiğin yerlerde yaşadıkların ve gördüklerin seni nasıl zenginleştirdi. Nasıl biri olmanı sağladı?

Norveç’e giremiyorum mesela. Yasaların ne kadar ağır olduğunu ve baskın olduğunu öğrendim. İran’da önyargı yıkmak gerektiğini anladım. Kuzey İtalya’da doğa nedir, tabiat parkı nedir tam olarak öğrendim. Bunlar ülkemle dış dünyayı kıyaslamamı öğretti tabi. Bizde neden böyle değil, böyle olsa keşke diye yorumlamaya başladım her şeyi. Ayrıca fotoğraf çekmek konusunda sabretmeyi öğrendim. Bazen bir insan veya hayvanı çekerken dakikalarca aynı pozisyonda kafasını çevirmesini beklediğimi bilirim. Özetle planlı olmayı, kuralın ne kadar önemli olduğunu, sabretmeyi öğrendim diyebilirim.

Bir gittiğin noktaya tekrar gitmek konusunda ne diyorsun? 

Mutlaka giderim! Her gittiğimde aynı seyahati yapmaya gitmiyorum sonuçta. Her gidişte farklı bir şey keşfedersem tekrar gitmek sayılmaz diye düşünüyorum. Her yolculuk yeni bir hikaye.

Dünya üzerinde planladığın, istediğin tüm noktalara gidip bitirince ne yapacaksın? Tekrar sil baştan mı, yoksa anıları yazmak mı tercihin olur?

Yaşlanınca torunlara anlatacağım hikayem olur sanırım. Tekrar sil baştan yapmam düşük bir ihtimal. Ömrüm yetmez sanırım ama hikayelerimi mutlaka kaleme alacağım!

"Gezmek bir bağımlılık değil, alışkanlık"

Sürekli keyfi gezmek, seyahatler, kafana esince gitmek sence bir bağımlılık mı? Sende bu bağımlılık ne durumda? 

Büyük keyif aldığım bir gerçek. Her bilet satın alması bir hikayenin başlangıcı oluyor benim için. Her bilet, her yolculuk hayatımda anlatacağım bir anının ilk adımı desem yanlış olmaz sanırım. Bağımlılık değil de çok güzel bir alışkanlık. Dilerim eksilmeden devam eder.

Birgün seyahat edememekten korkuyor musun?

Hayır korkmuyorum. Çünkü seyahat etmeyi hayatımın merkezine koymuyorum. Seyahat etmeden de yaşayabilirim. Bu sadece hayatımın kıymetli bir parçası.

Seyahatlerde ilginç anıların da oluyor mutlaka. 3 tanesini anlatmak ister misin?

Malezya’da 65.katta bir binanın çevresinde dışarıdan turlamak. Bir tarafım uçurumken bunu yapmak çok ilginçti kesinlikle. Katar’da 40 metre yüksekte vince bağlanan bir yemek masasında yemek yemek. 360 dönen koltuk ve masada 45 dakika boyunca bir akşam yemeği etkinliği yaşamıştım. İsveç’te kuzey ışığı deneyimi gerçekten inanılmazdı ! Çok var ama ilk aklıma gelenler bu üçü oldu.

Markalarla işbirliklerin de var. Bu işbirlikleri nasıl oluştu, nereden buldular seni?

Bazen ben onları buluyorum, bazen onlar beni. Beraber oturup seyahatle markaların buluşacağı projeler yazıyoruz. Bu işbirlikleri hem benim sürekli güncel içerik yaratmamı sağlıyor hem de kendi bütçemle yapamayacağım seyahatleri gerçekleştirmeme ve doğru anlatmama vesile oluyor. Bu marka işbirlikleri sayesinde daha çok deneyim yaşıyor ve anlatıyorum. Takip eden insanlara da daha çok katkı sağladığımı düşünüyorum.

Instagram'da kampanya yapıyorsun hediye çekilişler yapıp, takipçilerini tatillere gönderiyorsun ve bütün masraflar sana ait. Bunların altından nasıl kalkıyorsun?

Açıkcası çoğu aldığım desteklerle gerçekleşti. Birine hediye ettiğim tatilde toplam harcamada bana ait olan kısım %20 civarında. Bu da benim sayfa tanıtımım için makul bir bütçe açıkçası. Hem insanlara hediye veriyorum hem de seyahat tarzımı daha çok insana gösterebiliyorum diye düşünüyorum.

"Herkes blogger olabilir"

Herkes blogger olmaya soyunuyor. Sen bu işe ilk başlayanlardansın. Bu saatten sonra bloggerlık, gezginlik için adım atanlar ne kadar başarılı olabilir sence, yoksa bütün köşe başları kapıldı ve çok şansları yok mu?

Özgün içerikle alakalı bir durum. Fakültesi yok, eğitimi yok. Doğru iletişimi kurabilen herkes blogger olabilir bence. Eskisi yenisi yok. İnsanların ihtiyacı olan ve bulamadıkları bir şeyi sen bulup içerik olarak hazırlıyorsan insanlara dokunabiliyorsan başarılı olursun bence. Önemli olan iletişimdeki uygun dil, güzel görsel ve özgün içerik. Ayrıca insanlar, manzarayı fotoğraflayan kişiyi takip etmekten daha çok keyif aldığını düşünüyorum. Mesela, bir blogger bir manzara paylaştığında aldığı etkileşim oranıyla, aynı manzara içinde poz verdiği bir fotoğrafın etkileşim oranı çok farklı olur. İnsanlar artık kişi takip etmeyi seviyor. Kişiselleşmiş hikayeyi önemsiyorlar bence.

Seyahetlerinde yanında olmazsa olmazların neler? 

Fotoğraf makinesi ekipmanları ilk sırada kesinlikle. Onun dışında çantamın ağırlığını minimum düzeyde tutmak için az eşya ile seyahat etmeye çalışırım genelde.

Sırt çantası mı, valiz mi? 

Sırt çantası kesinlikle !

Eve dönerken mutlaka gittiğin yerlerden aldığın neler var? Oluşturduğun bir koleksiyon var mı mesela?

Kupa koleksiyonu var sadece. Magnet almam pek. Ama kupa bardakları biriktiriyorum. Şuan 70 civarında farklı şehirden bardak var sanırım.

Bütün hikayeleri yazdığın bir kitap var sanırım şuan değil mi? Ne aşamada?

Kitabı şuan yazıyorum evet. Yarısından fazlası tamamlandı. 2019 sonunda raflarda yerini alacak umarım. Yolda tanıştığım kişilerin hikayelerini anlatacağım bir kitap. Yüz farklı hikayesi olan kişiyle tanıştım bunları sadece kendime saklamak haksızlık olacaktır diye düşünüyorum. Hepsi ilham veren hikayeler, okuyanların da seveceğine eminim.

Üniversitelerde, liselerde ve özel şirketlerde söyleşiye gittiğini görüyorum. Neye göre programlıyorsun bunları ? Neler anlatıyorsun ?

Yol hikayelerim, tanıştığım insanları, deneyimlerimi paylaşıyorum. Seyahat eden, etmek isteyen insanlarla bir araya gelip sohbet etmek hakikaten büyük keyif aldığım bir şey. Şu ana kadar 20-25 okulda söyleşiler yaptık. Benim için de güzel bir hatıra oluyor kesinlikle. Bunları paralı sanan çok insan oluyor. Fakat öğrenciye yaptığım sunumlarda asla maddi kazanç düşünmüyorum. Öğrenciye bedava ! Seyahat etmek ile ilgili hayal kuran bir gence gidip parayla şöyle gezilir böyle gezilir demek samimi gelmiyor bana. Bir gence dokunabiliyorsam, hayal kurmasının sadece milli piyango bileti kazanmakla paralel olmadığını anlatabilirsem ne mutlu bana.