Serengeti'de Balonla Safari

Eklenme Tarihi29.12.2014 - 2:01-Güncellenme Tarihi29.12.2014 - 1:01

Afrika dendiğinde muhtemelen ilk akla gelenler; kıtlık, fakirlik, imkansızlık kısaca yardım eli uzatılması gereken dünyanın kocaman bir kıtası. Gerçekten de son derece yardıma, desteğe muhtaç bir kıta. Buna rağmen pozitif, her daim yüzleri gülen, arkadaş canlısı, sıcak insanların coğrafyası. Seyahat severlere olağanüstü bir seyahat deneyimi sunan Afrika kıtasının insanları ile tanıştığınızda, inanın yaşadığınız hayatı sorgularken bulacaksınız kendinizi. Bir cep telefonunu şarj etmek için 3-5 km ötedeki bir kulübede yer alan şarj etme istasyonuna yürümek zorunda olan, çocuklarını yabani hayvanlardan korumak adına rengarenk Masai kıyafetleri giyerek ellerine bir de mızrak alarak her sabah ve akşam 8-10 km yürüyerek çocuklarını okullarına sağ salim teslim eden anneler-babalar. Bu yolun gidiş-geliş olduğunu düşünür ve çocuklarını almak için akşam da gideceklerini düşünürseniz, bir ebeveyn günde 30 km üzerinde yol yürümek zorunda, sadece çocuklarını okula götürebilmek için… Aralarında en şanslı olanları okulları nispeten daha yakın olanlar ile yolları üzerinde de cep telefonlarını şarj edebilecek istasyon bulunanlar. Yoksa bunun için de yol yapmak zorundalar. İşte bu nedenle, şarj tamamlandıktan sonra belli saatler aralığında açılır cep telefonları, işte bu nedenle mesaj atılır veya konuşma yapıldıktan sonra cepler yeni bir iletişime kadar kapatılır Afrika’da… Kırsal kesimde sığır dışkısı ve toprak karışımı yaptıkları toplam 5 metrekareyi geçmeyen 2 göz odalı evlerinde anne-baba çocuklar ve evin içine aldıkları ile hayvanları ile yaşarlar. Hatırlatmama gerek yok sanırım, elektrik de hak getire… Ne gerek var ki zaten, ellerini tahtalarla sürterek yaktıkları ateş neye yetmiyor ki!

Her şeye  rağmen “Hakuna Matata” diyebilen insanlar… Yani bizim dilimizde problem yok anlamına gelen bir cümle. Sadece cümle dersek haksızlık ederiz, zira Afrika’nın pek çok ülkesinde yegane kullanılan ortak felsefe, Hakuna Matata… O kadar sorunun içinde sorun olmadığını düşünen pozitif insanlar…

Bu kadar imkansızlıklara rağmen, turizmin son derece popüler olduğu ülkeler… İşte bu güzel insanların ülkelerinden biri ve belki de vahşi yaşam safarisi dendiğinde ilk akla gelen ülke Tanzanya’da, yaşadığım olağanüstü bir tecrübemi sizlerle paylaşacağım. Afrika’da Balonla safari keşfini…

Yükseklik korkusuna sahip bir insan olarak, bir gün bu tarz bir deneyim yaşayacağımı hiç düşünmezdim. Ancak Tanzanya’ya yaptığım seyahatte organizasyonumu yapan Tanzanya Milli Parkları Müdürlüğü, Serengeti vahşi yaşam alanının üzerinde gün doğumunda balonla safari yapacağımızı söylediğinde içimi heyecan bastı. Zira pek çok kişiden Kapadokya’da yaptıkları balon safarilerinin ne denli büyüleyici olduğunu dinlemiştim. Bir yandan da, yükseklik korkumla bu işin nasıl olabileceğini düşünmedim desem de yalan olur.

Sabah henüz hava karanlık iken saat 05:00 sularında, Serengeti’de konaklamış olduğum Tanzania Bush Camp’ten yola koyulduk. 2 gündür safari için gündüz gözüyle geçtiğimiz yerlerde bambaşka bir görsele şahitlik ettik. Malumunuz üzere elektrik sistemi olmayan kapkaranlık bir arazide 4x4 Jeep’imizle yol alırken, aracımızın farlarının aydınlattığı yerlerde kısıtlı bir görüş açısı hakimdi. Bununla birlikte, sabah yüzlercesi gördüğümüz antiloplar ve ceylanlar dizlerinin üzerlerine çökmüş, yüzlerce uzanmış yatıyorlar. Aracımızın sesini duyanlar, biz yaklaştıkça uyanıp hızla ve dehşet dolu hamlelerle kaçmakta… Ne de olsa her an tetikteler, bir hayvan gelecek ve onlara zarar verecek diye!

Yaklaşık 50 dakika kapkaranlık yollarda, kaçışan çeşitli hayvanların ve uyuyan 8 aslanın yanından geçip, yerde metrelerce uzanmış yatan safari balonlarının bulunduğu yere ulaştık. Tanzanya karasal iklime sahip olduğundan, gündüz ve gece arasında ciddi bir sıcaklık farkı bulunmakta. Aracımızdan inelim de yakından bakalım dediğimizde sağlam bir serinlik sizleri karşılıyor. Tavsiyem kazak ve mont  giyerek, bu safariye hazırlanmanızdır.  Aksi takdirde sabah ayazı yüzünden bu güzel keyfin tadını çıkaramazsanız. Kısa bir zaman sonra balonların ateşleyicileri yakılmaya ve şişirilmeye başlandı, hava hala kapkaranlık. Yaklaşık 30 dakika sonra her şey hazırdı. Balonumuzu kullanacak kaptanımız, yerde yatan balonun sepetine 2’şerli gruplar halinde nasıl bineceğimizin bilgisini ve güvenlik konusundaki briefingini verdi. Artık zamanı gelmişti, meydanda bulunan 4 balonun çevresinde heyecanla bekleyen, dünyanın değişik coğrafyalarından gelmiş onlarca turist. Balonun sepetinde 2’şer kişi içine alan sağda ve solda 4’er adet bölme var, tam ortada da kaptanın balona ateşi verip, uçurduğu ve yön vermesini sağlayan pilot kabini. Yaklaşık 10 dakika içinde havalandık.

 

Artık gökyüzü yavaş yavaş aydınlanmaya başlamış, Serengeti  doğal yaşamındaki hayvanlar da güne merhaba diyorlardı. Balonumuz havalanırken hemen yanından geçtiğimiz ağacın üzerinde bulunan 3 akbabaya yaklaşık 5 metre mesafeden geçtik, akbabaların şaşkın bakışlarını tahmin edersiniz… Aman Allah’ım o da ne! Aşağıda zürafalar sabah yemeklerini yemek üzere ağaçlara hücum etmişler. Biraz ilerilerinde bir fil sürü, dişisi erkeği ve çocukları ile ağır ağır yürüyüşteler. Önünüzde ve arkanızda farklı irtifalarda uçan diğer balonlar da seyahatinize renk kattığı gibi, fotograflarınızın da aşağısındaki hayvanlarla birlikte en iyi kompozisyonunu oluşturmakta. Karadan safari yaparken fark edemediğinizi havadan daha iyi gözlemleyebiliyorsunuz. Mesela Serengeti’de pek çok nehir ve su birikintisi olduğunu görüp şaşırıyorsunuz. O esnada kaptan, su birikintisinin hemen kenarındaki 2 su aygırını gösteriyor, bozkırda biraz gezintiye çıkmışlar. Yaklaşık 10 dakika sonra yepyeni yılan gibi kıvrılan büklüm büklüm bir su birikintisi. Dikkatle baktığınızda sığ kısımda timsahları, derin kısımlarında ise onlarca su aygırını rahatlıkla gözlemliyorsunuz.Ve balonda yaşadığımız en güzel deneyime doğru yaklaşıyoruz. Bir dişi aslan su birikintisine yaklaşmış, amacı sabahın ilk ışıklarında susuzluğunu gidermek. Kaptanımız yılların verdiği ustalıkla, aslanın 5 metre üzerine kadar alçalıyor, aman Allah’ım inanılmaz bir deneyim. Vahşi yaşam dünyasında size 8-10 metreden şaşkın bakışlarla bakan bir aslanla göz gözesiniz. Aslanı geçer geçmez suya doğru alçalmaya başlıyor ve tabii tepeden zor seçtiğimiz su aygırlarına ve timsahlara neredeyse 3-5 metre yüksekte gidiyoruz.

Keyfimiz 1 saatlik bir yolculuk sonrası son buluyor derken, sizi bozkırın ortasında 5 yıldızlı bir kahvaltı karşılıyor. Sofrada çeşit olarak yok yok, daha da güzeli vahşi yaşam alanında ileride filler, ceylanları, antilop ve zebraları görerek kahvaltı ediyorsunuz. Böyle bir seyahat deneyimi, böyle bir yaşam anını kelimelerle ifade etmek zor. Arkası bozkıra dönük bulunan Kadın-Erkek portatif tuvaletlerini kullanmak, göz alabildiğinde uçsuz bozkıra bakarak tuvalet ihtiyacını gidermek de ilginç bir tecrübeydi.

Serengeti’ye geldiyseniz, fiyatının 500 Amerikan Doları olduğuna bakmaksızın paranıza kıyın, inanın bu seyahat size kendinizi 1 saatliğine de olsa cennette hissettirecek. İleride hayatta yaşadığın en güzel sorulduğunda ya çocuğumu kucağıma aldığım gün ya da bu safariyi yaptığım gündü diyeceksiniz.

Serengeti’de bu muhteşem deneyimi yaşamak isteyenler, Kilimanjaro’ya direkt uçuşları bulunan Türk Hava Yolları ile Prontotour’un organize ettiği, Tanzanya’da safari programlarına göz atmanızı öneririm.

Doğayla iç içe, olağanüstü keşiflerinizin olması dileklerimle…Sarp ÖZKAR  www.sarpozkar.com