Şeyma Subaşı'nın nafakasını aydan aya takip etme konusunda kararlı mıyız?

Acun Ilıcalı'dan boşanan Şeyma Subaşı'nın aylık nafakasının 125 bin TL olması çok konuşulmuştu. Çoğu insanın bir yılda kazandığı paranın 4-5 katına denk geldiği için şaşırılması ve dolayısıyla konuşulması da gayet normaldi. Şimdi de 'ilk nafaka' muhabbeti var. Subaşı, ilk nafakasıyla estetik ameliyatı olmuş. Galiba bu nafaka olayını aybeay takip etmekte kararlıyız.

Şeyma Subaşı'nın nafakasını aydan aya takip etme konusunda kararlı mıyız?

Neden takip ediliyor?

Neden takip ediliyor?
Neden takip ediliyor derken Şeyma Subaşı'nın sosyal medyada milyonlarca takipçi olmasından bahsetmiyorum. Gerçi o da araştırılmaya değer bir konu ama burada merak ettiğim; neden her adımını takip ediyoruz? Bunu konuşmaktan daha değerli bir uğraşımız mı yok?

Mesela aylık nafaka miktarının konuşulması normaldi çünkü birçok kişiye aslında ne kadar büyük uğraşlarla ne kadar kıt kanaat geçindiğini, kendisinden daha az uğraşla daha geniş imkanlara sahip olan insanların varlığını hatırlatmıştı.

Ama ilk nafakasıyla, ikinci nafakasıyla ya da on dördüncü nafakasıyla ne yapacağı bizi çok da ilgilendirmemeli. Sonuçta biz bu 'aylık 125 bin TL kazanıyor' düşüncesinden gerekli hisseyi aldık.

Harap olduk

Harap olduk
Zenginin malıyla züğürdün çenesi arasındaki doğru orantı bu olayda kendini olabildiğince güçlü şekilde göstermişti. Her ne kadar alay ederek ya da imrenerek bahsedilse de, bundan bahsetmek aslında hem bireysel hem toplumsal olarak derin yaralar açıyor.

Bir defa üzülüyoruz. Birçok insanın "Yıllardır iş, güç çabalıyorum. Onun çeyreğini kazanamadım" düşüncesinin etkisine girmesi üzücü değil de, yıpratıcı değil de, küstürücü değil de nedir?

E tam sular durulmuş, hepimizi mevcut durumumuzu tekrar kabullenmeye başlamışken neden 'ilk nafaka' muhabbetiyle tekrar "Ağlamıyorum gözüme fakirlik kaçtı" şeklinde bir ruh haline bürünüyoruz? Bu işin bireysel tarafı.

Toplumsal etkisi ise şöyle: 'Kolaya kaçma isteği'nin insanlarda yer etmesine bahane yaratabilecek olması. Kimse evliliğinin bitmesini istemez. Şeyma Subaşı da "dur evleneyim, sonra boşanır nafaka yerim" dememiştir. Ama oldu bir defa ve evlilik bitti. Bu nafaka konusunu devamlı 'kolay para', 'iyi iş', 'boşa çabalıyoruz' şeklinde topluma sunduğunuzda yalnızca genç kızlarda 'zengin koca' arama çabasına değil, tüm insanlarda "nasıl kolay para kazanırım?" hırsına sebep oluyor. Sanki toplumca yeterince kolay yoldan köşeyi dönme hırsı yokmuş gibi.

Burun estetik, vizyon statik, selam ben Molatik

Burun estetik, vizyon statik, selam ben Molatik
​Şeyma Subaşı'nın ilk nafakasıyla -bakın dikkatinizi çekiyorum ilk nafakasıyla. İkincisi ya da üçüncüsüyle değil. Çünkü onları henüz almadı. Bakalım onlarla ne yapacak? Kesin takipteyiz di mi?- burun estetiği yaptırmış olması normal mi? Normal. Sonuçta o 125 bin TL bir yere harcanacak. Ha burun estetiğine gitmiş, ha tatile, ha hayır işine. Belki onlara da gidiyordur, bilemeyiz.

Fakat bunu takip etmek ciddi anlamda bir vizyon problemi. Bu kadar yerinde sayan bir vizyona sahip olanlar o paraları asla kazanamayacak, nafaka olarak bile. Söz konusu burun Şeyma Subaşı'nın ama her şeye burnumuzu sokan biziz.

Toplum olarak Şeyma Subaşı'nın nafakasına Molatik olduk, sonra bir kısım ilk nafakaya Molatik oldu.

Eh, ben de naçizane ilk nafakaya Molatik olanlara Molatik oldum. Molatikception oldu.

Bu makaleye ifade bırak