Son üç haftayı Meclis’te geçirdim. Saldırgan hareketler izledim; sinsi ihanetler, yavan hitabetler, abartılı sadakat gösterileri, duygusal patlamalar...
Sevinç gözyaşları, zafer alkışları, çirkin davranışlar, bıçkın dayılanışlar...
Sakin başlamıştı ama uzun, uykusuz gecelerle psikolojiler bozuldu, tartışmaların seviyesi düştü.
Yükselen hararet, ölçüsüz hakareti getirdi. Tatsız bitti.
Büyük maratonun ardından istirahata çekilmiş yorgun mebuslara Abdülkadir Geylani’nin talebesi, 13’üncü asrın büyük İslam alimi Şirazlı Şeyh Sadi’den öğütler iletmek istedim.
Bu güzelim satırları kendimce harmanlayıp hatiplere, liderlere, yardakçılara, kavgacılara üleştirdim.
Kulaklara küpe olsun diye...
Hatiplere:
“Bilmediğin kalenin duvarını taşlama; kaleden de sana taş atılır / Şayet bir gönül kırdınsa, mutlak senin gönlün de kırılır.”
“Sana zarar gelince katlan. Günahtan arınırsın affedersen / Madem her şeyin sonu toprak, toprak olmadan, toprak ol sen...”
“Engin deniz, taş atmakla bulanmaz / Güceniyorsa kişi, sığ sudur; ondan arif olmaz.”
“Konuşmadan köşesinde oturan dilsiz, dilini tutamayan gevezeden evladır.”
“Hayır uğruna söylenen yalan, fitneye yarayan hakikatten âlâdır.”
“İki şey ruhumuzu karartır: Konuşacakken susmak, susacakken konuşmak...”
Liderlere:
“Hak adamı ekmeğinin yarısını yese kalanını yoksula verir / Padişah yedi ülkeyi alsa, yenisine niyetlenir.”
“Gücüne güvenip zayıfı ezme. Arpa değerindeki o kul, kıyamette koca padişahı yüce mahkemeye götürür.”
“Sana gönülden bağlanmayana gönül bağlama / Acele yürüyen yaren, sana yoldaş değildir.”
“Başkasının ayıbını sana sayıp döken, senin ayıbını da mutlak başkasına diyecektir.”
“Kükreyen fille savaşa kalkma; akıllı adamın yapacağı iş değil / Öfkelensen dahi saçmalama; arif insan bu değil...”
“Aslana ‘orman kralı’ denir; eşek ‘adi’ diye küçültülür / Akıllı âdem odur ki, yük çeken eşeği, adam paralayan aslandan üstün görür.”
Yardakçılara:
“Koyun çoban için değildir. Aslında çoban, onun hizmetçisidir.”
“Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın semer takıp el pençe divan durmaktan iyidir.”
“Çorak toprakta bitmez sümbül / Kötülere iyilik, iyilere kötülüktür.”
“Demire cila vurma, pasını gideremezsin / Kara yürekliye öğüt verme; taşı çiviyle delemezsin.”
“Sözü Padişaha tesir eden, iyilik dışında bir şey derse yazık eder / Suçundan emin olmadığını şikayet etmek, gün olur şikayetçiyi de canından eder.”
“Padişaha yoldaş olan, arada altın bulur, lakin bazen de başı gider.”
“Bahçenin gülünde beka, gül mevsiminde vefa yoktur / Kalıcı olmayana gönül bağlamak boştur.”
Kavgacılara:
“Cenk eriysen, öyle biriyle savaş ki, ya ona ihtiyacın olmasın ya da ondan kaçıp kurtulasın.”
“Ey hasetçi, sözümü duyasın: Haset öyle bir hastalıktır ki, ölmeden kurtulamazsın.”
“Ademoğulları aynı bedenin uzuvlarıdır. Bir uzva elem gelirse, öbürlerinin huzuru kalmaz.”
“Kişi nefsinin kötülüğünden kurtulur da, iftiracının zannından kurtulamaz.”
Son söz
(Bu da yaklaşan Köşk savaşının taraflarına gitsin:)
“10 derviş bir kilimde uyur da iki padişah bir kilime sığmaz.”
Bul

Yaşam okulu