Şu sıralar çokça konuşulan ve özellikle bugün (13 Aralık), hakkında farkındalık paylaşımları yapılan ve dikkat çekilmeye çalışılan konu: siber zorbalık.
 
Peki nedir bu siber zorbalık? Zorbalık kelimesinin anlamını biliyoruz aslında. Zorbalık, birinin ötekine zarar verici fiziksel, sözel, cinsel vb. davranışlarıdır. Siber kelimesi başına eklendiğinde ise, bunu teknolojik bilgi ve iletişim araçlarının kötüye kullanılarak karşıdaki kişiye zarar verme davranışı olarak tanımlayabiliriz. 
 
Siber zorbalığın daha çok yaşandığı yaş grubu ise ergenlik dönemi, özellikle 13-18 yaş aralığıdır. Araştırmalara bakıldığında, 13-18 yaş ergenlerinin  yarısının siber zorbalık mağduru olduğu ve her beşinden birinin ise siber zorba olduğu görülmektedir. Bu konuyla ilgili yine ergenlik dönemindeki bireylerle Türkiye'de yapılan bir araştırmaya göre ise her üç kişiden biri siber zorbalık mağduruyken, her  dört kişiden biri siber zorba olarak hayatını sürdürmektedir. Rakamlar incelendiğinde, teknolojinin bu kadar hayatımızın içine işlemesi ve bizi kendine bağımlı hale getirmesi sürecinde aslında bu oranların oldukça ciddi olduğu görülmektedir. 
 
Bir davranışın zarar verici olması için sadece fiziksel  olması gerekmez. Daha çok ergenler arasında yapılan, hakaret içerikli paylaşımların yapılması, birinin diğerini aşağılayıcı yorumları, birinin hesabını izni olmadan ele geçirme gibi durumlar da kişilere zarar vermektedir. Bu davranışlar ergenlere sorulduğunda bunu yapma sebepleri olarak: "arkadaş ortamı, sosyalleşme, eğlence (makara yapma), can sıkıntısı ve intikam" gibi cevaplar alınmaktadır. Bunu yaşayan kişiler ise en çok öfke ve intikam duygularını hissettiklerinden bahsetmektedir. 
 
Peki, bir eğlence olarak başka birinin hayatına zarar vermek ve karşılıklı olarak intikam duygularını beslemek ne kadar doğru olabilir ki ? Aileler ve öğretmenler(rehber öğretmenler) bu konuda neler yapabilir ?
 
Bu durumun sonlanması ve daha ileriye gitmemesi için öğretmenlerin, ailelerin sorumluluğu oldukça büyük. İşe çocukları, öğrencileri konuyla ilgili bilgilendirmeyle başlanabilir. Bunu yaptıklarında aslında karşılarında sanal bir karakter olmadığı, gerçek insanların var olduğuna dikkat çekilerek konuyla alakalı bilgilendirme seminerleri düzenlenebilir. Sonrasında ise bu internet ve mobil telefonlarının kullanımı ile ilgili de bilgi verilerek bu kullanımların takip edilmesi, sınırlandırılması izlenecek yollardan biri olabilir.
 
Çocuklara arkadaşlarından geri kalmaması için daha ilkokul çağında en lüks mobil cihazları almak ne kadar yanlışsa, alındığı halde nasıl kullanacağını, ne için kullanacağını anlatmamak, öğretmemek de o kadar yanlıştır. Lütfen ebeveyn ya da öğretmen olarak bu konu hakkında önce kendiniz bilinçlenip sonrasında çocuğunuzu da bilinçlendirmekten kaçınmayın. Çocukların  sanal dünya üzerinden birbirlerine karşı intikam duyguları beslemelerine engel olun.
 
 
Sorularınız için yorum bırakabilir ya da edamalkav@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.
 
 İnstagram hesabı: @psikologedamalkav