Üniversiteye hazırlanan gençler, ve tabii ki onlara eşlik eden aileleri, şu günlerde ikinci basamak sınavı olan LYS için neredeyse son dönemeçteler diyebiliriz. Eğitim öğretim hayatlarının bundan sonraki kısmı için belirleyici olan bu sınava sayılı günler kala, çalışılan dersler, çözülen testler, onlarca soru ve emek verilen saatlerin yanında sınav performansını etkileyen en önemli etkenlerden birini ele alalım istedik: Kaygı!

Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerden ''Bir anda tüm bildiklerimi unutuyorum'', ''Bir soruda takılınca, sanki donakalıyorum'', ''Sınav sırasında dikkatim bir kere dağılınca, asla bir daha toparlayamıyorum'', ''Kalbim sanki ağzımdan çıkacak'' gibi cümleleri duyabiliriz.

Bu kaygıyla başa çıkmaya yardımcı ipuçlarına geçmeden önce şunu belirtmeliyiz ki, kaygı, tamamen sıfırlanması ve hiç varolmaması gereken bir şey değildir. Hiç kaygı duymadığınız bir hayatı düşünün. Karşıdan karşıya geçerken, sağa sola bakmaya bile gerek duymayacak kadar kaygısız olsaydık, zarar görme ihtimalimiz de bir o kadar artardı. Yani, 'yeteri kadar' bir kaygı, bizi hayatta tutar, mücadele etmemize yardımcı olur. O halde, izlenecek yol bu kaygıyı idame ettirmeyi ve belli bir seviyede tutmayı sağlamaktır. Peki ama nasıl? İşte sizler için derlediğimiz 10 tane ipucu:

 

  • Çocuğunuza kaygı kavramını siz de bu şekilde açıklayarak başlayabilirsiniz. Kaygıdan kaçmak yerine, onu kontrol altına alabildiğinde faydalı olabileceğini açıklayın.

 

  • Kaygıyı içinde biriktirmek yerine, ifade edebilmesi için imkanlar yaratın. Ona açık uçlu bir şekilde, 'Sınavla ilgili neler hissediyorsun?' şeklinde bir soruyla yaklaşarak duygularını dile dökmesini sağlayabilirsiniz. 'Heyecanlı mısın?', 'Stresli misin?' gibi sorulardan ise olumsuz anlamda yönlendirici olabileceğinden kaçınmak gerekir.

 

  • Sözlü olarak paylaşmaya çok yatkın bir çocuk değilse, onu yazmaya yönlendirebilirsiniz. Ona, özellikle sınavın hemen öncesindeki günlerde, içindeki tüm kaygıyı dilediğince kağıda dökmesini  önerin.

 

  • Her zaman için ona bir örnek oluşturduğunuzu unutmayın. Çocuğunuz, sizin kaygıyla nasıl baş ettiğinizi görecek ve zamanla aynı mekanizmaları benimseyecektir. Panik olmak, duyguları olumsuz hareketlere dökmek, içinize atmak veya bastırmak, kısacası başvuracağınız tüm verimsiz yöntemler onun için kötü birer model olacaktır. 

 

  • Ona eşlik ederek düzenli ve doğru nefes alma ve gevşeme egzersizleri teknikleri üzerine çalışabilirsiniz. Örneğin, burundan derin nefesler alarak ağızdan verme egzersizini günde bir kaç sefer tekrar etmek ona bir alışkanlık kazandırabilir. Gündelik hayatında vücudundaki kasılma ve gerilmelerin farkına vararak serbest bırakmayı ne kadar pratik ederse, bu ona sınav anında da yardımcı olacaktır. 

 

  • Beslenme ve uyku konusunda bir düzen oturtmasına yardımcı olun. Öğünlerini daha besleyici yemeklerden oluşturmak, sabahları onun hoşuna gidecek ve uyanmak için motive edecek bir kahvaltı sofrası hazırlamak işe yarayabilir. Eğer çocuğunuz size geceleri daha iyi çalıştığını söyleyerek geç saatlere kadar oturuyorsa buna engel olmak yerine, ona ihtiyacı olan toplam uyku saatini ve bunun önemini açıklayarak, saatlerini kendisinin düzenlemesine izin verin.

 

  •  Derse ara verdiğinde bilgisayar veya televizyon karşısında vakit geçirebilir. Fakat, bunun ortak belirleyeceğiniz bir anlaşma ve program çerçevesinde sınırlı olmasına dikkat edin. Mola vakitlerini değerlendirmek için ona yürüyüş yapmak, müzik dinlemek gibi daha rahatlatıcı alternatifler önerin.

 

  • Ders çalışma yöntemlerine ve rutinine müdahale etmek yerine onunla bu konularda sohbet ederek nasıl bir yol izlediğini anlamaya çalışın. Onu eleştirmek için değil anlamak orada bulunduğunuzu hissettiğinde, siz de ona işe yarayacağını düşündüğünüz ipuçlarını bu sayede verebilirsiniz. 

 

  • Kaygı konusunda algının ne kadar önemli olduğunu unutmayın, siz kaygıyı başarıya engel bir faktör olarak yansıttığınızda bu çocuğunuz için daha korkutucu olacaktır. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma gösteriyor ki, eğer sınava giren öğrencilere kaygının daha başarılı olmaya yardımcı olduğu söylenirse öğrencilerin mevcut performansları yükseliyor. Yani, siz ne yönde motive ederseniz, çocuğunuzu oraya doğru yöneltmiş oluyorsunuz.

 

  • Son olarak, tüm tekniklerden ve baş etme yollarından bağımsız olarak önemli olan en temek şey size ona hissettireceğiniz kayıtsız, şartsız kabul ve sevgi. Hiç şüphesiz, ''Ne yaparsan yap, nasıl bir sonuç alırsan al, ben senin yanında olmaya, desteklemeye ve sevmeye devam edeceğim.'' cümlesini içten ve derinden bir şekilde alan çocuk için daha etkili bir yöntem yoktur.

Tüm öğrencilere başarılar, bol şanslar ve sevgiler...

 

Uzm. Psk. Duygu Karaer

 

Instagram: sosyalcocukatolyesi

Facebook: Sosyal Çocuk Atölyesi

www.sosyalcocukatolyesi.com