Karlar ülkesi Laponya

Eklenme Tarihi22.01.2015 - 0:01-Güncellenme Tarihi21.01.2015 - 23:08

Seyahat konusunda bir çocukluk hayalim vardı benim… Bu hayal, Noel Baba’nın karlar ülkesine gitmekti. Bir fırsatını buldum ve sonunda Finlandiya’nın Rovaniemi kentine doğru yol aldım. Finlandiya’nın başkenti Helsinki aktarmalı uçuşumla toplam 4,5 saatte karlar ülkesine varmıştım. Daha havalimanına gelir gelmez, işte iyi bir turizm destinasyonu böyle olur dedim. Zira bagajımı almaya yöneldiğim bantların üzeri bir çocuk oyun parkı gibi, Noel Baba figürleri, kutup ayıları, İgloo’lar ve kar görünümlü köpüklerle dizayn edilmişti. Amaç neydi, tabii ki gelen turisti daha bavulunu alırken Noel Baba’nın ülkesine geldiğinin izlenimi ve ağırlığını verebilmek… Havalimanından dışarı çıktım, yollar karla karışık yarı yumuşak buz tutmuş. Hemen kapının önünde, gelen turistleri otellerine bırakacak havalimanı servis aracı hazır bekliyordu, her şey o kadar güzel organize edilmiş ki, mutlaka yaşamanız lazım.

Konaklayacağım Santa’s Hotel Santa Claus’a vardığımızda, kaliteli bir dört yıldız otel yanı sıra, Noel baba ambiyansı ile iç içeydim. Kaldığım otel, Rovaniemi’nin ana meydanına yürüyüş mesafesindeydi. Hemen otelin lobisinde bulunan, yüzlerce broşüre heyecanla göz attım. Ne de olsa, burada yapılacak günlük çevre gezilerini resimlerle gösteriyordu broşürler. Noel Baba’nın köyüne giden tur paketinden, Husky’lerle karlar üzerinde gezdiren turlardan, ren geyiklerinin çektiği kızaklarla karlar ülkesinde gezintiye kadar pek çok seçenek. Üstelik akşam hava kararmaya yakın gidilen ve karardığında da kuzey ışıklarını görebileceğiniz nitelikli bir tur da bulunuyordu. Aslına bakarsanız, sıra dışı bu seyahati Türkiye’de çok az insan yapmıştır, hem sizde bıraktığı etkinin müthişliği, hem de seyahat sonrası anlatacak nitelikli bir seyahatin içinde olmak, keyif verici bir duygu.

Rovaniemi’ye gelmeden önce, lokal acentem yapacağım tüm çevre gezilerini organize etmişti. Ertesi sabah erkenden kalkıp kahvaltımı yaptım ve ilk çevre gezisi olan Husky köpekleri ile kızak turuna gitmek üzere hazırlanmaya başladım. O gün anladım ki dünyanın parasına aldığım İstanbul’da beni sıcaktan bayılttığı için nadiren giyebildiğim kaz tüyü montum, hiçbir işe yaramıyormuş. Normal olarak, hava -33 derece olunca eldiven bile kifayetsiz kalmakta. Ama korkmayın, bu şehirde her şey o kadar organize ki anlatamam… Tura çıkacağımız yerde bize bir form doldurttular, ne de olsa Kar motorsikleti kullanacaktık, 1,500 cc gibi iddialı motoru 180’e kadar çıkabilen göstergesi ile güçlü bir aletti bu. Kullanmayı biliyorum, sorumluluğu alıyorum imzasını attıktan sonra, içeri odaya davet ettiler. Kendi mont ve eldivenlerinizin üzerine, onların yekpare olarak verdikleri tulumu ve ren geyiği derisinden yapılma eldivenleri giydik, kar maskelerimizi ve kasklarımızı da aldık. Artık her şey hazırdı, eğitmenle dışarı çıktık. Grup olarak özet bir brifing aldık. Motorun nasıl çalışacağı, karşıdan araba gelirse arkadaki motorların nasıl uyarılacağı, birbirinden kopmadan nasıl gidileceği, hatta motorun eldivenle birleştiği tutamaklarının nasıl ısıtacağımızı da gösterdiler. 3 kademe ısı ayarı olmasına önce anlam verememiştim ama yola çıkınca sebebini anladım. Çok açarsan elin yanabiliyor, az açarsan da elin 2 eldivene rağmen üşümeye başlıyor. Yaklaşık 1 saatlik kar motoru kullanımından sonra, bir kulübede mola verdik. Kulübe loş, önceden organize edilmiş, yaban mersini ve kırmızı yemiş olarak bilinen Redberry ile şeker ekleyerek şömine ateşi üzerinde çaydanlıkta kaynatılan meyve çayı, hayatımda içtiğim en güzel aromaya sahip doğal meyve çayıydı. Hele ki bu kadar üşüme üzerine ilaç gibi geldi.

Sonrasında kısa bir yolculuk daha ve Husky çitliğine vardık. Sibirya ve Alaska türü Husky’leri nasıl ayırt edebileceğimizi de öğrendikten sonra, yaklaşık 3 km’lik bir yolda 8 Husky köpeğinin sizi çektiği kızağa kuruluyorsunuz. Cesareti olanlar kızağın en arkasına geçip isterse ayakta durup da, değişik bir tecrübe yaşayabiliyor. Kızaklar genelde 4-6 kişilik oluyor, herkes arka arkaya oturuyor. Bu deneyim gerçekten de muhteşemdi. Ayrıca Husky çiftliğinde nasıl beslendiklerini ve yaşam alanlarını da görme şansınız oluyor.

Ertesi sabah erkenden her yeri Noel Baba görselleri ile giydirilmiş otantik bir minibüs bizi aldı ve Noel Baba’nın köyüne götürdü. Devasa bir çam ağacı yanında insan boyunun 8-10 katı büyüklüğünde yapılmış 2 kardan köyün girişinde bizi karşıladı. Köyde en meşhur etkinliklerden biri ise Noel Baba’nın postanesine girip sevdiklerinize Noel baba pulu, kartpostalı, kaşesi ile özel kart gönderebiliyorsunuz. Bunun yanı sıra, Noel Baba’nın evinin içine giriyor, loş koridorlarda ilginç bir gezinti deneyimi ve gıcırtılar eşliğinde Noel Baba’nın salonuna varıyorsunuz. Sizi hoş geldiniz Hooo Hooo Hooo edaları ile karşılayan ak sakallı Noel Baba’nın yanındaki koltuğa oturtuyorsunuz. Pamuk sakallı Noel Baba elinizi sıkıyor ve sohbet ediyorsunuz. Bu arada fotoğraf da çektiriyorsunuz. 5 dakikalık sohbet ve çekimin ardından dışarı çıkıyorsunuz. Hemen çıkışta fotoğraf dükkanı sizi karşılıyor. Resminizi gösterip, Noel Baba’nın evine girdiğiniz andan itibaren koridorlarda yürüdüğünüz tüm görüntülerin olduğu videoyu da satıyorlar, tabii ki alıyorsunuz böyle güzel bir deneyim sonrası. İşte kuzey ülkelerinden müthiş bir pazarlama taktiği. Ardından, yine kar motorlarının bulunduğu yere ulaşıp, yola koyuluyoruz. Bu sefer hedefimizde Ren geyikleri çiftliği var. Çiftliğe vardığımızda bir sürü serbest dolaşan geyik bizi karşılıyor, birlikte fotoğraf çektirip, ellerimizle seviyoruz. Hiçbir zararı olmayan uysal hayvanlar. Ardından geyiklerin çektiği kızaklarla yaklaşık 2 km bir yuvarlak parkurda yola çıkıyoruz.

Meğer geyikler köpekler gibi değilmiş, yolun yarısında tüm geyikler yorulup yavaşlamaya başlıyor. Önümdeki geyik çok yavaşlayınca, biz de haliyle yavaşlamadık mı! Ancak arkamızda geyiğin enerjisi çok yüksek olmalı ki, bir anda yüzümün hemen yanında 2 devasa boynuz beliriverdi. Bu hem olağanüstü bir deneyim hem de kafam, huyunu suyunu bilmediğim bir hayvanın iki boynuzu yanında… Korktuğum gibi bir şey olmuyor, geyik uysal bir şekilde yavaşça hareket ediyor. Ben de içimdeki fotoğraf çekme duygusunu yenemeyip geyiğin kafamın dibinde duruşunu fotoğraflayıp, belgeliyorum. Dönüş yolumuzda Yaban Mersinli içeceklerimizi içmek ve biraz ısınmak üzere mola verdiğimiz yerde ise Arctic Circle yani Kuzey Kutup çizgisinin bulunduğu yere varıyoruz. Tabelanın yanında fotoğraf çekilip, kutup çizgisine geldiğimizi belgelerken artık elimizde, biraz önce aldığımız, Ren geyiği sürücü belgesi yanında, Kuzey Kutup Çizgisine geldiğimizi ispat edeceğimiz bir sertifika da burada ismimize özel hazır bulunuyor…

Akşamleyin yola çıkıyoruz ve yine kar motorlarımızla hava kararmış olsa da, 1 saatlik bir yolculuk ile çamların arasında ıssız mı ıssız bir kulübeye geliyoruz. Rehberimiz ateşte sosis pişiriyor tabii domuz olunca onu yemiyorum. Ama favorim olan Yaban Mersini çayını atlamıyorum. Dışarı çıkıp rehberimizle biraz yürüdüğümüzde çam ağaçlarından sıyrılıp, açıklık bir alana varıyoruz. Ve o kadar şanslıyız ki, karşımızda yeşili ve sarısı ile raks eden görüntüsü ile Aurora Borealis yani Kuzey ışıkları… Dünyanın manyetik etkisi ile oluşan bu muhteşem doğa olayı, dünyada Laponya bölgesi (Finlandiya, Norveç, İsveç), ayrıca İskoçya, İzlanda, Alaska ve Canada’nın bir bölümünde gözlemlenebiliyor. Tabii gidip de göremeyen de pek çok turist oluyor zira havanın açık olması gerekiyor, yağışlı ve puslu olduğunda gözlemlenemiyor. Şansınız varsa siz de görebilir, döndüğünüzde anlatacak sosyal medyada paylaşacak muhteşem bir deneyiminiz olur.

Rovaniemi şehir merkezinde büyükçe bir çok katlı AVM, dükkanlar ve Cafe’ler-Pub’lar bulunuyor, son derece keyifli bir yer. Mevsimi Kasım-Mart sonu arasında. Ren geyiği etinden yapılma hamburgerleri deneyebilirsiniz, değişik bir lezzet. Fazla seçici iseniz denemeyin, zira karakteristik bir aromaya sahip ve bence güzel… Havanın ısısı -35’lere kadar düşebiliyor, tavsiyem oraya vardığınızda lokal bir dükkandan Finlandiya malı montlardan alın, 300 Avro civarında fiyatları ama işe yarıyor.

Rovaniemi’ye gelmek için Prontotour’un Şubat-Mart ayında tüm çevre gezileri dahil tur paketleri bulunuyor. Her şey A’dan Z’ye organize edilmiş olarak gidebileceğiniz seyahatin bedeli 6 gün 1,599 Euro’ya 4 yıldızlı otellerde konaklama, üstelik Cam İgloo’larda da 1 gece gökyüzü ve doğa ile baş başa kalma şansınız var… Ödeyeceğiniz paranın karşılığını, manevi tatmin olarak fazlasıyla alabileceğiniz önemli bir seyahat, kaçırmayın derim…

Yazı-Fotograflar : Sarp Özkar   www.sarpozkar.com

 

Etiketler