Cumartesi

10.02.2018 - 01:30

Şimdi gerçekten para ödemeyecek miyiz?

Sitene Ekle
İyilik & Sağlık  |  Metin Uyar metin.uyar@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Türkiye’de şehir hastaneleri modeli kapsamında kamu-özel işbirliği ile hayata geçirilen ilk proje olan Mersin Şehir Hastanesi, hizmet kalitesi bakımından özel hastaneleri aratmadığından vatandaş inanamıyor: “Gerçekten para ödemeyecek miyiz?”

Geçtiğimiz hafta Türkiye’de şehir hastaneleri modeli kapsamında hayata geçirilen ilk proje olan Mersin Şehir Hastanesi’nin birinci yılını doldurması nedeniyle düzenlenen değerlendirme toplantısına katıldım ve hastaneyi gezdim. İtiraf etmeliyim ki, bir sağlık yönetimi doktoru olmama rağmen bu modelden haberdar değildim. Bu nedenle de kafamda “kamu-özel işbirliği” ile eşleşen bu projeye, ben de pek çok kişi gibi “Sağlık hizmetleri tamamen özelleşecek mi?” endişesiyle mesafeli yaklaşıyordum. Modeli anladıktan ve Mersin Şehir Hastanesi’ni gezdikten sonraysa bakış açım değişti. 

Devlet performans kriterleriyle denetliyor

İlk olarak “Şehir hastaneleri modelinde kamu-özel işbirliği nasıl gerçekleşiyor?” sorusuna cevap buldum. Özetlemek gerekirse devlet, hastanenin inşaatını ve içeride kullanılacak tüm malzeme, cihaz, araç ve gerecin teminini özel bir yatırımcıya devrediyor. Yatırımcıya ise binayı tamamladıktan sonra bir nevi kira gibi düşünebileceğimiz kullanım bedeli ödüyor.

Bu sistem hastane inşaatı için devletin kasasından bir seferde yüklü bir para çıkmasını engellediğinden ve modelde yatırımcı ancak hastaneyi tamamladıktan sonra ödeme alabildiğinden, hastaneler hızla bitiriliyor. Örneğin Mersin Şehir Hastanesi’nin tamamlanması için sözleşme süresi 36 ay olmasına rağmen, CCN İnşaat tarafından hastane 25 ay içerisinde teslim edilmiş. Orijini İngiltere’ye dayanan şehir hastanesi modelinde, doğrudan sağlık hizmetleri dışındaki hastane hizmetlerinin tamamı da özel sektör tarafından sağlanıyor. Yine Mersin Şehir Hastanesi’nden örnek verecek olursam, CCN Holding yatırımcı olarak hastanedeki 19 hizmetten tamamen sorumlu. Yani hastanedeki bina bakım onarım, temizlik, güvenlik, yemek, atık ilaç, otopark işletmesi, laboratuvar, görüntüleme, fizik tedavi, sterilizasyon, hastane bilgi yönetim sistemi gibi tüm hizmetler CCN Holding sorumluluğunda… 

Devlet bu hizmetlerin sunumu için şirkete para ödüyor. Bunun karşılığında da bu hizmetlerin kalitesini yüksek düzeyde tutmak için performans kriterleri koyuyor ve onları sıkı bir şekilde denetliyor. CCN Sağlık Genel Müdürü Timur Balta, performans kriterleri nedeniyle bazı hizmetlerde kaliteyi düşürmemek adına zarar bile ettiklerinin olduğunu anlatıyor ve “Görüntüleme cihazları için hastanın bekleme süresi üç günü geçtiği zaman ceza kesiliyor. Bu nedenle yoğunluk artınca, ceza almamak için bir cihaz daha alıyoruz. Devlet aldığımız o ek cihaz için bize para ödemiyor. Sunduğumuz görüntüleme hizmeti için ödüyor. Ancak hizmetin standardını baştan net bir şekilde koyuyor. Bunun için de hizmet kalitesi hep yukarıda kalıyor” diyerek durumu örneklendiriyor. Hasta ve çalışanların sunulan hizmetlerden ne kadar memnun oldukları da anketlerle ölçülüyor. Memnuniyet belirli bir oranın altına düştüğü anda ceza uygulanıyor. Tabii cezalarla karşı karşıya kalmamak için yetkililer çaba harcıyor. 

Hasta memnuniyet  oranı yüzde 95

Bunları öğrenince “Bir yılın sonunda memnuniyet ne düzeyde?” diye merak ediyorum. Güncel sonuçlara göre; hastaların memnuniyet oranı yüzde 95, hastane personelinin ise yüzde 90,5 seviyesindeymiş. Odalar da memnuniyeti etkiliyor olabilir. Şehir hastaneleri modelinde mevcut yatak kapasitesinin üçte ikisi tek kişilik odalardan oluşuyor. Özellikle normal doğumun teşvik edildiği günümüzde, doğum odalarını gezmek istiyorum. Çünkü kadına doğum öncesi mahrem alan sağlanmasının sezaryen oranlarını ciddi şekilde azalttığını biliyorum. Doğum odalarının da tek kişilik olduğunu hatta her odada duşun da içerisinde yer aldığı banyonun olduğunu görüyorum. Hastanede gezerken kan vermek için bekleyen bir hastaya “Şehir hastanesinden memnun musunuz?” diye soruyorum. Hizmetlerden çok memnun olduğunu ama ulaşım açısından zorluk yaşadığını söylüyor. 

Şehir merkezinde oturmasına rağmen hastaneye üç vasıtayla ancak gelebildiğini anlatıyor. Belediye ulaşımı kolaylaştırmak için servisler koymuş ama belki ulaşımı daha da kolaylaştırarak tüm dünyanın şaşıracağı bir memnuniyet düzeyi yakalanabilir. 

Sağlık turizmi  için VIP odalar 

Sağlık sisteminde geliri artırmak için ülkemizde sağlık turizmine büyük önem veriliyor. Şehir hastanelerinin en üst katında VIP Grand Suite’ler var.  Hastaya ve hasta yakınına beş yıldızlı otel ayarında sağlık hizmeti verilen bu odaların, birçok özel hastane odasından bile çok daha iyi düzeyde olduğunu söyleyebilirim. Şu anda sağlık turizmi aktifleştirilmediğinden kendi vatandaşlarımız bu odaları kullanıyor. Hem de şehrin VIP’leri değil. Mesela gezerken kimsesiz bir kişinin VIP odasında konakladığını öğreniyorum. Sağlığın bir insan hakkı olduğu ve bu nedenle herkesin bu hizmetten eşit bir şekilde yararlanması gerektiği prensibine o kadar uyuyor ki, içimden “Sağlık turizmi bir süre daha bekleyebilir” diyorum.   

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.