2013 yılında İtalya’da gösterime giren “Sibirya Mafyası” ülkemize daha yeni geliyor. Acaba neden şimdi geliyor cidden merak ediyoruz. Böyle bir filmin mutlaka izlenmesi gerekiyor, çünkü Sibirya hakkında birçok şey öğreniyorsunuz. Film boş bir film olmadığı için, izleyenin ilgisini çekiyor, hele ki o içinizi kıpırdatan müzikleri yok mu, sizi adeta büyülüyor. Arka planda yaşananları da eklediğimizde, filmin amacı ortaya çıkıyor. 

Usta oyuncu John Malkovich’in yer aldığı İtalyan filmi “Sibirya Mafyası”, Urka cemiyeti içerisinde yaşayan insanların başlarına gelenleri anlatıyor. Bunu açarsak; Sovyetler Birliği zamanındaki Güneybatı Rusya’ya yolculuk yapmamızı sağlayan film, şiddete uğramış topluluklardan oluşan, suçluların sorunlarını ele alıyor. Bunların en tehlikelilerinin de Sibiryalılar olduğundan bahsediliyor.

“Borat”ve “Russian Dancing Men” filmlerinden ilham alan film, metafor olan suç kavramını irdeliyor ve bunu kurtlarla özdeşleştiriyor, hatta bazı zamanlarda da kuşların özgürlükleri üzerinden örnekler veriyor. Araya eklediği Emir Kusturica tarzı müziklerle filmin kara bulutlarını dağıtan yönetmen, biraz mizah havası estiriyor ki, film sıradan olmasın.

Film flashback ve flashforward yaparak, hikâyenin çerçevesini çiziyor ve seyirci küçüklükten beri arkadaşça takılan bir çetenin maceralarına tanık oluyor. Bu yönüyle filmdeki karakterler Stephen King’in “Stand By Me” filmini hatırlatıyor. Gerçi onlar çete değillerdi, ama sürekli birlikteydiler. Hikâyenin altyapısı nedir derseniz, cevap verelim hemen: Sosyalist diktatör Stalin’in sürgünde olduğunu vurgulayan söylemlerde bulunan film, Stalin’e göndermeler yaparak o dönemi hatırlatıyor bize… Stalin, Lenin ölmeden önce ipleri eline alan ve Lenin öldükten sonra da ipleri iyice sıkan dediğim dedik bir adamdır. Sağ ve sol ideolojik mücadele adına binlerce insanı sürgüne göndermiştir. Burada da bir nevi bunu izliyoruz. 1990’lı yıllara doğru uzanan film, bazı savaş sahnelerini gösteriyor ve bu sahneler sanki tarihin tozlu defterlerinden kopmuş yaprak misali önümüze düşüveriyor.

SİBİRYA’NIN ANLAMINI BİLİYOR MUYDUNUZ?

Filmde Sibiryalılar sevilmediği gibi, Gürcüler de sevilmiyor. Aslında onları sevmeyen Sibiryalılar çünkü bahsettiğimiz çete onlara şiddet uyguluyor. Böylece Stalin ve Gürcü olayları aynı potada eritilmiş oluyor. Filmin aslında en güzel tarafı; beyaz karlı görüntülerle tüm kötülüklerin temizlenmesi, aslında tam olarak temizlenmiyor, ama o görüntüler onu ima ediyor. Bir de şu var; Sibirya’nın uyuyan toprak olduğu öne sürülüyor. Hatta bunun üzerine Malkovich güzel bir hikâye anlatıyor. Sib uyuyan Yir ise toprak oluyor ve birleşince ortaya Sibirya çıkıyor. Bize etrafı gezdiren kamera, tüm mekânları ve karakterleri tanımamıza olanak sağlarken, çerçeveye giren detaylar olayları bir hayli büyük düşünmemiz adına yardımcı oluyor.

Suçluların gözünden izlediğimiz film, cemiyet içinde olan olaylara vurgu yapıyor ve genç yaştan beri suç işlemeye alışan cemiyet insanları, husumeti kendi yöntemleriyle çözmeye çalışıyorlar ve vücutlarına yaptırdıkları dövme, bazı şeyleri daha net kılıyor. O dövmelerde ne mesajlar var neler…  Yani her bir dövmenin kendine göre özel bir anlamı olduğunu söyleyebiliriz. Açıkçası o dövmeyi yaptırmayan cemiyetten sayılmıyor, bu bildiğimiz cemiyetlere pek benzemiyor. Asıl sıkıntı da orada ya! Derin devlet meselelerine kadar uzanan cemiyet, çocukları eğitip kendi istekleri için onları kullanıyor, bir kere giriş yaptınız mı çıkamıyorsunuz. Cemiyet için adam bile öldürmeleri gerekiyor.

Genel itibariyle filmin tarzı diğer filmlere göre çok farklı, nedeni de anlatılış tarzındaki değişiklik… Özellikle hikâyenin gidişatı için, iyi bir kurgu şart, film bu yönüyle kendini izlettirmeyi başarıyor, ama sadece o kadarla sınırlı değil, çünkü film bazı didaktik dersler veriyor, eğer onu doğru şekilde yakalarsanız hikâyenin içine kolayca dalıyorsunuz.

Sonuç olarak; “Sibirya Mafyası”, daha önce bu konuda yazılmış romanı baz alarak hikayeleştiren, tarihsel bilgileri ekleyen, bazı düşünce sistemlerine atıfta bulunan, zulmü kabul etmeyen, biraz intikamcı, biraz da kendi kurallarını dikte eden bir film… Geçmişin paslı görüntüleriyle zaman zaman kafamızı karıştıran film, bize bilmediğimiz ya da bildiğimizi zannettiğimiz şeyleri burnumuzun dibine dayayarak, bunlar da vardı, onları es geçmeyin diye ileti gönderiyor bir nevi…