Her şey “dikkati çekecek kadar” üst üste geldi.
Önce “kaset” patladı.
Ardından...
Aynı gece PKK “roketlerle” Antakya Deniz Üssü’ne saldırdı.
6 Mehmetçik şehit...
Ve Gazze’ye giden konvoyda İsrail komandolarının asıl hedef aldığı gemi Türk bayraklıydı.
Ölü sayısı -henüz kesin olarak- bilinmiyor ama Türkler çoğunlukta.
Sanki bu iktidarın kucağına üst üste pimi çekilmiş bombalar konuluyor.
“Kaset” bir anda iktidarın fiyakasını bozdu.
İki hafta içinde kamuoyu araştırmaları tersyüz oldu.
AKP sandıklarda rakipsiz görünürken CHP’nin nefesini ensesinde hissettiği bir sürece girdi.
Hatta SONAR’ın araştırması “CHP’nin üç büyük şehirde birinci” konuma geldiğini gösteriyor.
AKP, içeride alternatifsiz olduğu özgüveniyle dış politikaya odaklanmıştı “İran, Suriye, Filistin” açılımları yapıyordu.
İran’ın nükleer yakıtı için “takas” senaryosunda başrol oyuncusu olarak küresel sahneye perde açıyordu.
Şimdi içe dönmek zorunda.
Üstelik önünde referandum ve genel seçim sandıkları kurulmakta.
Kamuoyu araştırmaları değil, sert reel politikanın “oylarla tartı” sınavında terleyecek.
TERSİNE KÜRT AÇILIMI
AKP “kaset” patlamasıyla birlikte CHP’nin nefesini ensesinde hissederken, Kürt sorununda “tersine açılım” dalgasının üzerine doğru gelmekte olduğunu görüyor. Burnundan soluyor.
Art arda şehit cenazeleri zaten bunaltıyordu.
Son olarak Antakya Deniz Üssü’ne PKK’nın roketlerle saldırmak cüret ve küstahlığı olayın kendisini de aşan kaygıları üretiyor.
Abdullah Öcalan’ın “31 Mayıs’tan sonrasının sorumlusu olmadığı” yolundaki söylemi ile örtüşen Antakya saldırısı önümüzdeki günler için kötü işaret.
Çatışmaların dağlarda kalmayacağı, kentlerde ve özellikle büyük kentlerde olaylar sahneleneceği söylemleri dehşet senaryosundan sayfalar.
Sanki görünmez bir el düğmeye basmış.
PKK’nın “güç kaybettiği, ABD ve Kuzey Irak’ın, İran’ın katkılarıyla tükenişe sürüklendiği, silah bırakabileceği” gibi beklentileri ters köşeye yatıran bir “farklı durum.”
Türkiye insanının psikolojisi “Kürt açılımı” diye başlayan süreçle birlikte rahatlamışken şimdi “tersine açılım” süreci “kimya bozucu...”
Sadece AKP değil tüm Türkiye insanı, Türk ve Kürt hepimiz çok acı çekebiliriz.
İktidar, muhalefet, STÖ’ler, medya, hepimiz sorumluluk bilinciyle olayların kolektif çılgınlığa dönüşmesini engellemeliyiz.
“Düşük yoğunluklu” değil artık daha ileri “yoğunlukta” olabilecek ve kardeşi kardeşle karşı karşıya getirmeyi hedefleyen iç çatışma karanlık tezgâhlarına dikkat.
İNSANLIK DRAMI
Gazze’ye “insani yardım” götürmekte olan gemilere İsrail komandolarının baskını ve cinayetler ürperti verici.
Tel Aviv’in bunu dünya kamuoyuna izahı mümkün değil.
Fakat sağduyulu analizler yapmak zorundayız.
Bildiklerimiz ötesinde henüz bilmediklerimizi de dikkate almalıyız.
Bir ufuk turu yapalım:
1- Türkiye için sicili bozuk olsa da Ayalon’un bazı imalarındaki satır aralarını okumak gerekir.
Ayalon “Bu insani yardım malzemelerini bize verin, bizim gemilerimiz götürsün” mesajının kabul görmediği gibi bir şeyler söyledi.
Başka sorular da gündeme gelebilir.
Örneğin...
“Tamam gemileriniz insani malzemeyi götürsün ama denetim için İsrail’den birkaç gözlemci de olsun” türünde önerileri de oldu mu?
2- BM Güvenlik Konseyi’ne başvuru akılcı bir tavır ama sonuç verir mi?
İsrail’in kanlı müdahalesi sonrasında Amerika’nın suya tirit tepkisi Güvenlik Konseyi’ne fazla umut bağlamamak gerektiğinin işaretidir.
Sonrası...
Görünmüyor.
Türk gemisi, cenazeler, yaralılar sorunun bir bölümü.
Ya “İsrail’in yaptıklarının sonuçlarına katlanacağı yolundaki Dışişleri açıklamasının içi nasıl doldurulacak?”
3- Hukukçulara göre “gemilere müdahale İsrail karasularında değil, açık denizde gerçekleşmiştir. Bu nedenle bir korsanlık olayıdır. İsrail HAYDUT DEVLET konumuna düşmüştür. Buna karşı görüşler ise baskın yapılan geminin rotası daha evvel çizilmişse karasuları, açık deniz tanımları değişebilir.”
Sözgelişi ABD Florida sahillerinde, şüphelendiği durumlarda 100 mil içinde müdahale hakkını kullanacağını açıklamıştır.
4- İsrail sadece bu hükümet demek değil.
Tarihinin en sağ hükümetidir.
Irkçı ve dinci küçük ortak, nispeten daha ılımlı sağ olan büyük ortağı rehin almıştır.
Bunca kötü icraatla sicili kararan İsrail hükümeti sonunda gidicidir.
Halkın bir bölümü de bu hükümete karşı.
Yeni bir hükümet ile çok şey değişebilir.
Hükümetler geçici, uluslar ve devletler devamlıdır.
Kara leke bugünkü İsrail yönetimine aittir.‘
....................
Şehitlerimize, insani yardım için yola çıkıp insanlık dışı saldırıyla yaşamlarını yitiren yurttaşlarımıza rahmet, ailelerine ve ulusumuza başsağlığı, yaralılarımıza şifa diliyorum.
Katilleri lanetliyorum.

Josef Stalin de CHP'yi eleştirmiş(!)