11.07.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 11.07.2018-1:30 A-A+
ozay.sendir@milliyet.com.tr
TÜM YAZILARI

SIFIR KOMPLEKS BİR KADIN...



'Öyle Bir Geçer Zaman Ki' dizisinde rol aldığı dönemde Türkçe öğrenip, kendi seslendirmesini yapmasına şaşırmıştım. Sonra “Alman disiplini ne olacak!” deyip geçmiştim.

Geçtiğimiz pazartesi günü, Cumhurbaşkanlığı Resepsiyonu girişinde ilk kez yakından gördüm Wilma Elles’i. Elinde küçük bir çekçek valiz, sıfır kompleks, herkesle beraber sıraya girdi.

Bu esnada fotoğraf çektirmek isteyen kimseye “Hayır” demedi, biri, sonra gören bir başkası geldi, sıkılmadı, aynı samimiyetle herkesle poz verdi.

Resepsiyon alanına giden yolda ve alana vardıktan sonra da bu tavrını hiç bozmadı.

Denilebilir ki, sadece uzun boylu ve güzel bir kadın diye Türkiye’de oyuncu olmuş biri, o yüzden öyle davranmıştır.

Babası diplomat, dünyanın bir sürü şehrinde yaşamış, altı dil öğrenmiş, tiyatro bölümü mezunu birinden söz ediyoruz.

2002’den beri, Almanya’da da kamera karşısında... ‘Küçük dağları ben yarattım’ havasında dolaşmayan, ülkesinin eski başbakanı Gerhard Schröder’le fotoğraf çektirme sevincini de saklamayan biri o.

Tevazusu çok hoşuma gitti, bir sürü ünlünün arasında onu yazmayı tercih ettim.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası

Geçtiğimiz pazartesi gecesi, Beştepe’deki kutlamada Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası da görev aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelişinin beklendiği anda, o kadar güzel ve herkesin seveceği eserler çaldılar ki, bir ara uğultu kesildi, insanların dikkati orkestraya yöneldi.

Hani beylik bir inanış vardır ya, halkımız klasik müzik sevmez, dinlemez, konseri
işkence gibi gelir diye, durum hiç de öyle değil işte! Orkestrayı dinlerken Türkiye turnesine çıkmış, salonlarda değil, meydanlarda konserler verdiğini hayal ettim Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın.

O repertuvar bir sürü insanın klasik müzikle tanışmasını ve sevmesini sağlar.

Erkek olmak mı kolay, ikoncan olmak mı zor?

Fotoğrafı Günaydın’da gördüm, gözlerime inanamadım. Bir dönem köpeğine taktığı Fransız malı ünlü tokalarla haber olan Süreyya Yalçın, tam yedi kiloluk bir elbise giymiş. Her tarafı Swarovski taşlarla kaplı kıyafetinin altına da oldukça uzun topuklu bir ayakkabı giymiş genç kadın.

Yanındaki eşi terlikleri ve şortuyla ne kadar rahat, ‘Erkek olmak ne kadar kolay’ diye düşündüm ilk başta. Sonra zor olanın erkek ya da kadın cinsiyeti değil, biraz ikoncan olmakla alakası bulunduğunu fark ettim.

Bu sıcakta yedi kiloluk ve taşlı bir mekanda neredeyse imara aykırı olacak kadar yüksek topuklu elbise giymenin başka ne açıklaması olabilir ki?

Futbol sonuç oyunudur

Rusya Teknik Direktörü Stanislav Çerçesov, iki Dünya Kupası’nda kaleci olarak görev yapmış bir isimdi.

Spartak Moskova kalesini korudu, ardından milli takıma seçildi ve Sovyetler Birliği formasını giydi.

Rusya, bir sürü dünyaca ünlü teknik direktörle çalıştıktan sonra takımı Çerçesov’a emanet etmişti.

Tıpkı Şenol Güneş’in milli takımın başında olduğu gibi yaşanan karizma eleştirileri, iyi bir orta saha oyuncusu Vitaliy Denisov ile kamuoyu önünde yaşanan tartışma ve alınan kötü sonuçlar derken Ruslar, ev sahipliğini üstlendikleri turnuvaya ümitsiz başladılar.

Gazetelerde ‘moron’ diye isim takılan Çerçesov’un takımı parlak bir futbol oynamasa da, çeyrek finale kalmayı başardı.

Sonuç mu? Turnuva öncesinde “Moron” dedikleri Çerçesov, şimdi milli bir kahraman haline geldi Rusya’da.

Her yerde maskeleri satılıyor, insanlar kartondan bıyıklar alıp poz veriyor, hatta reklam teklifleri de yağıyor.

Bir kez daha gördük ki, futbol bir sonuç oyunudur...

Seks turizminden insanlık merkezine

Tayland deyince sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde insanların aklına ‘seks turizmi’ gelir.

Son dönemde Phuket turları bu algıyı bir miktar kırdı ama Bangkok ve Pattaya söz konusu olduğunda durum aynı.

Her neyse, adı seks turizmiyle anılan bir ülke, şimdi bambaşka bir kimliğe büründü.

Bir mağaranın dört kilometre derinliğinde mahsur kalan 12 küçük futbolcu ve antrenörlerinin bulunması, hemen çıkarılmaması ve en nihayetinde tüm dünyanın merakla takip ettiği kurtarma operasyonu, herkesi başka bir noktaya taşıdı.

FIFA Başkanı, çocukları Rusya’da Dünya Kupası final maçına davet etti.

Elon Musk, belki bir yararları olur diye Tesla’nın mühendislerini yolladı.

Türkiye dahil, dünyanın birçok ülkesinden kurtarma uzmanı dalgıçlar bir fayda sağlama umuduyla Tayland’a koştu.

Giderek daha ayrışan, içine kapanan, aşırı sağın yükseldiği bir dünyada, insanlığın ortak paydası oldu o minikler...

Yazıyı kaleme aldığım sırada, uluslararası ajanslar, sekiz çocuğun kurtarıldığını, mağarada dört futbolcu ve antrenörlerinin kaldığı bilgisini geçiyor.

Onlar kurtarıldıktan ve medya ilgisini kaybettikten sonra Tayland yine seks turizmi merkezi olacak.

Mağarada mahsur kalan miniklerden sadece birkaç yaş büyük kız çocukları, yine bedenlerini satarak var olma savaşına devam edecek.

“Keşke böyle olmasa!” demekten başka elden gelen bir şey yok ama insanlık bir süre için de olsa battığı yerden tekrar yükseliyor..

Bilgi Yarışması"Ağzı lâf yapmak" deyiminin anlamı nedir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.