Blogger'larla tanış, yaşamın değişsin

Eklenme Tarihi09.01.2016 - 1:01-Güncellenme Tarihi09.01.2016 - 0:12

Sadece turizm için, Türkiye’de pek çok kuruluşa baktığımızda pek çok rakibi olan, birbirinin devamı veya aynı işi yapan meslek gruplarından oluşuyor. Bir sokağa bakıyorsunuz yan yana onlarca avizeci veya yan yana onlarca ayakkabıcı… Ürünlerin pek çoğu da kendi üretimleri olmadığından bir yerden alındığından hemen hemen aynı. Para kazanması rekabet etmesi ayakta durması gerçekten çok zor.

Dile kolay 23 sene turizm sektöründe hemen her bölümde çalışıp, satıştan, operasyona ve pazarlamaya kadar yöneticilikler yaptıktan sonra, artık kendi işimi kurma zamanının geldiğine karar verdim. 23 senelik tur operatörü çalışanı bir profesyonel olarak, Türkiye’de bulunan 5.000’in üzerinde seyahat acentesi ve büyük tur operatörleri arasında, aynı işi yapıp, bir uçak bileti için 3-5 TL kazanmayı göze alamadığımdan ve bu rekabeti anlamsız bulduğumdan, bir tur operatörü veya seyahat acentesi açmamaya karar verdim.
Yurtdışında turizm sektöründe en güçlü ülkelerde, turizme destek veren hangi birimler, ne tür şirketler var, birkaç senedir bunun üzerinde ciddi araştırmalar yaptım. Öyle bir iş olmalıydı ki, Türkiye’de bu işi yapan tek firma benim firmam olmalıydı bilemedin birkaç firmadan biri olmalıydı. Rekabet etmeden, idealinde olan ne varsa turizm sektörüne vermek, markalara değer katarken, kendi kazancıma da değerler katmaktı amacım… Ve sonunda ne iş yapacağımı buldum, ancak bunu şu an buradan açıklamayacağım, zira çok yakında pek çok basın organında boy boy fotoğraflarım yayınlanıp, turizme yeni bir ses, yeni bir nefes, her turizm firmasının ihtiyacı, kaçırmayın! başlıkları atılmasını engellemek istemem. Basın bültenlerim yayımlanıp, tüm basın ile paylaştığımda, son derece değerli olduğunu düşündüğüm yeni şirketimi ve yaptığım, yapacağım işler üzerine de sizi bilgilendireceğim. Şundan emin olabilirsiniz ki, bir tur operatörüne profesyonel olarak girip çalışmak gibi bir düşünce yok aklımda, birçok tur operatörü, otel zinciri, havayolu gibi firmaların benimle çalışmak için can atacağı bir iş üzerindeyim ve yakında duyuracağım.

Her şey sıkça yaptığım basın gezilerinden, birkaçını sadece Blogger’lara özel yapmamla başladı. Sadece kendi istedikleri işe giden, işlerini beyaz yakalı bir profesyonel kadar ciddiye alıp 10 numara iş çıkaran, boş günlerinde hangi gün nerede çalışacaklarına kendileri karar veren, kafalarına esince şehir veya semt değiştirme konusunda son derece rahat davranan bu güzel insanlar sayesinde benim de düşüncelerim çok değişti.
Profesyonel hayatta çalışırken, evet artık kendi işimi yapacağım ama bir patron olarak değil, bir Blogger gibi diyerek yola çıktım. Teşekkürler değerli Blogger arkadaşlarım, turizmde ses getirecek yakında açıklayacağım işim sizin eseriniz…
Blogger felsefesine göre evime yakın her yer benim ofisim olacak, bazen bir cafe bazen bir restaurant veya hava güneşli olduğunda bir park… Bunun yanı sıra soğuk havalar için de evime yakın bir ofis de açmadım değil.  Ofisimde müzik tesisatımdan, duvarlarıma asacağım duvar stickerlarına, faturamdan, kartvizitime, ofisime koyacağım halıdan duvar kağıdına kadar kendim tasarladım, bazılarını da özenle seçtim.

Henüz ofisimi açmış iken, 1+1 büyüklüğündeki ofisimde bir kalem bile yok iken ilk aldığım eşyam benim için en önemli olan ofis mobilyası oldu. Düşünün sandalyem yok iken ofis mobilyası aldım. Ben de inanmazdım ama oldu işte… Herşey Setline iş mobilyalarına bir arkadaşımın tavsiyesi ile websiteleri setline.com.tr’ye girmemle başladı. Doğal bir mobilya düşleyen biri olarak, websitesinde ana sayfada karşıma çıkan devasa bir kertenkele ile aynı rengi ve en önemlisi de aynı ayak duruşunu yapan bir mobilya takımı olan Kant’ı gördüm ve ilk görüşte aşk diyebilirim. Doğadan ilham alıp, özgür düşünce ile üretilen birçok mobilya olduğunu websitesini incelerken fark ettim. Firma yetkililerini telefonla aradığımda, tabşiatın en büyük tasarımcı olduğunu düşünüyoruz, doğal malzemeler ile sade ve zarif çizgiler ışığında doğadan ilham alarak üretiyoruz tüm mobilyalarımızı dediler. En çok da aynen benim iş felsefemde oldukları için beğendim, zira her mobilyacının yaptığını yapmıyorlar, işlerine inovasyon katmışlar, iş mobilyası konusunda başka bir kulvarda rakipsiz koşmak için üretiyorlar. Kısa bir süredir kullandığım mobilyam o muhteşem doğal ağaç kokusu ile daha kapıdan girerken beni sanki hoş geldin diyerek karşılıyor. Teşekkürler Setline, siz gibi inovatif firmalara bu ülkenin gerçekten ihtiyacı var. Mobilyayı bu kadar anlatmışken, sizlerle yapacağım işi bugün paylaşamadım ama zevkle kullandığım mobilyamın bir fotoğrafını paylaşmak istiyorum. Benimle ilgili diğer herşey 15 gün içinde, yeni yazımda, ofisimin fotoğrafları ve iş detaylarımla yakında sizlerleyim…


Yeni seyahat yazılarımda, yeni işimde artık daha çok Milliyet Tatil’de sizlere paylaşımda bulunacağım.
Seyahatleriniz bol ve keyifli, 2016’da huzur ve sağlık sizlerle olsun.

Sarp Özkar
 

 

Etiketler