Marmaris'in incisi Selimiye

Eklenme Tarihi08.06.2016 - 12:01-Güncellenme Tarihi08.06.2016 - 11:42

Dünyada 80 ülkede 500’ün üzerinde şehir gezmiş bir seyahat sever olarak, her gittiğim yerden keyif almasını bilirim. Mayıs ayında havalar yeni yeni ısınmaya başlamış, deniz mevsimini açsak mı acaba diye düşünürken, Marmaris’in Selimiye beldesine doğru, iş amaçlı eşim yanımda olmadan yol aldım. Küçük bir otelde kalıp, oda kahvaltı konseptinde leziz köy kahvaltıları yapıp, tüm gün kafamı dinler, çevreyi gezerim düşüncesindeydim. Atatürk Havalimanı’ndan akşam uçuşu ile Dalaman’a ulaştım. 2 saatlik yolculuk sonrası Marmaris’in Selimiye beldesine vardım, gece geldiğimden çevreyi de çok fazla göremedim.

Konaklayacağım 13 odası bulunan, Selimiye Kapri Otel’e vardığımda, hemen odaya yerleşip dinlenmeye çekildim, gözümü açtığımda sabah olmuş. Kahvaltı yapmak üzere otelin kahvaltı salonuna geldim. İşte o an ilk görüşte aşk başladı. Pırıl pırıl göl gibi bir deniz, balıkçı kayıkları, ördekler, otelin iskelesi o kadar güzel bir kompozisyon oluşturmuşlar ki, kendimi yıllarca arayıp da, hayalini kurup da ulaşamadığım bir tatilin içinde bulmuştum. O esnada Kamil Dönmez Bey’in seslenmesi ile kendime geldim, köy kahvaltımız hazır, çayımız da demlendi, yumurtalarımızı soğutmayalım, buyurun yemeğeeeee… Üstelik öyle lüks tesislerde olduğu gibi sabah 06:30-09:00 arası yemeğe gelme mecburiyeti de yok. Herşey rahat burada, kahvaltı 09:00-10:30 arası. Kahvaltıda köy peynirleri, köy yumurtası, bahçeden taze nane, salatalık, bölgeden organik zeytinyağı, organik kırma yeşil zeytin, köy tereyağı ve Marmaris Balı… Semaverde demlenen çay da o kadar başarılı ki, benim gibi bir çay tiryakisine bile 10 bardak içirebilen cinsten.

Kahvaltıyı rahat rahat yaptıktan sonra, saat 10:30 sularında Selimiye tekne turu için hazırdım. Meğer sabah uyandığım ve bana huzur veren manzaramın en güzel parçası tahta iskele otelimize aitmiş. Çevrede diğer otellerin başka iskelesi olmadığından teknemiz de doğal olarak iskelemize yanaştı, otelde diğer konaklayanlarla birlikte beni almaya geldi. Yaklaşık 5 saat sürecek tekne turumuz için yola çıktık. Selimiye tekne turları dendiğinde, bu işin uzmanı olarak ilk akla gelen Şener Kaptan ile yola çıkmak büyük şans olmuştu bizim için. Üstelik Şener Kaptan koyları ve Selimiye ile ilgili ilginç bilgileri bize anlatırken, yardımcı kaptan olan kızı Sıla da teknemizi kullanıyordu. Sonrasında yiyeceğimiz leziz öğle yemeği, Şener Kaptan’ın değerli eşinin eseri… Tekne turu esnasında hemen her koyda 40 metreye varan derinliğe kadar denizin dibinde ne oluyorsa herşeyi görebiliyorsunuz, bu kadar mı güzel olur bir deniz. Denizde en ufak bir dalga da mı olmaz? Gerçekten bu kadar güzel bir tekne turu yaptığımı hatırlamıyorum.

Tarihi Manastır’ın bulunduğu koydan görünüm, Türkiye’yi tanıtan turizm kitaplarına girebilecek cinsten bir manzaraydı. Manastır’ın hemen yanında üç adet dilek ağacı vardı ve seyahat severler, özellikle de hanımlar tarafından, bir bez parçasına dileklerin yazılıp, ağaca bağlanması neticesinde ilgi ile karşılanıyordu. Teknemize doğru dönerken göz alabildiğine uzanan muhteşem bir deniz manzarası, tekneler ve denizin dibi maksimum berraklıkta olup, gözle balıklar bile seçilebiliyordu. Sonrasında korsan koyu ve diğer iki koyda daha durulup, yüzmek için deniz molası verildi. Öyle bir dingin ve berrak denizdi ki, 2 kişi suya atlayınca, ben girmeyeceğim diyenleri bile beş dakika içinde suya sokmayı garanti ediyordu. Teknemiz tur esnasında, Selimiye’nin merkezinde yer alan yat limanında da durakladı ve çevre gezisi için mola verdi. Selimiye’nin merkezi yaklaşık 500 metrelik bir sahil şeridinden oluşuyordu. Bu küçük şirin beldede, sahil boyunca şık cafe ve restaurantlar da bulunmaktaydı… 

Paprika Cafe’ye bu konuda bir parantez açmakta fayda var. Zira tatlıları o kadar meşhur olmuş ki, ünü sınırları aşmış. Hatta bir ara Abramovich Türkiye’de şaşalı teknesi ile tura çıkmışken, Selimiye’ye Paprika’nın ününü duyduğu tatlılarını yemek üzere yanaşmış, birkaç çeşit tatlı yiyip buradan ayrılmış. Cafe bir aile işletmesi, Anne-Baba ve oğul Bursalı ailesi işletiyor. Sedat Bursalı gelen misafirleri kapıda güleryüzle karşılayıp, kaliteli hizmet vermek için adeta çırpınıyor. Paprika’nın kendine özgü ürettiği menüsünden seçtiklerim; Haşhaşlı irmikli kek, keçiboynuzlu muhallebi, badem sütlü chia  tohumlu puding, çilekli magnolia. Yaz aylarının favorisi tatlılar arasında ise, pişmaniyeli tiramisu, enginar tatlısı, beşamel soslu kabak tatlısı, bal kabaklı Cheese Cake, İngiliz marmelatı, süt reçeli, acı biberli reçelleri de son derece leziz.

Selimiye köyünde bir diğer parantezi de, hediyelik ve kaliteli ev eşyası arayanlar adına Severin için açmakta fayda var. İstanbul’dan Selimiye’ye yerleşen, Sever Ayarcı Hanım’ın aile işletmesi olarak kurduğu Severin’de el boyaması yapılan kuş evleri, balık şeklinde tabaklar, el boyaması eşi benzeri olmayan magnetler, el emeği göz nuru seramik ev eşyaları ve daha pek çok orijinal ürün nedeniyle, saatlerce dükkanda dolaşma ihtiyacı hissediyorsunuz. Birşeyler satın almadan çıkmanıza da imkan yok diyebilirim. 

Selimiye yat limanının yanından teknemize binerken, köy halkından öğreniyoruz ki, yat limanının hemen yanındaki en güzel görünümlü taş ev meğer Kenan İmirzalioğlu’na aitmiş. Sadece Kenan Bey değil, Selimiye’yi ziyaret eden o kadar ünlü isim saydılar ki, meğer bu güzelliği hepsi benden önce keşfetmişler. Dünyanın birçok ülkesini gezip de, Selimiye ile bu denli geç tanıştığımdan dolayı hayıflandım.

Marmaris Selimiye dendiğimde aklıma kazınan ve bende en çok iz bırakan nedir derseniz, son derece keyifli bir tekne turu, muhteşem koylar, Paprika’nın leziz tatlıları, Severin’in el emeği göz nuru hediyelikleri, Kapri Otel’in bahçesindeki kara dut ve yenidünya ağaçlarından ellerimle meyve toplama keyfi ve leziz köy kahvaltımı ederken iskele ile beraber olağanüstü dingin deniz manzarasına karşı demli çayımı yudumlamak diyebilirim.

Etiketler