Kendimizi, günlük rutinimizi ve düşünce tarzımızı değiştirmeden bu iş biraz zor. İşte size oldukça pratik birkaç öneri:

MÜMKÜN OLDUĞUNCA YENİ ŞEYLER ÖĞRENİN. Farklı şeyler beyninizi zinde tutmanızı ve anı keyifli geçirmenizi sağlar. En basitinden yeni bir film izlemek ya da kitap okumak olabilir bu. Bitse de gitsem havasında değil; merak ederek, severek, isteyerek. Bahsi geçen kişileri, beğendiğiniz şarkıları ya da sizde merak uyandıran konuları not alarak, altını çizerek, Google’da kurcalayarak.

SİZE İLHAM VERECEK KİŞİLERLE BERABER OLUN. Negatif, gergin insanlardan sıyrılın, size iyi hissettiren, ufkunuzu açan kişilerle sohbet edin. Böyle kişiler etrafınızda yok mu? Hiç problem değil, sosyal medya ne güne duruyor? Instagram ve Twitter’da aynı basit çevreyi takip edip bunalmaktansa hayata karşı duruşunu, düşünce tarzını beğendiğiniz kişileri takip edin, gündelik yaşamlarından ilham alın.

HER ŞEY HARİKAYMIŞ GİBİ YAPIN. Kendinizi iyi hissetmiyor musunuz? İstediğiniz işler gerçekleşmiyor mu? Aksini düşünün, öyleymiş, olmuş gibi davranın, sonunda istediğiniz duyguları hissedebilmeyi başaracaksınız. –mış gibi ritüelleri pek çok kültürde olan ve faydası kanıtlanmış bir uygulamadır. Neticede birşeyin olması ve bizim olduğunu düşünmemiz arasında çok da bir fark yoktur. Önemli olan hissiyattır.

FAZLA KURMAYIN. Her insan için iyi ve kötü günler olacaktır, bu değişmez bir gerçek. Ancak bugünden yarınki olası kötü günlere odaklanmak kendinize yaptığınız en büyük haksızlık. Dert başa düştüğü zaman kaçış yok, ceza çekilecek. Şimdiden endişelenmek sadece bugünden götürür, yarından azaltmaz. Her anı hakkını vererek yaşayın, olduğu gibi, akışa teslim olarak.

Harika bir hafta olsun,

Sibel ŞENGÜL